Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Filiz Ali
 
 
Yayımlanan Sayı : 422

Muslukçuluktan zirveye - 25.10.2007





20. yüzyıl müziğinin en tartışmalı akımlarından biri olan 'minimalizm’in popüler bestecisi Philip Glass, 70. yaşını kutluyor.  Glass, yaşlandıkça daha verimli olan ve gitgide daha da ünlenen ender bestecilerden biri. Son zamanlarda bestelediği film müzikleri ile devamlı gündemde. Örneğin, Nicole Kidman’lı “Saatler”in, Judy Dench ve Cate Blanchett’in oynadıkları “Skandal”ın, Woody Allen’ın son filmi “Cassandra’s Dream” in ve son olarak da Catherine Zeta-Jones’un rol aldığı “Aşk Tarifi”nin müziklerini Philip Glass’ın bestelediğini biliyor muydunuz?

Philip Glass herhalde bestecilik yolculuğunun ilk yıllarında günün birinde böyle popüler olacağını rüyasında görse inanmazdı. Uzun yıllar ekmek parasını kazanmak ve müziğini çaldırmak için musluk tamirciliğinden taksi şoförlüğüne türlü çeşit işe girip çıkmış biriydi.

Minimalist müziğin ilk çarpıcı örneklerinden biri olan ve dört saat süren “Music in 12 Parts” adlı yapıtını 1971’de bestelemiş ama kimselere çaldıramadığından kendi topluluğunu kurup, kendi çalmak zorunda kalmıştı. Oysa “Music in 12 Parts”, bugün minimalizmin klasiklerinden sayılıyor.

Ravi Shankar’ın müridiydi

Bestecilik serüveninin ilk yıllarında o da geleneksel yollardan geçmiş, Juilliard Müzik Okulu’nu bitirdikten sonra Paris’e giderek Nadia Boulanger ile çalışmıştı.  Yolu belliydi; dönemin avantgard akımını izleyecek, Berio, Boulez, Stockhausen çizgisinde ilerleyecekti. Fakat, evdeki hesap çarşıya uymadı ve Glass, Hintli müzisyen Ravi Shankar ile tanışınca dünyası değişti. 1967’de Hindistan’a giderek Shankar’ın müritleri arasına katıldı. New York’a döndüğünde bambaşka bir insandı artık Philip Glass.

Glass’ın Hint müziğinde keşfettiği ve kendi müziğine uyguladığı tekrara dayalı yapı, ses öğelerinden oluşan dokunun sürekli fakat belli belirsiz değişikliklerle işitsel algılamayı şaşırtmasına dayanıyordu. İlk bakışta çok basit gibi görünen bu müzik, aslında oldukça karmaşıktı ve yorumlayanların dikkatlerinin bir an bile dağılmasına izin vermezdi.

Philip Glass, 1970’lerde Manhattan’ın güneyindeki SoHo henüz şimdiki gibi gözde bir semt değilken, her çeşit sanatçının buradaki terk edilmiş elektriksiz, susuz, ısınmayan depolarda yaşadıkları ve birbirlerine omuz verdikleri yıllarda Brian Eno, David Bowie, Allen Ginsberg ya da Leonard Cohen gibi sanatçılarla işbirliği yapmaktaydı.

Talihi 1976’da yönetmen Robert Wilson ile birlikte oluşturduğu “Einstein on the Beach” adlı işle değişti. “Einstein Plajda”, aslında bir opera değildi ama Metropolitan Operası bu işi sahnelemeye karar verince Philip Glass için operalar dönemi başlamış oldu. Einstein’ın ardından Gandhi’yi ele alan “Satyagraha”  ve Mısırlı Firavun Akhnaten’in hikayesini anlatan opera ile üçlü tamamlanmış oldu.

Glass, 1976’dan bugüne kadar hiç durmadan her türden yüzlerce müzik bestelemesine rağmen 1970’le '80 arasında yarattığı eserlerin etkisini bir daha yakalayamadı. Ekimin  ilk haftasında son operası “Appomatox”,  San Francisco’da sahnelendi. Amerikan iç savaşını anlatan bu operanın çok başarılı olduğu söyleniyor. Glass belki de 70. yaşında 1970’lerdeki yaratıcılığına geri dönmüştür.
  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021