Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1746




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 71 müzisyen gazete okuyor
 
 
Emel Armutçu
 
 
Yayımlanan Sayı : 487

Gencebay'a sazıyla caz çaldıran, kurbağalarla düet yapan adam. - 30.01.2008





18 Ocak 1927'de İstanbul Fatih'te doğan, ortaöğrenimine Ankara'da başlayan İsmet Sıral, resmi öğrenim hayatına birden son veriverir. Riyaset-i Cumhur Bandosu'nun saksofoncularından İlhami Hayri Bey'den ders almaya başlar.

Yıl 1944'tür ve o günden ölümüne dek elinden düşürmeyeceği, flüt ve neyi de yanına arkadaş edeceği saksofonuyla harikalar yaratmasına az kalmıştır. 1946-49 yılları arasında yaptığı askerliği süresince Harbiye Orduevi Orkestrası'nda saksofon ve flüt çalacak, aynı yıllarda Cüneyt Sermet, Şadan Çaylıgil, Müfit Kiper, Arto Haçaturyan, Faruk Akel, Celal İnce, Hırant Lüsikyan, Muvaffak Falay gibi isimlerle çalışacaktır.

Sıral, Türkiye'nin gerçek anlamdaki ilk yerli caz orkestrası sayılabilecek Sextet'i 1953 yılında Cüneyt Sermet'le birlikte kurar. Bir yıl sonra döneminin en kalabalık ve ses getiren caz orkestrasını oluşturur. Orkestra, kimi zaman Arif Mardin'in beste ve aranjmanlarını çalar, bazen Sevinç Tevs ve Hasan Kocamaz'ın katıldığı konserler verir, gözde mekanların ve İstanbul Radyosu'nun gediklisi olur. Bu orkestranın da dağılmasından ve bir yıllık bir Fransa, Almanya serüveninden sonra Türkiye'de yeni gruplar kuran Sıral, 1961'de Hilton'da yedi yıl çalışacak bir başka grup oluşturur: Günnur Perin (kontrbas), Ayhan Yunkuş (piyano), Turhan Eteke (davul) ve Hayati Kafe'den (Solist) oluşan bu kadro daha sonra Ayten Alpman'la güçlenir ve 1962'de yolu İsveç'e düşer. Türkiye'den gelen ilk caz orkestrası olarak orada 1966'ya kadar çok ilgi gören ekibe, zaman zaman dönemin gençleri Metin Ersoy, Özdemir Erdoğan ve Lamia da katılır.

BAYKUŞLARLA AKORT

1969-73 yılları arasında başka gruplar kurarak çeşitli mekanlarda çalmaya devam eden Sıral, 1969'da Marmaris Turunç'ta bakir bir arazi satın alır; hayalini kurduğu ‘‘uluslararası müzik okulu’’ yükselecektir burada. Bir yandan da Aka Gündüz Kutbay'dan ney dersi alır, Anadolu'nun ses ve ritim zenginliğini caz birikimiyle harmanlar, sayısız genç müzisyenle özel çalışmalar yapar. Yalnızca müziğe yaklaşımıyla değil, kişiliği, felsefesi ve yaşam biçimiyle de özeldir. Tanıyan herkesin içine işlemiş ‘‘anonim bir ruh’’ der, Dost Kip. Sadece caz dünyasında değil, rock'tan arabeske, poptan sanat müziğine geniş yelpazenin tam ortasındadır; komplekssiz, önyargısız, alt üst kültür ayrımı yapmadan. Örnek mi? 1970'lerin ortalarında, Orhan Gencebay'a ‘‘sazıyla caz’’ çaldırmasıyla ünlüdür. Uzun saçlı rock'çılar, usta cazcılar ve arabeskçi sazcıların bir araya geldiği, bir caz parçasını ya da alaturka bir ezgiyi birlikte‘‘denediği’’ o acayip dönemde.

Marmaris'ten komşusu Güner Berktan, ondan ‘‘kurbağa sesini sevmeyi’’ nasıl öğrendiğini anlatır: Bir gün, yanından hiç eksik etmediği flütünü çıkararak, kurbağalarla düet yapmaya başlamıştır. ‘‘Öyle bir müzik çıktı ki ortaya, inanmayacaksınız, o gün bugündür kurbağa sesine bayılıyorum’’ der. Sıral saksofonunu da baykuş sesiyle akort etmektedir zaten. Yeğeni Umur Altan ise New York'ta, dünya çapında müzisyenlerin çaldığı kulüpte müşteri olarak otururken, dayısının nasıl flütünü çıkardığını ve çalarak sahneye doğru yürüdüğünü hatırlar: Adamlar bir an afallayıp duralar. ‘‘Eyvah’’ der Altan, ‘‘rezil olduk, dayak yiyeceğiz!’’ Ama sahnedekiler ‘‘Yeah man!’’ derler sadece ve onunla birlikte çalmaya devam ederler, konser çok daha coşkulu biçimde saatlerce sürer.

