Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1775




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 20 müzisyen gazete okuyor
 
 
Emine Şahin
 
 
Yayımlanan Sayı : 430

“David Alexander Winter ben mi olacaktım?” - 07.11.2007





O, içinden gelen güç ve sevgi ile çalıyor davulunu. Yuvasında eğitim gören çocuklar için yaptığı şarkıları çocuksu bir sevinçle daha biz sormadan söyleyebilecek kadar alçak gönüllü bir müzik duayeni var karşımızda. Üstelik kendisini hala bir amatör olarak tanımlamaktan hoşlanıyor. Sohbetimiz esnasında onun yaptıklarından ziyade yapacaklarından bahsetmeyi daha çok tercih ettiğini anlıyoruz büyük bir hayranlıkla. Dile kolay yarım asrı geçen bir müzik yolculuğu onunki. Türkiye'de caz denilince akla gelen ilk isimlerden, o : DURUL GENCE



Genelde sanatçılar İstanbul'da yaşamayı tercih ediyor ama siz buradasınız...

Zorunluluklardan dolayı...



Yani sizde mi İstanbul'da yaşamayı tercih ederdiniz...

Denizle doğdum büyüdüm. Deniz Harp Okulu ve Lisesi'nde okudum. Sınavlarımı, bir anlamda savaşlarımı İstanbul’da verdim. İçime işlemiş bir deniz sevgisi var bende. Doğrusu çoğu zaman Ankara'da kendimi karaya vurmuş balık gibi hissediyorum



Yuvayı Ankara'da açtınız...

Dedim ya zorunluluklar diye... Baba ocağı nerede ise oraya mahkûm oluyor insan. O zaman da buradaki gençlere, çocuklara bir şeyler verebilmek gerek. Biliyorsunuz bütün hayat boyunca öğrendiklerimizin yüzde sekseni 0–6 yaş arasında gerçekleşiyor. Okul çağına gelmeden çocuklara ne kazandırabilirsek o kadar iyi



Peki, çocuklarla iyi anlaşabiliyor musunuz? Zor olmuyor mu onlara ders vermek?


Kolay değil, ama iyi anlaşıyoruz...



Çocuk şarkıları nasıl çıktı ortaya?

Yuva'daki öğretmenlerin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda... Bir baktım sayıları 20'yi geçmiş. Fırsatım olursa bir albümde toplamayı düşünüyorum.



Siz üniversitelerde de ders veriyorsunuz. Kaç sene oldu ve geri dönüşü nasıl oldu bu derslerin?

Neredeyse 20 yıl oldu... Öğrencilere bildiklerimi aktarabilmek için her yola başvuruyorum. Espirili, güzel geçiyor dersler. En azından müziğin ve cazın ne olduğunu öğreniyorlar, bir kısmı da cazın takipçisi oluyor.



Yerli yabancı pek çok müzisyen ile çalıştınız. “Eşsiz bir deneyimdi” dediğiniz, beraber çalmaktan büyük heyecan duyduğunuz müzisyenler oldu mu?

Geçmişte Attila Özdemiroğlu ile çalışmak çok keyifliydi. Şu an beraber çaldığım arkadaşlarım Atilla Şentin, Murat Ulus ve Bilgehan Erten ile çalışmaktan çok mutluyum. Yabancılardan Herbie Mann beni çok heyecanlandırmıştı. İstanbul'da çalmıştık. Onun karşılama kokteylinde tesadüfen jam session olarak çaldık beraber.Sonra “Yarınki konserde bizimle çalar mısın?” diye rica etti. Konserde çok heyecanlandım çünkü kendisini dünyaya kabul ettirmiş birisi. Bir de Caz dünyasının iyi tanıdığı alto saksofoncu Herb Geller var. Onunla da Hamburg'da yaşadığım dönem yine bir jam session'da beraber çalmıştık. O gün erkenden kalkıp Türkiye'ye dönecektim, sabah yediye kadar kaldırmadı beni davulun başından. İdare ettiği Nord Deutche Rundfunk orkestrasında davul çalmamı teklif etti. O sırada çok fazla Türkiye'ye gelip gidiyordum ve düzenli bir yaşantım olmadığı için üzülerek kabul edemedim.



Yurt dışında ünlü biri olmak için hiç fırsat geçti mi elinize?

