Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Emre Kongar
 
 
Yayımlanan Sayı :

Popüler Kültürün Egemenliği ve Pop Star Yarışması - 25.06.2007





Sevgili okurlarım, popüler kültür, günümüzde tüm dünyayı ve tabii Türkiye'yi de bütünüyle egemenliğine almış durumda.

Önce kitap ve gazete, sonra radyo, daha sonra sinema, derken televizyon ve nihayet bilgisayar, artık tüm davranışlarımızı etkileyen, zihnimize ve yüreğimize egemen olan bir popüler kültür anlayışını yaşamın bütün alanlarında yürürlüğe koydu.

Yemekten giyime, çalışma yaşamından eğlenceye kadar hayatın her alanında tutum ve davranışlarımızı popüler kültür beliriyor.

Popüler kültür, geniş halk kitlelerinin benimsediği kültür demek.

İşin içine geniş halk kitleleri girince, doğal olarak hem seviye düşüyor, hem de temel hak ve özgürlüklerden sapma olasılıkları artıyor.

Bu durum işin olumsuz yanı.

Ama bir de olumlu yanı var:

Popüler kültür sayesinde geniş halk kitleleri, seviyesi ve niteliği ne olursa olsun, kültür ögelerini, yani sanat ve edebiyatı çok daha fazla, eski zamanlarda hayal dahi edilemeyecek miktarlarda, kitlesel düzeyde tüketmeye başlıyor.

Örneğin Mozart'ın beste yaptığı dönemlerde bir Mozart yapıtını dinlemek için, soyluların kendi saraylarında kurdukları orkestralardan başka bir araç yoktu.

Şimdi öyle mi ya; koy bir plak, bir kaset veya bir DVD, ya da çevir bir radyo düğmesini, istediğin kadar dinle Mozart'ı, ya da Beethoven'i.

Aynı kitlesel tüketimi, edebiyat alanında da görmek olanaklı:

Sheakespeare ya da Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Balzac veya Haldun Taner, yazdıkları dönemde hayal bile edemeyecekleri baskı sayısına ulaştılar günümüzde.

Tabii iş kitlesel tüketime gelince, "pazarın" kuralları ve "pazarlama" stratejileri de işin içine giriyor.

Türkiye'de özel televizyonların yaygınlaşması ile herkesin şikayet ettiği "kültür yozlaşması" son "Pop Star Yarışması" ile bir kez daha gündeme geldi.

Pop Star Yarışması, aslında omurgası İngiltere'de belirlenmiş bir programın Türkiye'ye uyarlanması.

Yani popüler kültürün "evrensel öğelerini" yansıtıyor.

Bu açıdan Türkiye'deki televizyon yapımcılarını ve yöneticilerini ya da Türkiye'deki televizyon izleyicisini özel olarak suçlamak olanağı yok:

Olay, "küreselleşmenin dayattığı popüler kültür yozlaşmasının" tipik bir görüntüsü.

Bu yazıda çok ufak ama çok önemli olduğunu düşündüğüm bir nokta üzerinde durmak istiyorum; bu kadar lafı şu küçücük noktaya dikkati çekmek için yazdım:

Geniş kitlelerin genel eğilimleri zaman, zaman faşizme ya da şeriata kayan bir yapı gösterir.

Kitle kültürünü besleyen ve dönerek ondan beslenen pop kültür, eğer yeterince özen gösterilmezse, bu anti-demokratik kitlesel çılgınlıkların pençesine düşebilir.

Bir katilin birdenbire bu yarışmada ön plana çıkması beni bu uyarıyı yapmaya yöneltti:

Demokrasi, geniş kitlelerin bağnaz eğilimlerine karşı, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin güvenceye alınması anlamına gelir, çoğunluğun zaman, zaman çılgınlığa dönüşebilen eğilimlerinin egemenliği demek değildir.

Pop Star Yarışması'nın düzenleyicileri ve yayıncıları bu küçük noktaya dikkat ederlerse iyi olur diye düşünüyorum.



Kaynak: http://www.kongar.org/
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021