Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1761




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Orhan Kahyaoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 466

Çingeneler ve Çingene Kültürü - 31.12.2007





Çingenelere, Türkiye'de cumhuriyetin kuruluşundan bu yana ikinci sınıf vatandaş gözüyle bakıldığını herkes bilir. Onların gündelik hayatları, davranışları, tarihi, dolayısıyla da kültür ve kimlikleri konusunda çok az sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Bu bir ideolojik önyargının kaçınılmaz sonucudur. Yalnız şehirli elitler değil, birçok sınıf, kültür ve kesimi temsil eden farklı katmanlardan vatandaşlar için de bu önyargı değişmez. Bu özel etnik toplumun yaşama biçimleri, meslekleri devamlı yadırganır. Onlarla gerçek anlamda birlikte yaşamaktan hep çekinilir. Büyük çoğunlukları yerleşik bir hayata geçtikleri halde. Ancak, on-onbeş yıldır, Türkiye'deki etnik toplulukların hak ve taleplerinin yükselmesiyle birlikte, Çingeneler içinde farklı ve haklı örgütlenmelere rastlanıyor.

Çingenelerin en önemli ayrıcalıkları, kültür ve kimliklerinin kopmaz parçası olan, Allah vergisi müzisyenlikleridir. Bu açıdan, Çingeneler, Türkiye'deki eğlence kültürünün farklı bağlamlarda kopmaz parçaları olmuşlardır. Yaptıkları müzikler geniş anlamda Türk müziğinin ayrılmaz bir parçası olarak düşünülebilir. Ancak, Çingenelerin bu özel müzikleri üzerine ciddi, oylumlu bir çalışmaya neredeyse hiç rastlanmamıştı. Cumhuriyetin önemli müzikologları bu müziği ya yok saymışlar, ya da çalışmalarında küçücük kesitlerle geçip dikkate değer bulmamışlardır. Bulanlarsa, elitist bir tavırla bu müziğe tepeden bakmışlardır.

İşte, söz konusu müzik üzerine inanılmaz değerli müzikologlarından biri olan Melih Duygulu'nun kısa süre önce Türkiye'de Çingene Müziği:  Batı Grubu Romanlarında Çingene Müziği adlı özenli kitabıyla karşılaştık. Duygulu, Türkiye müzik ortamının en önemli araştırmacı, arşivci, derlemeci ve akademisyenlerinden. Onun halk müziği, Türk Müziği üzerine yaptığı çok sayıda kitap ve CD-kitap çalışmaları var. Anadolu'nun etnik ve halk müziklerini uzun yıllardır inceleyen; bu çalışmaları akademik bildiriler, makaleler ve ansiklopedi maddeleri halinde kaleme almış yazar, uzun yıllardır da toplumumuzun en önemli etnik kültürlerinden biri olan Çingene'lerin müziğini bir inceleme boyutunda kaleme almış.

Batı grubu Çingeneleri

Duygulu, kendisi bir müzikolog olsa da, kitabın birinci bölümünü, yani Türkiye'deki Çingeneler ve Çingene kültürünü kökleri ve tarihsel arka planına özen göstererek, bu özelliklerin panoramasını çizmiş. Bu bağlamda anımsatmamız gereken önemli nokta, yazarın kaynak çalışmalarının yanında, müzik ve kültürlerine dair yöresel ve bölgesel taramalar yapıp çok sayıda ezgiyi, derleme çalışmaları yoluyla hayata geçirmesi. Duygulu'nun kitap boyunca dili de son derece önemli. Yazarın dilinde, bu etnik toplumu elitlerin ve halkın geniş kesimlerinin dışladığı, alaya aldığı, yok saydığı söylemin hiçbir izi yok. Tersine, müziklerini merkez yaparak bu kültür ve kimliğe sahip çıkma çabası hissediliyor. Çingene şarkılarını bir eğlence aracı olarak ele almak şöyle dursun, inanılmaz titiz bir incelemeci edasıyla müziğe ve şarkılara sahip çıkıyor. Bu anlamda Türkiye'de Çingene Müziği bir ilk olmanın yanı sıra, bu kültüre özenli bir sahip çıkış anlamına da geliyor.

Duygulu, Çingenelerin tarihsel arka plan ve kökenlerini incelerken, bu kültürdeki tarihsizlik ve zamansızlık kavramının sıkça altını çiziyor. Çingeneler için "Ne geçmişe gönderme yaparak kendilerini anlamayı ne de geçmişi bilerek geleceğe ışık tutmaya ihtiyaç duyar" derken yazarın bu kültüre yönelik duygusal sempatisinin haklı izlerine rastlanıyor. Çingenelerin göç ve yerleşim kültürü, dil meselesi, bin yıllık tarihi, Anadolu ve dünyadaki yerleşimleri bir kültürel panorama olarak, sosyal yapıları özenle incelenerek gün ışığına çıkıyor. Bir bilim adamı özeniyle de, çeşitli noktalarda henüz sonuçlanmamış veya varsayım olarak düşünülen birçok yaklaşımı da anıp, kendi şüpheciliğini saklı tutuyor.

