Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 24 müzisyen gazete okuyor
 
 
Murat Beşer
 
 
Yayımlanan Sayı :

Festival Yağmurları - 01.08.2007





Kimi ideallerini yitirmiş, kimi de hiç ideal sahibi olmamış festivaller, rekabet etmek için sadece kendilerini değil, orta-üst sınıf gençliği de helak etti

Bu mevsim tepemizde yağmur bulutları gezinemedi ama festival bulutları eksik olmadı. Kulüpçüsünden radyocusuna, menajerinden ajansına herkesin büyük festival ve organizasyon canavarı kesildiği aylarda; kim bilir belki de kesilen şey müziğin yaşam damarlarıydı.

Plaja kuma, çayıra çimene, ekstrem spora, eğlenceye, içkiye, sohbete koşulan müzik, tüketim çılgınlığına kurban edilen kültür yaşamımızda dış kapının mandalı oldu. Her türden kulak dışı zevke, fiyakaya, gösterişe iliştirilmiş kırmızı ponpon muamelesi gördü.

Pasta o kadar büyük değil

Büyüteçle aransa bile fikir kırıntısı bulunma ümidi olmayan; kimi ideallerini yitirmiş, kimi de onu hiç tanımamış endamlı festivaller, rekabet etmek için sadece kendilerini değil, nerede ne zaman nereye para ayıracağını bilemeyen orta ve üst sınıf gençliği de helak etti.

En fenası, böyle giderse organizatörlerin eliyle müziğe plonjon yaptırılmış kuşaklarla, geleceğe iyi miraslar bırakacağımızın hayalini bile kurmak olanaksızlaşacak.

Ancak böyle gitmeyeceği yolunda bazı emarelerin olmadığını söyleyemeyiz.

Öncelikle organizatör ve organizasyon enflasyonunda herkesi besleyecek bir konser ve festival pastası yok. Piyasa bu kadar organizatörü kaldırmıyor. Hele hele pastayı büyütmek için faydalı işbirlikleri üzerinde fikir alışverişi yapacakları yerde, bulduğu her fırsatta çalım atmayı, rakibin gözünü oymayı başarı addeden organizatörleri sadece piyasa değil, gönüller ve mideler de kaldırmıyor zaten.

Sanatçı listelerinin şişikliğine karşın içerik zafiyeti yaşayan, rekabet koşullarında mantık çerçevesinden uzaklaşan festival programları; organizatörlerin birbirinin ellerinden kaptıkları isimlerle dolarken, arzulanandan çok elde kalanlara, yolda önlerine çıkanlara, büyük ajansların tekliflerinden papatya falı bakarak seçkide bulunmaya mahkûm.

Profesyonel savaş sektörü
Rekabeti ve ekonomik kazancı hedef tahtasının 12'sine yerleştiren festivaller, giderek şişen bütçeler nedeniyle, her türden talebine eyvallah edilerek içeri çekilen tüm sponsorlukları zaruri kılıyor.

Örneğin Caz Festivali'nde öne çıkan isimlerin caz dışı oluşu, ticari hedefler uğruna içeriğin genleriyle oynanması; One Love gibi içinde dünya görüşü ve misyon bulunan festivallerin ticari olanlarla yarış atı gibi koşularak fakirleştirilmesi; Radar, Masstival ve Rock'n Coke gibi kamplı konaklamalı açık hava festivallerinde, özellikle umut veren genç müzisyenlerimize fırsat tanınıyor palavrası altında çerez gibi çıtlanıp uygunsuz saat ve koşullarda telef edilmesi varılan sonuçlardan bazıları. Medyanın konuya magazin haberi olarak yaklaşımının yozlaşmaya katkısı da cabası.

Her sezon üstüne yeni didişmelerin eklenerek ufak ufak savaş sektörüne dönüştürülen piyasada, paranın ilk ve vazgeçilmez unsur olduğu "profesyonellik" sayesinde, tüketim oburluğunu pompaladıkça müzikal yağma hızlanıyor, müziğin ölüm süreci kısalıyor.

Bu sadece festivallerin batması, organizatörleri sponsor sermayesinin bile kurtaramamasından ibaret bir trajedi değil; bu bir kuşağın ruhunun ölümüdür. Bu konserlerden alınan keyfin azalışından ibaret üzüntü değil, bu müziğin hastalanmasıdır. 80'lerin sonunda doğmuş biri olsaydım ne müziğe sevdalanır ne müzik yazar ne de konser alanlarından içeri adım atardım.

Türkiye festival çöplüğü olmasın

Festivalleri belli bir hatta sadık ve kültürel perspektifli kılmak için neler yapılabilir? Yeni doğmuş çocuğa portakallı ördek yedirmeye kalkışırcasına öncesizlik üzerine kurulmaya çalışılan "iddialı" işlerin kültürel bir miras bırakamayacağı ortada.

Öncelikle sürekliliğin olması önemli. Bu gidişle birer ikişer kez yapılıp cami avlusuna terk edilmiş festivaller çöplüğümüz olacak. Yıllar sonra bazı etkinlikleri tozlu gazete sayfaları dışında kimse hatırlamayacak.

Mesleki dayanışma önerisi büyük bir saflık mı? Nispeten müzikle daha organik ilişkisi bulunan eski tüfek organizatörlerin, akıllıca bir hareketle kendilerini biraz geriye çektikleri ve ortadaki kanlı meydan muharebesini uzaktan izledikleri 2007 yazında, onların arada bir kapılarını çalacaklara anlatacak hiç mi doğruları, tecrübeleri yok?

Bir bardak müzikte fırtına

Bu Rönesans öncesi tabloda ne var? Bir yanda 14'üncü yılında programıyla küçük ama çok değerli bir caz dinleyici kitlesini küstürmenin eşiğine gelen İstanbul Uluslararası Caz Festivali; artık daha güzel bir dünya için müzik yapanları daha az, ticarileri daha fazla önemseyen One Love; emeklemesi gereken yerde hırsla çayıra fırlayan iki pehlivan Radar Live ve Masstival; fanusta sterilize edilmiş seçici bir yaşam sürdürmeye çalışan bir kulüp camiasını çekip çeviren Electronica Festival (Global Gathering); sektör dışından insanlarca gerçekleştirilmeye çalışılırken çuvallayan Türk Rock, Yalova Rock The Wall, İnegöl Gençlik Festivali gibi acemi teşebbüsler... Öte yanda giderek tüketilen, yorgunlukla bıkkınlık arası bir psikolojiye sürüklenerek suyu sıkılmış portakal kabuğuna döndürülen kafası karışık müzik sevdalıları. Hepsi bir bardak müzikte kopan fırtınanın içinde...

Bir inanç etrafında farklı görüşleri toparlayan BarışaRock ve genç topluluklara sadece tatil vaat ederek onları yerellikle kaynaştıran Zeytinli Rock Festivali'ni farklı bir yere koymakta fayda var.

Eleştirilerimiz baki; tıpkı dostluklarımız gibi. Yanı sıra ümit beslemeyi de sürdürmeliyiz. Başta Caz Festivali olmak üzere, misyonuna sahip çıkmaktan geri basmadığı ölçüde izleyicisinin desteğini arkasında bulacağına şüphe yok. Diğerleri de, genç topluluklar ve dinleyicilerinin özlük haklarını kolladıkça mutlak surette ivme kazanacaklardır.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021