Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 40 müzisyen gazete okuyor
 
 
Leyla Genç
 
 
Yayımlanan Sayı : 402

Debussy ve İzlenimcilik - 26.09.2007





Empresyonizm. 19. yüzyıl sonlarında yazın ve resim sanatından sonra müziği de etkileyen  bir akımdır. Yeni-romantizm ve Wagnerizm’den ayrılarak, müziğe ses gücü yerine izlem’i kazandırdı. İlk örnekleri Debussy verdi.

İzlenimcilik terimi, 19. yüzyıl sonlarında yaşayan Fransız ressamların, özellikle Monet’nin resimde uyguladığı tekniğin müzikteki yansıması olarak adlandırılabilir. Terimin isim babası olarak ise Louis Leroy gösterilir (1874). Bir şeyi doğrudan söyleme yerine sezdirme ve izlenimi sunmayı yeğliyen akımın görsel sanatlarla yakın bir koşutluğu gözlenir. Bu konumuyla geliştirmeye ve büyük çaplı yapılara karşıdır.Bir Pan’ın Öğleden sonrası’na Prelüd -1913, Prelüdler-1910 ve Pelias ve Melisande-1893-1902, bu akımın doruklarındandır. Chabrier ve Chausson gibi bestecilerin de işlendiği görülen akımın diğer ünlü bir ismi olarak da Debussy’nin çağdaşı Ravel gösterilir ancak günümüzde bu konuda yapılan değerlendirmelerde Ravel’in müziğinin bu akımla pek örtüşmediğine  ilişkin savlar bulunmaktadır. Debussy’den sonra izlenimciliği ele alan ilk ve tek önemli isim olarak Bartok gösterilir (Randel) ama II. Dünya Savaşından sonra, Messian. Ligeti ve Crumb gibi bestecilerin de akıma uygun besteler yaptıkları görülür. Geliştirmeye, özellikle Beethoven’daki ve Wagner’deki hacime karşı duyulan tepki belirgindir.  

Claude Debussy (1862-1918)

Fransız besteci. 22 Ağustos 1862’de Paris yakınlarındaki Saint-Germain-en-Laye’de doğdu. Yoksul bir ailenin çocuğuydu. İlk müzik derslerini teyzesi Mme Roustand’dan aldı. Yedi yaşında Cannes’da, Cerutti adlı bir piyanistten ders aldı. Chopin’den dersler alarak yetişmiş olan Madame Maute de Fleurville’in ondaki yeteneği keşfedip özendirmesi ise müziğe yönelmesini sağladı. 1873’te girdiği Paris Konservatuvarı’nda, Marmontel (piyano), Lavignac (solfej), Durand (armoni), Franck (org) , Massenet ve Guiraud (bestecilik) gibi ünlü öğretmenlerle çalıştı. Öğrenim yıllarında, 1879-82 arası Chateaux de Chenonce-aux’daki oda müziği etkinliklerinde piyanist olarak yer aldı.

1884’te okulu, bestelediği L’enfant prodigue adlı kantatla, Roma büyük ödülünü alarak bitirdi. Bu ödül ona Roma’daki Medici Villası’nda üç yıl bestecilik çalışmaları yapma olanağı sağladığı halde, sıkıcı bulduğu ortama ancak iki yıl (1885-7) katlanabildi ve Paris’e döndü. 1888 ve 1889’da Bayreuth’te Wagner operalarını izledi. Rus bestecileri Mussorgski ve Borodin’den sonra, bestecilik alanında kendisini büyük oranda etkileyen müzikçi Wagner oldu. Gregorian şarkı formları ve makamlarım inceledi. Yine 1889’da, Paris’te düzenlenen Dünya Sergisi’nde dinlediği Cava müziği, yenilik arayışlarına özgün boyutlar kazandırdı.

l Mart 1894’te Brüksel’deki La Libre Esthetique adlı resim galerisinde verilen konserde seslendirilen, 1893’te bestelediği Yaylı Çalgılar Dörtlüsü, halk önünde yorumlanan ilk yapıtı oldu. 1901’de Revue blanche adlı dergide müzik eleştirileri yayımlanmaya başladı. 1912-4 arası, piyanist ve orkestra yöneticisi olarak Viyana, Budapeşte, Moskova, Petersburg, Roma ve Amsterdam’ı kapsayan bir konser gezisine çıktı. Döneminin ünlü şairleri ve Turner, Monet, Renoir, Gauguin, Sisley başta olmak üzere izlenimci (impressionist) ressamların birçoğu yakın dostlarıydı. Onların resimde yarattığı akım Debussy’nin de başlıca esin kaynağı olmuş ve özellikle orkestra müziklerinde, çalgıları alışılmışın dışında, fırça darbeleri gibi belirgin ve özgür kullanması, ona izlenimciliği müziğe uyarlayan ilk besteci niteliği kazandırmıştır. 25 Mart 1918’de Paris’te öldü. 

