Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1748




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 74 müzisyen gazete okuyor
 
 
Berna Kurt
 
 
Yayımlanan Sayı : 397

Dansta toplumsal cinsiyet olgusu - 19.09.2007





İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin repertuvarına yeni katılan 'Dört Bale' programında yer alan dört bölüm içinde akıllarda en fazla kalan, seyirci tarafından en çok alkışlanan ve basında da en fazla konu edilen bölümü yalnızca erkek dansçılar tarafından icra edilen 'Troy Game' idi.

Bu bölümün koreografisini yapan Robert North eseri için şunları söylüyor: "'Troy Game'i 1974'te yaptım. Toplulukta altı genç erkektik. Ve altı genç erkek için koreografi yapmak istedim. Aikido, tai chi gibi şeyleri de çalışıyorduk. Tüm bunları kullanabileceğimiz bir koreografi yaptım. Erkeklerin maço olmanın saçmalığını fark etmeye başladığı yıllardı. Maço imajıyla da dalga geçtik".

'Dört Bale'nin bu son bölümünde erkek dansçılar sessiz sahneye haykırışlarla giriyorlar ve müzikle birlikte yer yer rekabet ve güç gösterilerini, yer yer erkeksi eğlenceleri anımsatan hareketler icra etmeye başlıyorlar. Belli bir temadan yola çıkan bu sahnede, bedensel kullanımlarıyla belli bir iç aksiyon tutturmaları ve böylece teatral bir atmosferin oluşması bu bölümü diğer bölümlerden ayrıştırıyor. Dansçıların bu temayı gündelik hayat deneyimleriyle bağlantı kurarak ve keyif alarak sunabilmeleri de seyirciye rahatlıkla geçen bir sahne aksiyonu oluşmasına ve dolayısıyla sahnenin ve gösterinin alkışlarla bitmesine katkıda bulunuyor.

Devlet Opera ve Balesi dansçılarının böylesi eleştirel bir üsluba sahip avangard bir eseri sahneleme şansı yakalamaları oldukça önemli. Bununla birlikte koreografın hedeflediği dramaturjinin dansçılar tarafından ne kadar içselleştirildiği ve dolayısıyla seyirciye ne ölçüde yansıtılabildiği bir tartışma konusu olabilir. Gösteri bittiğinde gelen alkış seline, dansçıların bir bölümünün erkeksi virtüozite şovlarıyla cevap vermesinin, seyircinin de seyrettiği bölümdeki eleştirelliğe tamamen ters düşen bir şekilde, bu ustalıkları tekrar tekrar talep etmesinin ironik bir durum oluşturduğu söylenebilir.

Homofobi eleştirisi?

'Troy Game'in sahnede birkaç kez tekrar edilen ve beğenilen bölümlerinden birisi "kadınsı" olarak yorumlanabilecek hareketler yapan bir dansçının diğerleri tarafından sürekli olarak küçük görülmesi, dışlanması, hatta yok edilmeye çalışılması idi. Çoğu seyircinin "homofobi" eleştirisi olarak algıladığı bu sahneyi, bu tiplemeyi canlandıran Serhat Güdül şöyle yorumluyor: "...Ben diğer erkekler vücut geliştirme ve halterle uğraşırken, sürekli 'klasik bale' diye tutturduğu için kovalanan bir adamı oynuyorum..."

Güdül, "Taytın görüntüsü komik geliyor, erkeksi gelmiyor insanlara. Baletlerin gay olduğu inancı var ailelerde... Sizin aileniz nasıldı?" sorusuna şu yanıtı veriyor:

"Bizde bu konu hiç konuşulmadı. Ne ailemden, ne arkadaşlarımdan taytla ilgili bir şey duymadım. Zaten konservatuarda sekiz sene yatılı okuduğum için dışarıdan arkadaşım da olmadı. Bu çok güzel bir meslek. Ailelerin endişe etmemesi gerekir. Kesinlikle 'gay mesleği' değil. Aksine tam bir erkek olmak gerek! Çünkü bizim 'lift' dediğimiz, partnerimizi kaldırdığımız hareketler ekstra güç gerektiriyor. Bir yandan haltercinin yaptığı gibi ağırlık kaldırırken, öte yandan da işe bir estetik kazandırabilmek çok zor. Açıkçası pek de bir gay'in yapabileceği bir iş değil. Onlara bir şey demiyorum ama bence tam bir erkek işi. Seyirciyle iyi kontakt kurabilmek için gözlere makyaj yapılıyor, tayt giyiliyor. Bu yüzden insanlara öyle geliyor".

Serhat Güdül'ün bu yanıtı, erkek dansçıların konuyla ilgili yorumlarının bir örneği gibi ele alınabilir. Baletlerin ya da daha genel olarak erkek dansçıların büyük bir çoğunluğunun, bir çeşit "erkeklik ispatı"na zorlanmaları sonucunda sürekli savunma halinde yaşaması ve böyle söylemler geliştirmesi bugüne özgü bir durum değil. Tarihsel olarak homoseksüellikle erkek dansçılığın ilişkilendirilmesi buna zemin hazırlar. Erkek dansçılara yönelik önyargılar romantik balenin geliştiği, profesyonel balerinlerin sahnede görünürlük kazanmaya başladığı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren artmaya başlar. Sahnedeki duygusal, yumuşak erkek tavırları beğenilmemeye başlanır, bu şekilde hareket eden erkekler eşcinsellikle "suçlanır". Çoğu yerde erkek dansçıların temel işlevleri artık sahnenin odak noktası haline gelmeye başlayan balerinleri taşımak ya da desteklemek, savaş dansları yapmak ya da oyunculuk ağırlıklı rolleri canlandırmak haline gelir. Homofobi çoğu erkeğin dansçı bir kimlik geliştirmesi önünde engel oluşturur. Ancak eşcinsel dansçılar zamanla "açılma"ya ve yüzyıl sonuna gelindiğinde de bu durumu sorunsallaştıran ve toplumsal olarak üretilmiş erkeksi davranış parametrelerini sorgulayan eserler sahnelemeye başlarlar.

Kadınlık ve erkekliğin değişen toplumsal tanımlarını yansıtan; kadınların, erkeklerin, eşcinsellerin... farklı temsiliyet olanaklarını araştıran dans eserlerini sadece yorumlamanın bile bu tarihsel önyargılarla yüzleşmeyi gerektirdiği açıktır. Türkiye'deki baletler açısından 'Troy Game'le "maşizm" eleştirisini sahneye taşımak, sahneleme yöntemleri, dramaturji, yapılan işe karşı eleştirel bir bakış geliştirme anlamında önemli bir deneyim olarak görülebilir. Bununla birlikte aynı deneyimi kurumsal olarak yaygınlaştırmak da önemli.

Aynı gösterinin üçüncü bölümünü oluşturan, ağırlıklı olarak balerinlerin icra ettiği Balanchine koreografisi 'Concerto Barocco' bu konuda çok daha fazla adım atılması gerektiğini ortaya çıkarıyor. Bu bölümde dans eden yetenekli balerinlerin 'Troy Game'deki partnerleri gibi eleştirel dramaturjileri sahneleme, geleneksel kırılgan balerin imgesinin ötesine geçme şansı yakaladıkları gün, Türkiye dans tarihi açısından önemli dönüm noktalarından biri olacaktır.


BERNA KURT: İstanbul Kültür Üniversitesi, Araştırma Görevlisi, dansçı
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019