1978 yılında, dostu Don Cherry Sıral'ı Woodsock'a, Creative Music Studio'ya (CMS) götürür. Bu avangard okul, Ornette Coleman, Karl Berger ve Ingrid Sertso tarafından kurulmuş, Woodstock'ta 1971-84 yılları arasında faaliyet göstermiş, Don Cherry, Cecil Taylor, Dave Holland, Ed Blackwell, Jack DeJohnette, John Cage, Lee Konitz, Carla Bley, Nana Vasconcelos, Trilok Gurtu, Anthony Braxton, John Abercrombie, Pat Metheny gibi sayısız ünlü ismin özverisiyle yaşamıştır. Dünyanın dört yanından ustalarla gençleri buluşturan okul, hocalarla öğrencilerin aynı mekanlarda içiçe yaşadığı, özgürlükçü ve yenilikçi bir laboratuvardır. Dünyaya yepyeni kavramlar kazandıran ruhu, bugün yapılan her müzikte hálá dolaşır, diye rivayet edilir.

İşte 1978-80 arası, bu okulun en sevilen ve iz bırakan hocalarından biri olur İsmet Sıral; ders ve konserler verir, şimdi onu hálá büyük bir sevgiyle anan yukarıdaki ustalarla doğaçlamalar yapar, onları aksak Türk ritimleriyle, derin makamlarla tanıştırır. Üstelik Turunç'ta müzik okulu hayalini sonuna kadar destekleme sözü alır. Döndüğünde bu hayale dört elle sarılacak; ancak peşinde koştuğu 30 yıla yakın zamanı geride bıraktıktan sonra yorulup vazgeçecektir. Müteahhit firma işi ağırdan alınca; sermaye artırımlarına gücü erişmeyince; hayatında kravat takmamışken takım elbiselerle resmi dairelerde dolaşmasına rağmen bir sonuç alamayınca. Sadece hayalinden değil, hayattan da vazgeçer. Son zamanlarda sağlığı da bozulmuş, çalamaz hale gelmiştir. Aslında daha önce denemişliği de vardır intiharı. Hatta hem ilaç içip, hem havagazını açtığı bir keresinde Ali Ayral'ı arayıp ‘‘Yine beceremedim, gel’’ demiştir. Bu kez başarır! 8 Ekim 1987 günü, kurtulamasın diye önce kendini halıya sarar, üzerine benzini döküp çakmağı yakar.

Dost Kip, babası Ali Kayral'ın dostu Sıral'ı tanıdığında dört yaşındadır. Kapıyı açıp onu gördüğünde ‘‘Babaaaa İsmet Abi’’ diye seslenişlerini hatırlar. İsmet Abi'nin gelmesi iyi bir şeydir; çünkü yokluğunda da kılık değiştirip aralarında dolaşıyormuş gelir ona, bütün hafifliğiyle hep o kadar vardır ki. Öldüğünde 22 yaşındadır ve bir sanat dergisinde çalışmaktadır; tek kelime yazamaz hakkında. Ama yıllar geçip ‘‘belgesel yapmalıyım’’ kararını verdiğinde yolu yine ona çıkacaktır.

Hiç kolay olmaz tabii. Türk Caz Tarihi'nin en önemli figürlerinden biri olmasına karşın, hakkında herhangi bir kaynakta üç beş paragraftan başka bilgi yeralmayan Sıral'ın peşinde tam bir yıl harcar. Onu yanarken bulanlardan ders verdiği köy çocuklarına, yüzlerce kişiyle konuşur, yüzlerce belgeye ulaşır. Hatta İsveç'te böbrek ameliyatı olduğu sırada içinde unutulan ve sekiz yıl sonra Türkiye'de çıkarılan iğneyi bile bulur! Onunla ilgili bir web sitesi kurar. (www.ismetsiral.org).

Ama Sıral'ı araştırdıkça Türkiye'de cazın doğuşuna ve tarihçesine uzanacak; Woodstock yıllarını araştırmak için Amerika'yla bağlantı kurunca da işin rengi değişecektir. CMS 1984 yılında mali güçlüklerden dolayı kapanmış, ancak 2000 yılında kurucusu Karl Berger tarafından yeniden faaliyete geçirilmiştir. Berger, Kip'e ‘‘İsmet Sıral, tanıdığım en yüksek müzik ruhuna sahip insanlardan biri. Yeni tesisimize adını vereceğiz’’ der. Bir de bu efsanevi okulla ilgili tek belgeselin bile yapılmadığını...

