Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1788




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Tarkan Oğuz
 
 
Yayımlanan Sayı :

12790 - 23.03.2007





Bazı şarkılar vardır hepimizin yaşamında. Hayatımıza bir süreliğine girer ve çıkarlar. O anlarda yaşadıklarımız, hissettiklerimizle ilgilidirler. Bazen çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı, bazen yaz tatilinde takıldığımız mekanı ve o günleri, âşık olduklarımızı ve nefret ettiklerimizi hatırlatırlar bize.

Çoğu zaman bu şarkılar, hayatımızın karmaşasında ve değişiminde anlamlarını yitirip, giderler. Belki yıllar sonra bir başka eve, şehre taşınırken, çok uzun süre açmadığımız bir çekmeceyi açtığımızda ya da evi toplayıp, “aaa bu cd de buradaymış” dediğimizde karşımıza çıkarlar. O albümüm kaçıncı şarkısı olduğuna bakar ve o şarkıyı sonsuzluğa yollarız. Bizim için sadece anlık hatıralar içinde geçerlidirler ve “ne güzel yazmışlar bu şarkıyı” der, hengamenin içinde kaybolmak üzere bir yolculuğa tekrardan başlarız

Yaşımız ilerlediğinde, hayat tecrübemiz arttığında, yaşadığımız olayları daha iyi yorumlamaya başladığımızda, insanlardan daha çok zarar görüp hayat tecrübesi çizelgesine daha fazla işaret koymaya başladığımızda, telefon rehberinden daha az sayıda kişiyi aramaya başladığımızda ise, davetsiz bir misafir gibi bazı şarkılar hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza dikilirler.

Gençlik hayallerimizin birçoğu gerçekleşmiş olsa da hep yarım kalan yanımız bizi bu şarkılara, bir uçurum kenarından iter gibi, tam merkeze, hiç ıskalamadan yollar.

Üniversiteye başladığımda bana çok uzak görünen hatta o rakamlardan haberimin dahi olmadığı 30’lu yaşların yarısını devirmeye bir kaç gün kala, arkama baktığımda, arkadaki yıllarda kafama çizdiğim umutları, beklentileri ve planları hatırladığımda; Pink Floy, “Time” ile yüzüme bir tokat atar.

Every year is getting shorter never seem to find the time.
Plans that either come to naught or half a page of scribbled lines.

Sığınak oluşturduğum arkadaşlarımın hemen hemen hepsinin bana çok uzak olduğunu anladığımda, ki bu kavrama aşamasına bir anda gelirsiniz, aslında en başından beri uzaktırlar sana, Truman Show’daki karakterin aslında ben olduğumu bir anda anlarım. Bunca yıl nasıl anlayamadığıma dair acı bir gülümseme ile, Pink Floyd “Hey You” dökülür dudaklarımın arasından ve kapının altından geçer gider, şarkının sözleri. Aceleleri vardır benden sonraki kişiye yetişmek zorundadırlar.

Hey you,
standing in the road
always doing what you're told,
Can you help me?

Bu durum aslında en acıklı olandır. Kabusunuzda koşmak isterseniz ama koşamazsınız, bağırmak istersiniz ama sesiniz çıkmaz. Bu durumun tam kendisiyle tanışırsınız. Ancak tek bir farkla. Bu defa uyanmayacak ve var olan durumla boğuşmaya başlayacaksınız. Geçmiş günlerin, yılların, tutulamayan, kayıp ve gerçek dışı görüntüleri arasında Deep Purple “Soldier of Fortune”, raftan fırlayarak çalmaya başlar.

But I feel
I’m growing older
And the songs that I have sung
Echo in the distance
Like the sound
Of a windmill goin round

Bir diğer aşama muhasebe aşamasıdır. Çoğu zaman yılgınlık vardır son toplam hanesinin karşısında. Kendinizi avutacağınız, hiç bir günü hatta anı boşa harcamadığınızı, kendinize ispatlayacağınız durum ile karşı karşıya gelirsiniz. Hayata karşı attığınız goller yediğiniz gollerden fazladır, “averajla” da olsa galibiyetin tadını çıkarırmış gibi, bazı şeyleri erteleyerek, duymayarak ya da görmezden gelerek yaşamaya başlarsınız. Ama... burada devreye Paul Anka “My way” ile girer.

I've loved, I've laughed and cried
I've had my fails, my share of losing
And now as tears subside
I find it all so amusing
To think I did all that
And may I say, not in a shy way
Oh, no, no not me
I did it my way

Gerçek bir dost belki de sizi çoktan bu durumun çok uzağında bir yere götürmüştür. Size, eğer Paul Simon ve Art Garfunkel gibi “Bridge Over Troubled Water”ı, kulağınıza fısıldıyorsa ya da bunu size hissettiriyorsa şanslısınız. Var mı böyle bir dostunuz?

Sail on, silver girl, sail on by
Your time has come to shine
All your dreams are on their way
See how they shine
Oh, if you need a friend,
I'm sailing right behind
Like a Bridge Over Troubled Water

Benim yok...

Sonuç olarak,

Left alone with just a memory
Life seems dead and so unreal
All that's left is loneliness
There's nothing left to feel


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021