Başlıca Yapıtlarından, Operalar:

Rodrigue et Chimene (tamamlanmadı, 1892); Pelléas et Mélisande (1902).

Bale: Khamma (1912); La boîte a joujoux (1913); Jeux (1913).

Kantat: Diane au bois (1886); L’enfant prodigue (1884), La damoiselle élue (1888); Ode à la France.

Orkestra Müziği
: Printemps (1887); piyano ve orkestra için Fantaisie (1890); Prélude à “L’après-midi d’un faune” (1894); Nocturnes (1899); Danse sacrée et danse profane (1904); La mer (1905); Images (1912).

Piyano Müziği: Suite bergamasque (1890, Clair de lune bölümüyle ünlü); Pour le piano (1901); D’un cahier d’esquisses (1903); Estampes (1903, Soiree dans Grenade bölümüyle ünlü); L’isle joyeuse (1904); Masque (1904); lmages (1905, 1907, orkestra için yazıldığının dışında, Reflets dans l’eau bölümüyle ünlü); Children’s Corner (1906-8); Préludes (1909-10, 1912-3, defterde topladığı 24 prelüt); Six épigraphes antiques (1914, dört el için); Etudes (1915, 12 çalışma); En blanc et noir (1915, iki piyano için).

Oda Müziği: Yaylılar dörtlüsü (1893); flüt için Syrinx (1913); çello sonatı (1915); flüt, viyola ve arp için sonat (1915); keman sonatı (1917).

Eşliksiz Koro ve Ses Müziği: Ariettes oubliées (1888, söz Verlaine); Cinq poème de Baudelaire (1889); Trois mélodies (1891, Trois chansons de Charles d’Orléans başlığı altında topladığı üç ezgi); Fetes galantes (1891, 1904, söz Verlaine); Proses lyriques (1893, sözleri kendine ait); Chansons de Bilitis (1898, söz Pierre Louÿs); Trois Ballades de Villon (1910); Trois poèms  de Mallarmé. 

Debussy ve İzlenimcilik

Her ne kadar yaratış hayatı 19. ve 20. yüzyıllar arasında bölünmüşse de Claude Debussy her yanıyla ve kesin olarak bir 20. yüzyıl bestecisidir. 1918’den bu yana, yeni akımların çoğunun kaynağının Debussy’de olduğunu söyleyebiliriz. Ömrünün son yıllarında yazdığı üç tane sonatla yeni klasikçilik akımına yol hazırlayan odur. Tenkidci Virgil Thomson, Debussy’nun 1912’de yazdığı Jeux’nun çatışan kromatiklerine bir kulak verilmesini, tonalite bağlarından kurtulmak için en güçlü çabalardan birinin bu yapıtta gerçekleştiğini söylüyor; sonra, kakışmaların (dissonances) Stravinsky’de bile Debussy’de olduğunca kıyasıya kullanılmamış olduğunu belirtiyor. Müziğin bir “tını olayı” diye ele alınmasına ilk Anton Webern ve Edgar Varèse’de rastladığımızı sanıyoruz ama, Webem’deki ses-renk kavramının ve Varèse’in “düzenlenmiş ses” anlayışının önceliğinin nerede olduğunu herhangi bir Debussy çalgılaması ortaya koyar.

Gene de Debussy, kendinden öncekilerden yararlanmıştır. Orkestralaması Berlioz’a dayanır. Piyano yazışı Chopin’den gelir. Melodisiarıtılmış Massenet, biraz da halk müziği karışığıdır. Çokses yazısında Mozart’a yaklaşır. Fakat biçim konusuna gelince, bu alanda Debussy’nin örnek seçtiği, etkilendiği bir besteci yoktur. İzlenimci (impressioniste) resim ve simgeci (symboliste) şiir Debussy müziğinin biçim özelliklerinin kaynağı olarak görülebilir. Fakat bu alanda Debussy’nin müzik sanatında bir öncesi, bir beslendiği kaynak yoktur. Mozaik! “Debissy’de biçim” deyince akla bu sözcük gelir. Nitekim Debussy müziğinin biçimsel yanını, mozaik kuruluşuna benzetebiliriz.