Çalışma böylece İsmet Sıral ve Creative Music Studio belgeseline dönüşür. İçinde biraz da Türk Caz Tarihi olan... Projeye, CMS Vakfı'yla birlikte İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı da destek verir. Eğer yeterli sponsor desteği sağlanabilirse, Dost Kip'in temmuza kadar bitireceği belgesel film, İstanbul Caz Festivali'nde İsmet Sıral'a adanan gecede gerçekleşecek film gösterimi ve konserle başlayan bir dünya turnesine çıkacak. Filmin her gösteriminde, Woodstock Workshop Orkestrası'nın vereceği konserlere CMS'den geçmiş önemli isimlerden bazıları da konuk olacak. Karl Berger bunu taahhüt etmiş durumda; CMS'den İsmet Sıral'ı çok iyi tanıyan dünya müzisyenleri de belgeselde seve seve yeralacaklar. Kimler mi? Free Jazz'ın yaratıcısı sayılan Ornette Coleman, ünlü kontrbasçı Dave Holland, piyanist, besteci ve davulcu Jack DeJohnette, dünyanın en iyi perküsyoncusu denilen Trilok Gurtu, Carla Bley, Baidika Carroll, Anthony Braxton, Cecil Taylor, Oliver Lake, Steve Gorn, Lee Konitz ve diğerleri.

İSMET ABİ HEP GELİYOR

Evet, aradan geçen yıllarda, Dost Kip, yine İsmet Abi'nin tebdili kıyafet etrafta olduğunu düşünür. Projeye başladıktan dört ay sonra, eski kupürleri didikleyerek sabahladığı bir gün yine çıkıp gelir İsmet Abi. Perdenin aralığından dış kapıya doğru seyirten silüeti, ‘‘Bir şey yok, sadece geliyorum’’ der gibidir. Ve kaybolur. Bu kez kapıyı değil telefonu açar Kip, ‘‘baba İsmet Abi geldi’’ der. ‘‘Gelir’’ diye cevaplar Ali Kayral. İsmet Abi'nin gelmesi iyi bir şeydir.

Artık yaşamayan caz devinin belgesel çalışması nasıl EVRENSEL BİR projeye dönüştü?

İsmet Sıral. Türkiye'nin ilk caz orkestrası şeflerinden, saksofoncu, flütçü ve neyzen. New York, Woodstock'taki efsanevi Creative Music Studio'da verdiği dersler ve konserlerle iz bırakmış dünya çapında bir müzik adamı. 1987'de kendi isteğiyle hayata veda etti. Yakından tanıyanlar ve Türk cazının fanatikleri hariç, unutulup gitti.

Creative Music Studio. ‘‘World music’’in kabesi, efsanevi okul. Müzikte teknik olarak üst düzeye gelmiş gençlerin, hatta ünlü caz okulu Berklee mezunlarının ve dünyanın her yanından yeteneklerin ‘‘piştiği’’, akademik hiyerarşiden uzak, kendi felsefesi olan bir müzik mabedi. 1984'te kapanmak zorunda kaldı, 2000'den bu yana yeniden canlandırılıyor.

Dost Kip. 37 yaşında. Boğaziçi Üniversitesi'nde felsefe ve sosyoloji okudu. Gazetecilik, proje yöneticiliği, kreatif direktörlük, halkla ilişkiler, film yönetmenliği, editörlük gibi pek çok iş yaptı. Boş zamanlarında da Marmaris İçmeler'de babası Ali Kayral'ın işlettiği Ali Baba Caz Bar'da piyanodaki babasına davulla eşlik etti.

Bu üç isim, şimdi uluslararası bir projede bir araya geldi. Dört yaşından bu yana tanıdığı İsmet Sıral'la ilgili bir belgesel yapmaya girişen Dost Kip, Sıral'ın hayatından yola çıkıp önce Türk cazının tarihçesine, oradan Amerika'ya, Sıral'ın da iki yıl boyunca ders-konser verdiği ve iz bıraktığı Creative Music Studio'ya uzandı. CMS yöneticilerinin katkısı ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın da desteğiyle proje İsmet Sıral ve Creative Music Studio belgeseline dönüştü. Gözünüzün önüne Bueno Vista Social Club filmini getirin. Onun gibi, ama merkezine İsmet Sıral'ı alan, dolayısıyla Türk Caz Tarihi'ne uzanan, oradan CMS'nin dünyadaki ilk belgeseli olmaya doğru giden ve dünya caz devlerini buluşturan film, İstanbul'dan başlayarak dünya festivallerini dolaşacak. Her gösterimden sonra da Woodstock Orkestrası ve efsanevi okuldan yetişmiş dünyanın önemli müzisyenlerinden biri konser verecek! Onu tanıyanlar İsmet Abi'nin bunu fazlasıyla hak ettiğini söylüyor ve yarısı gerçekleşmiş bu güzel proje de sanatsever sponsorların desteğini bekliyor. 


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019