Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Filiz Ali
 
 
Yayımlanan Sayı :

Bir Sürgünün Öyküsü - 16.04.2007





1917’den sonra sürgün hayatı yaşayan Igor Stravinski’nin uzun yaşamı boyunca denemediği müzik biçimi kalmadı. Stravinski, St. Petersburg’a benzeyen kent olarak sevdiği Venedik’teki San Michele adasında yatıyor

Paris’teki Champs-Elysèes Tiyatrosu’nda 29 Mayıs 1913 akşamı genç bir Rus besteci, çağın ilk müzikal skandalını gerçekleştirdi. Bestecinin adı Igor Stravinski, eserin adı ise “Bahar Ayini” idi.

Eserin ilk ölçülerinde dinleyiciler arasında bulunan, Fransızların tanınmış bestecisi Camille Saint-Saens homurdanarak paldır küldür salonu terk etti.

Ardından protestolar, “yuh” sesleri orkestranın sesini bastırdı. Dinleyiciler arasında kavgalar patlak verdi ve böylece müzikte 'modernizm’ başlamış oldu.

Rusya’yı unutmak!
Paris skandalının kahramanı Stravinski, 17 Haziran 1882’de St. Petersburg civarında dünyaya gelmiş, çocukluğu opera şarkıcısı olan babasının peşinde kulislerde geçmiş, besteciliği, özellikle zengin orkestra renklerini kullanmayı Rimski-Korsakof’tan öğrenmişti.

Zaman, Rus sanatının Avrupa’ya açılma zamanıydı. Serge Diaghilev’in kurduğu Rus Balesi, Paris’i kasıp kavurmakta ve Diaghilev bu baleyi besleyecek genç yetenekler keşfetmek derdindeydi.

Stravinski’yi 1910’da Paris’e bale kumpanyası için besteler yapmak üzere davet etmesi ile müzik dünyası “Ateş Kuşu”, “Petruşka” ve “Bahar Ayini” gibi 'modern müzik’ kavramının ilk yaratılarını kazanmış oldu.

Mutluluk kısa ömürlü oldu ne yazık ki.  Stravinski, 1910 ile 1917 yılları arasında babasını, iki erkek kardeşini ve Rusya’yı kaybetti.

Sürgün olarak yaşamaya tahammül edebilmek için Rusya’yı unutmaya karar verdi. O güne kadar bestelediği eserlerdeki 'Rus’ özelliklerini inkâr etmeye kadar vardırdı işi.

Paris’in entelektüel sanat çevrelerinin aranan adamı oldu. Cocteau, Proust gibi yazarlar, Poulenc, Ravel gibi besteciler ve Picasso, Coco Chanel gibi görsel sanatların dâhileri ile düşüp kalkıyor, kendisini “Ben bir kozmopolitim” diye tanıtıyordu artık.

80 yaşında döndü 
“Yeni Klasik” üslubu benimsemesi de bu 'kozmopolit’ olma isteğinin bir sonucuydu kuşkusuz. Hatta 1927’de bestelediği “Oidipus Reks” opera-oratoryosunda, kendi dili Rusça yerine Latinceyi kullanarak Rusya ve Rusça ile bağlarını koparma gayreti içine girmişti.

Ne var ki 1962’de 80 yaşına geldiğinde artık vatan hasretine dayanamayıp Rusya’ya gitmeye karar vermiş ve uçaktan iner inmez Sovyet basınına “Hayatım boyunca Rusça konuştum, Rusça düşündüm, kendimi Rusça ifade ettim, müziğimde Rus karakteri hep var oldu” diye demeç vermişti.

1917’den sonra, önce İsviçre sonra Fransa’da sürgün hayatı yaşayan bestecinin göçebeliği II. Dünya Savaşı dolayısıyla Amerika’da Hollywood ve  New York’ta devam etti.

Amerika’da yine kendisi gibi bir Rusya sürgünü olan koreograf George Balanchine ile yaptığı işbirliği sonucu, bale ve müzik dünyası “Orpheus” (1948) ve “Agon” (1957) gibi çok sayıda eser kazandı. Uzun yaşamı boyunca denemediği müzik biçimi kalmamıştı Stravinski’nin. Senfoniler, konçertolar, oratoryolar, dünya kadar koro eseri ve tabii bale müzikleri...

Stravinski, 6 Nisan 1971’de 88 yaşında New York’ta öldü; ama St. Petersburg’a benzeyen tek kent olarak sevdiği Venedik’teki San Michele adasında, Diaghilev’in de mezarının bulunduğu mezarlıkta yatmayı vasiyet etti ve oraya gömüldü.



   

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021