Çingenelerin, farklı tarih ve bölgelerde çeşitli adlarla da anıldığı örneklerle gösteriliyor. Ancak, Duygulu'nun inceleme alanı olan Batı grubu Çingenelerinin asıl adının Roman olarak bilindiğini, dolayısıyla bir Roman müziği olarak da kitabın ele alınabileceği anlaşılıyor. Ama farklı adlarda varolan Çingenelerin de aralarında büyük ölçüde bir kültürel akrabalık olduğunun farkına varılıyor. Bu Çingenelerin dil ve dine dair değerleri de bu bölümde özetlenmekte.

'Zamansız' algısı

Ama, asıl konu, yani 'Batı Grubu Çingene Müziği', kitabının ikinci bölümünde, örnekler de baz alınarak analiz ediliyor. Bölümün ilk kısmında bu müziğin teknik özelliklerinden hareketle bu müziğin repertuvarı ön plana çıkıyor. Türkiye'de müzik sektörü ve eğlence kültüründe bu müziğin yerini tespit ederken iki tür repertuarı saptıyor. Bunlar Türk Müziği ve Çingenelerin özel repertuvarı oluyor. Türk müziği repertuvarında, sanat ve halk müziği yanında arabesk ve diğer popüler müzikleri de anımsatıyor. Ama, sonuç cümlesinde, aslında Çingenelerin farklı özellikleri de olan müziklerini her zaman Türk Müziği kategorisi içinde düşündüklerinin de önemle altını çiziyor. Batının -Marmara ve Ege- hangi bölgesinde, hangi Türk müziği çizgileriyle ciddi akrabalıkları olduğu da bu repertuvar başlığında dikkati çekiyor. Çingenelerin 'zamansız' bir algıları olduğunun en somut göstergesini de yazar, Çingenelerin yazılı olmadığı gibi sözlü bir kültürünün de bulunmamasına bağlıyor. Bu tespit bir anlamda yaptıkları müziğe ve teknik özelliklerine de yansıyor. Yapılanın, beklentisi olmayan bir kültürün müziği olduğunu vurguluyor yazar.

'Çingene Şarkıları' adlı bir başka kesitte, yazar şarkıların dil, kurgu, biçim, anlam ve tema özelliklerini yer yer örneklere de yaslanarak analiz etmekte. Örneğin şarkı sözlerinin nasıl yazıldığı, edebi yaklaşımı üzerinde duruyor. Ve özel bir şiirsel dilinin hiç olmamasını bu şarkıların ayırıcı diğer özelliği olduğunu vurguluyor. Yine bu şarkılarda bir derinlik, mânâ zenginliği ve ifade gücü aramanın da bir zorlama olacağını tespit ediyor Duygulu. Onların tarihlerine veya ortak hafızalarına ilişkin veriler bulmanın imkânsızlığını belirtiyor.

Sosyo-kültürel özellikler

Bizim, özellikle eğlence kültürümüzün kopmaz parçası olan bu Batı Anadolu ve Trakya'ya özgü Roman müziğinin daha birçok ayırıcı yanını kitabın ikinci bölümünde daha da derinleştiriyor yazar. Ezgi tiplerinden, müzisyenlerin kullandığı çalgılar; bu müziğin sosyo- kültürel özelliklerinden müzisyenlerine kadar. Yapıtın akademik boyutun içinde ciddi alan çalışmalarının da bir ürünü olduğu kitap boyu anlaşılıyor. Çingenelerin Türkiye müzik sektöründe Cumhuriyet dönemi boyunca tuttuğu yeri de katkıları ve sanatçı kimlikleriyle bu kitapta bölümde- öğrenmek mümkün. Örneğin kanto müziğinde ağırlığını koymuş, plakları yayımlanmış birçok şarkıcı ve etkilerini öğrenirken; son dönemde aranjör bile olabilen Çingene müzisyenlerle artık baş başa kalındığını gösteriyor. Kitabın üçüncü bölümü, notalarla ezgi örneklerinden oluşmakta. Duygulu'nun bu müziğe gösterdiği saygı ve araştırmacılığının belki en anlamlı bölümü bu.

Bunlar Türkiye'de ilk defa yayımlanan ezgi örnekleri. Bu müziğin türsel araştırılması da ilk defa bu bölümde yapılıyor.

Duygulu, bu kitapta, dışlanmış, bir ölçüde itelenmiş bir kültüre, müzikleri yoluyla sahip çıkıyor. Çingenelerin sayısız ayırıcı özelliğini müzikleri yanında kültürel boyutta da tanıma imkânı buluyoruz. Ama, başta da değindiğimiz gibi yazar ve yapıtının en ayırıcı yanı, Çingenelere dair egemen değer yargılarının özenle dışında kalıp, bir kültürel- politik perspektiften hareketle incelemelerini yapması. Bu kitabı örneğine kolay rastlanamayacak bir kitap olarak düşünmek gerek. Yalnız müziğe ilgi duyanlar için değil, Türkiye'deki etnik kimliklerin kendiliğinden muhalif bazı yanlarını keşfetmek isteyenler için de önemli bir yapıt bu.

  TÜRKİYE'DE ÇİNGENE MÜZİĞİ  Melih Duygulu, Pan Yayınevi, 2006, 308 sayfa, 30 YTL.


Kaynak: Radikal

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020