Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ufuk Çakmak
 
 
Yayımlanan Sayı : 394

Saygun'u bir de buradan dinleyin - 14.09.2007





Piyanist Yeşim Gökalp, Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin ve İlhan Baran'ın yapıtlarını, bestecilerin ruhunu keşfeden bir yorumla seslendirmeyi başarmış

Adında bile yaratıcısının titizliğini ele veren 'küçük sonat' anlamındaki 'Sonatin', kimi müzik tarihlerinde zayıf bir geçiş dönemi eseri olarak nitelenmiş ya da müzikal fikirlerin karmaşık ve kararsız sergilenmesi nedeniyle mantıksızlıkla eleştirilmiş. Hatta (öz)eleştirelliğiyle tepki toplamış Adnan Saygun da besteci Tippet'a hediye ettiği kopya üzerine "Emin olunuz ki artık böyle berbat müzik yazmıyorum" diye not düşmüş. Eser ise tüm yergileri aşarak, en sık yorumlanan Türk eseri olma yolunda hızla ilerliyor. Önce Saygun'un öğrencisi Gülsin Onay, sonra genç kuşağın en parlak piyanistlerinden Hande Dalkılıç tarafından kayda alınan 'Sonatin' şimdi de Yeşim Gökalp'ın ellerinde hayat buldu.

'Sonatin' bir yanda Saygun'un 1930'larda bayraktarlığını yapıp sonradan vazgeçtiği, güneş-dil teorisinin müzikteki kardeşi beş tonculuğa yaslanıyor, diğer yandan frankofon armonilerle, örneğin Debussyvari bir izlenimcilikle flört halinde. Böyle bir kozmopolit rahatlık, farklı etkileri bünyesinde bir sakınca görmeden barındırabilme gücü ve güzelliği de en çok ilk kuşak bestecilerimizde vardı zaten. Yeşim Gökalp, ilk ölçülerde önceki hızlı yorumların tersine bestecinin yönergesine tam olarak uymayı tercih eden bir tempoyla ancak daha belirgin kesikli notalarla (stacatto) başlıyor ve renk arayışlarını eser boyunca sürdürüyor. Kimi zaman Debussy'nin 'Children's Corner'ını çağıran oyunlu ifadeler bulmuş. İkinci bölümde bastaki inatçı motif azalmayan bir kedere rağmen dikliğini kaybetmeyen bir yürüyüşü anlatıyor. Tüyleri diken diken eden cinsten. Hiper-kuramsal etnomüzikolog Saygun'un özü koruma kaygısıyla pek de yapıbozuma uğratmadan çokseslendirdiği, her zamanki gibi fazlaca somut 'Horon' ise daha egzantrik olmak adına Gökalp'in yaptığı gibi sakince değil, bestecinin öngördüğü hızı da aşarak daha enerjik çalınmalı, kanısındayım. Gökalp kararsız eseri genel anlamda belirli bir karar noktasına çekmediği gibi, ne romantik bir havaya bürüyor ne de bir köylü kıyafeti giydiriyor. Geçiş dönemi yapıtlarının da farklı bir dinleme değeri olduğunu ispatlayan 'Sonatin' eğlenceli olduğu kadar önemli bir eser.

Piyanistin el çantasında hazır bulundurulan 'Duyuşlar', kısa öykülerden kurulu renkli bir hikâye kitabı. Ulvi Cemal Erkin'in kendine has armonizasyonunun bir ön reçetesi ya da kuramsal bağı yok. Bestecinin çok iyi bir piyanist olduğu düşünüldüğünde, bu kısacık eserde enstrümanın çok hafiften çok kuvvetliye uzanan gürlük açıklığını gösterivermesine şaşmamak lazım. Gökalp, piyanistik bir yazısı olan bestecinin oyuncul, şaşırtmalı müziğini başarıyla seslendirirken, 'Şaka'daki aceleyi, 'Küçük Çoban'daki derinliği, 'Zeybek'teki heybeti güzel anlatıyor. Buna karşın Erkin'in tipik fff (çok çok kuvvetli) işaretlerinin -örneğin 5 No'lu 'Oyun'da- pek hakkını vermiyor.

Geçen yıl kaybettiğimiz İstemihan Taviloğlu müziğe klarnet çalarak başlamış ve kompozisyona kayarak Saygun'un öğrencisi olmuş. 'Mi/Piyano İçin Üç Prelüd' Mi tonunu eksen alan üç kısa parçadan oluşuyor. Yalın ve akılda kalıcı prelüdler hızlı-yavaş-hızlı tempolarında. Gökalp, bestecinin sade ancak güçlü melodilerinin her birini ruhuna inerek çalmış. Az bilinen, az çalınan, ancak cevher sahibi Taviloğlu'na başlangıç yapılabilir bu eserle.

CD'nin son eseri Saygun'un 'Üzerinde çok emek verdim' dediği çok değerli bir başka öğrencisi İlhan Baran'a ait 'Siyah ve Beyaz'. En güçlü ancak ayrıksı bestecilerimizden İlhan Baran bestecilik zekâsıyla bir efsanedir gerçekten. Daha önceki kayıtlarıyla da ses getiren Baran'ın 'Siyah ve Beyaz'ının da aşağı kalır yanı yok. Örneğin şimşek hızıyla akan 'Perpetual Mobility' devingenliğiyle aklınızı bir alıyor ki ancak bitiminde kalbiniz gümbür gümbür nefesinizi tutmuş olduğunuzu fark ediyorsunuz. Çok ruhlu, ateşli ve bütünlüklü duyuşu olan bir besteci.

İstemihan Taviloğlu ve İlhan Baran eserlerinin ilk kayıtları, Saygun ve Erkin'in ise farklı yorumları için Yeşim Gökalp'in bu CD'sini kaçırmayın.



Yeşim Gökalp / Türk Piyano Ezgileri/A.K. Müzik

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021