Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Filiz Ali
 
 
Yayımlanan Sayı : 414

"Gençliğim inşaata bakarak geçti!" - 15.10.2007





Atatürk Kültür Merkezi (AKM) yıkılsın mı? Neden yıkılsın ki?  Yıkılan yapının yerine yenisi yapılacak mı?

Yeni yapının projesi hazır mı?

Yeni yapının inşaatı kaç yıl sürecek?

Böyle bir yapının, özellikle sahne teknolojisi ile ilgili bütçesinin nereden, nasıl karşılanacağı belli mi?
İnşaat sürerken devletin opera ve balesi, tiyatroları, senfoni orkestrası ve koroları, temsillerini, konserlerini nerede veya nerelerde verecek?

Ayazağa’daki Kültür Merkezi Projesi yıllardır uykuya yatırılmışken AKM’nin yıkılıp yeniden yapılacağına inanmamız beklenebilir mi?

Yeni Kültür Bakanı Ertuğrul Günay makul birine benziyor. Geçmişine hürmeten kendisine inanmak ister gönül. O da konuya 'temkinli’ yaklaşıyormuş. Aslında aklın yolu birdir ya, neyse. 

AKM binasını mimari açıdan beğenmeyebilir, fonksiyonel bulmayabilirsiniz. Eskidiğine inanabilirsiniz.  Temsil ve konser sırasında sifon seslerinin duyulduğundan şikâyet edebilirsiniz -ki bu satırların yazarı yıllar önce bu şikâyeti bir yazısında dile getirmişti-. Sahne arkasının, prova ve soyunma odalarının, depoların yetersizliğinden, bakımsızlığından dem vurabilirsiniz. Binanın yönetiminin çağın gerisinde kaldığına değinebilirsiniz. AKM’nin çok başlı yönetildiğinden ve bunun birimler arasındaki işbirliğini karmakarışık eylediğinden söz edebilirsiniz. Ama, bütün bunların tek çaresinin binayı yıkmak olduğunu söyleyemezsiniz.

Temeli 1946’da atıldı

Şimdi bir de AKM’nin tarihine göz atalım.  Taksim Meydanı’na bütün büyük dünya kentlerinde olduğu gibi görkemli bir opera binası yapma fikri ilk kez 1930’larda oluşmuş. Binanın temeli 1946’da atılmış. Gençliğim Taksim Meydanı’ndaki bitmez tükenmez inşaata bakarak geçti. Sonunda bina Atatürk Kültür Merkezi adıyla 1969’da açıldı. Bir yıl sonra da yandı. Taksim Meydanı’ndaki onarım inşaatına bakarak hayatımdan bir on yıl daha aktı gitti. Sonunda 1978’de AKM yeniden hizmete girdi.

Bu örneklerden yola çıkacak olursak, AKM’nin yıkılması ve yeniden inşa edilmesi, en iyi ihtimalle ve ömrümüz vefa ederse bir on yılımızı daha Taksim’deki inşaata bakarak geçireceğimizi gösteriyor. AKM yandığında, opera temsilleri şimdiki Taksim Sahnesi’ne alınmıştı. Derme çatma sahnede derme çatma temsillerle geçti on yıl. Senfoni konserleri ise Şan Tiyatrosu’nda veriliyordu. İşin garibi Şan Tiyatrosu da yok artık, o da yandı. “Taksim Sahnesi var” diyecek olursanız, ne yazık ki daha geçenlerde, hem de yeni sezon başlarken sahipleri Devlet Tiyatrosu’nu çıkardı oradan. Bu durumda İstanbul Devlet Opera ve Balesi, İstanbul Devlet Tiyatrosu, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ve korolar, yakın gelecekte sokakta kalacak gibi görünüyor.

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’un sanat kurumlarını işte böyle bir gelecek bekliyor.

Tebrikler...
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021