Türkiye'de de bir dönem çok meşhur olan Patricia Carli ve menajeri bir gece çaldığımız kulübe gelmişlerdi. Gece geç vakit peş peşe romantik şarkılar söyledim. Çok alkışladılar ve beni sabah kahvaltısına davet ettiler. Edward Saatçi de tercümanlığımızı yapıyordu. Hoş beşten sonra benimle kontrat imzalamak ve sanatçıları olarak Fransa'ya götürmek istediklerini söylediler. Ben “Türkiye'de can arkadaşım Erkut Taçkın ile yeni bir atılıma girdim ona ihanet edip böyle bir maceraya atılmak istemem ” dedim ve nezaketle reddettim. Edward Saatçi çok şaşırdı. “Sen ne dediğinin farkında mısın? Tercüme etmeden bir daha düşün” dedi. “Düşünmeme gerek yok sen tercüme et” dedim. Çalıştığımız kulüpte, Gerry adında İsrailli çıplak ayakla şarkılar söyleyen bir genç vardı. Çok büyük bir yetenek değildi ama eli yüzü düzgün bir tipti. Patricia Carli ve ekibi Gerry'yi angaje ettiler. O zamanlar meşhur olan Samanyolu şarkısını “Oh Lady Mary” yaptılar ve bizim çıplak ayaklı Gerry’ye söylettiler. Ve Gerry dünya çapında tanınan David Alexander Winter oldu çıktı. Fakat nedense işin devamı gelmedi ve o şarkı ile kaldı. Şimdi düşünüyorum “Acaba David Alexander Winter ben mi olacaktım?” diye.



Peki, hiç pişmanlık duymadınız mı?

Bu benim için onurlu ve önemli bir karardı. Belki bambaşka bir yerde olacaktım ama hayatımda aldığım bu ve benzeri büyük kararlardan hiç pişman olmadım.



Sizin 1970 yılında Hey Dergisi'nde Ajda Pekkan ile beraber yayımlanmış bir fotoromanınız var...

Evet, HEY Dergisine destek olmak için, o zamanki prensiplerimin dışında olduğu halde böyle bir çalışma yaptık Ajda ile ve çok eğlendik çekimler sırasında.



Keşke böyle şeyler yapmasaydım dediniz mi peki?

Yok hayır. Şimdi keşke daha fazlasını yapsaymışız diyorum.



Sahnede yaşadığınız ilginç bir anınız var mı?

Ünlü cazcı Lionel Hampton’ın solisti Şişman Siyah Şarkıcı Bertice Reading ile bir gece kulübünde çalışıyoruz. Her geceki gibi saat 01.00’de sahne alacak sanatçımız. Kulübe geldiğini ve arka sıralarda oturmakta olduğunu gördüğümden açılış parçasıyla beraber anons ediyorum kadını, parça uzadıkça uzuyor, tekrar ısrarla anons ediyorum, gelen giden yok. Anonstan vazgeçip insanları dansa davet ederek vaziyeti kurtarıyoruz ama konuklar kadar ben de meraktayım ne oldu diye. Meğer kadıncağız girdiği tuvalette horul horul uyuya kalmış





KISA KISA DURUL GENCE

Bir İlkokul Korosu’nda müziğe ilk ciddi adımını atar.

Bir süre özel piyano dersleri alır.

Deniz Harp Okulu ve Lisesi’nde davul çalmaya başlar.

Bu okulda yaşları 20’nin altında gençlerden kurulu, vokal müzik yapan ilk Türk Rock grubunun davulcusudur.

Ünlü müzisyenlerle deneyim kazanıp Durul Gence 5’i daha sonra Durul Gence 10’u kurar ve başarıya ulaştırır.

Plak, konser ve gece kulüplerinde yıldızlara eşlik eder.

İstanbul’un bir dönem yaşantısını renklendirir.

Şeyh Şamil düzenlemesi ile başarının doruğuna ulaşır.

Herbie Man, Herb Geller, Sony Sharock, Bertice Reading, Lili İvanova, Peter Bastian, gibi dev müzisyenlerle çalışır ve takdirlerini kazanır.

Uluslararası Festivallerde Türk müzisyeninin çağdaşlığını kanıtlar.

Caz’ın tanıtımı uğraşlarına karşılık Arif Mardin’in önerisi üzerine Berklee Müzik Okulu’ndan gelen bir burs ile ödüllendirilir ve Boston’a giderek müzik ve caz tarihi bilgilerini zenginleştirir.

Halen dört kişilik bir grupla faal müzik çalışmalarını sürdürmekte ve yeni açmış olduğu Sanat Merkezi’nde genç kuşaklara bilgi ve deneyimlerini aktarmaktadır

ODTÜ ve Hacettepe Üniversitesi’nde başlatmış olduğu “İnsan, Müzik ve Caz” konulu dersleri 20 yıla yakın bir zamandır devam etmekte ve büyük ilgiyle izlenmektedir.


Kaynak: Ancyra
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020