Debussy müziği armoniye değil, melodi, ritm ve tını parçacıklarının düşey ve yatay birleşimlerine dayanır. Yanlış anlaşılmasın, “Debussy’de armoni önemsizdir” denmek istenmiyor. Yalnız şu var ki, armoni onda yapının harcı olmaktan kurtulmuş, anlatıma atanmış, her yapıtında yeni bir varoluşa ulaşmıştır. Debussy, dura gelmiş gelenekleri sorguya çeken, onlardan sıyrılmayı gözeten, durmadan yeni eylemlere girişen, müziği yepyeni bir duruma ulaştırmış bir bestecidir.

Debussy’yi etkileyenler arsında, Mussorgsky ve Uzakdoğu müziği etkilerine de değinelim. 1889 yılında Paris’te açılan uluslararası sergiye Rimsky Korsakof da gelmiş ve Rus muziğinin çalındığı iki konser sunmuştu. Debussy daha önce de Rus müziğini tanımış, fakat bu tanıma Rimsky ile Borodin’den pek öteye gitmemişti. Rimsky’nin Paris’te yönettiği konserler, Rusya ile Fransa arasında bir müzik alışverişinin başlaması ve bu alışverişin Debussy’yi olsun, başka Fransız bestecilerini olsun etkilemesi bakımından önemlidir. Sergi asıl, Afrika’dan, Arabistan’dan, Uzakdoğu’dan gelen halk müziği topluluklarının gösterileri bakımından ilgi çekici olmuştu. Cava’nın “gamelan” orkestrasını dinleyen Debussy’nin bu müzikten aldığı izler Pagodes adlı piyano parçasında, bundan başka birçok yapıtında beş tam sesli gamın kullanılmasıyla kendini gösterir. Uzakdoğu müziğine yönelme bakımından Debussy, ölümünden otuz yıl kadar sonra batı müziğinde yeğinlikle kendini gösteren bir akımın, Uzakdoğu müziğiyle esinlenme akımının öncüsü olmaktadır. Debussy, Mussorgsky’nin müziğini daha geç tanıdı. Bununla birlikte, “Boris Godunof’un partisyonunu gördükten sonra, “işte bizi Wagner etkisinden kurtaracak olan budur” dediği doğrulanmaz. Nitekim Debussy’nin, mektuplarında, Mussorgsky kabalığının, Wagner şişkinliği kadar Fransız ruhuna aykırı olduğunu belirtmiştir. ikisinden de kaçınmıştır, ama Debussy, Mussorgsky’yi de, Wagner’i de çok beğenirdi. Fakat güçlü kişiliğinin gölgesinde bu izlere yepyeni bir görünüş, yepyeni bir anlam verdiği de tartışılamaz.

Debussy ömrü boyunca esin kaynaklarını, genel tutum olarak, hep müziğin dışında, edebiyatta, resimde, doğa görünüşlerinde aramıştır. Salt müzik yapıtları, dörtlüsü, ya da sonatları, diyelim ki Mallarmé’nin bir şiirinden izlenerek yazdığı L’Apres-midi d’un faune’a ya da Maeterlinck’in oyununu libretto olarak kullandığı Pelléas et Mélisandre operasına kıyasla, daha az önemli kalır. Bütün opera tarihinin en başta gelen altı yedi yapıtı arasında bir yer alabilecek değerde ve önemde bir opera olan Pelléus’da Debussy her şeyden önce usta bir dramatist olduğunu ortaya koymuştur. Operasından sonraki büyük çapta yapıtı La Mer (Deniz), bir doğa görünüşünün, denizin, besteciye verdiği duyguların, izlenimlerin anlatılmasıdır.

Debussy’nin müziğinde bütün teknik yanlarıyla ilk defa görülen izlenimci (impressioniste) müziğin yöntemleri şöyle özetlenebilir: Belirli tonalitenin dışında kalan akorların kimi kere parçanın daha ilk ölçüsünde sunulması ve böylece tonalite duyusunun silinmesi; akorlann, klasik armoni kurallarının tersine, koşut (muvazî) olarak ilerlemeleri ve bu ara koşut beşinci ve dördüncülerin kullanılması; tam aralıklı ses dizilerinin kullanılması ve bu tutumun bir sonucu olarak dış ülkelerin, Uzakdoğu’nun, özellikle Çin ve Japon müziğinin, hem de Ortaçağ müziğinin ses dizilerine başvurulması; kromatik (yarım sesli) dizinin, tonalite kuralları içinde çözümlenemez gibisinden kullanılması ve böylece atonalite ve on iki nota müziğinin hazırlanması.




İzlenimcilik (fr. impressionnisme)





  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019