Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ülkü Özel Akagündüz
 
 
Yayımlanan Sayı :

Kahire'de Ümmü Gülsüm'ü aramak... - 20.02.2007





Arap dünyasının gelmiş geçmiş en güçlü sesi, 32. ölüm yılında yâd edildi. Sazlar susunca onu duyamamak hüzün vericiydi; kabir anahtarının tamahkârların elinde olduğunu görmek de…

Nil, piramitler ve Ümmü Gülsüm… Onun sesi Kahire’nin sesi… Bir başka Arap şehrinde de duyulabilir elbette, mesela Şam’da çok mümkündür, bir gece yarısı, taksiden taşan Ümmü Gülsüm şarkısıyla uyanmak; ama ille de Kahire, onun memleketi… Sevenleri için gönül çelici hediyelerle doludur bu şehir; Nil üzerinde bir yelkenlide süzülürken onu dinlemek saadeti başka nerede bulunur? Hemen kenardan gürültülü bir tekne geçer, bu ülke, bu coğrafya böylesi bir diva yetiştirmişken, tekneden taşan yoz müziği anlamak zorlaşır. Mısırlı gençler, ellerini havada sallayarak ‘Ohoo, Ümmü Gülsüm çok eski’ derler; ama sahnede aldığı nefese bile alkış tutulan bu kadın bir numaralı sevgilidir hâlâ, taksi şoförünün ve akademisyenin buluştuğu nokta…

Kapısız, bacasız köhne bir kahvenin önünden geçerken televizyonda siyah beyaz bir Ümmü Gülsüm konserine rastladığınızı tahayyül edin. Alışverişten dönüyorsunuz, elinizde poşetler… Mısır bülbülü elinde o meşhur mendili, şarkı söylüyor, siz caddenin ortasında büyülenmiş, ona bakıyorsunuz, kahvenin güngörmüş müdavimleri size… Siz yabancısınız, onlar Kahireli… Gülerek el ediyorlar, “Gel, gel de buradan dinle!” Ümmü Gülsümlü tesadüfler ne boldur burada. ‘Şark Yıldızı’nın nereden doğacağı belli olmaz; hiç ummadığınız bir yerde, mesela, Ramses meydanındaki meyve suyu büfelerinden birinde, kışın gözdesi armut suyunu içerken bardak elinizde kalakalırsınız… Bir hüzünlü ses, ‘ente ömri’ diyor, ‘sen ömrümsün’… Kahire’nin kiri pası silinir, gürültüsü, karmaşası diner, ‘Bu şehir neden sevilir?’ sorusuna bir cevap daha bulunmuş olur…

KOLTUKLU SEHPALI MEZAR ODASI

Kolay olanı, küçük hediyelerle, anlık sürprizlerle yetinmektir, karşılıksız sunulur ne olsa… Ümmü Gülsüm’ün izini sürmek isteyene hangi kapıları açar, hangisini kapar Kahire, anlamak için biraz çaba gerekir. Önce en zor açılandan başlayalım, kabrinin kapısından… Kimi insanların mezar evlerde yaşadığı Besatiyn’de onun kabrini bilmeyen yoktur, bir zamanların en şöhretli ismi, konser günlerinde halkı radyo başına toplayan, Arap liderlerini demeç vermekten caydıran efsanevî kadın, sıradan bir Mısırlıdan daha sıradan, şehrin kıyısında, mezar evlerden birinde meskûn şimdi…

Önce bir taş ustasının sonra hortumla evinin önünü yıkayan kadının, işlerine ara vermeksizin onun mezarını işaret etmesinde hüzünlü bir yan var. Kabrin bekçilerinin dili, Mısır lehçesine alışkın kulaklara bile yabancı, o denli bayağı, kısır bir sokak dili… Ellerinde bir anahtar tomarı, ahşap kapı açılıyor, taş odaya giriliyor… Hemen karşıda gösterişli bir koltuk takımı, orta sehpası, yapma çiçekler… Solda, Ümmü Gülsüm’ün uzun yıllar beraber yaşadığı annesi, sağda kendisi… İkisi de dümdüz bir mermerin altında, üzerlerinde birer rahle ve Kur’an-ı Kerim…

Hac’da bir ‘Allah’ çekip kendinden geçen Ümmü Gülsüm burada, 4,5 milyon insanın katıldığı cenazesinde, imamın dindarlığından övgüyle söz ettiği ‘hüzünlerin annesi’… Denilir ki Ezher şeyhinin, dinlenmesinde mahsur görmediği tek kadın sesidir onun sesi. Bekçi ve karısı içeride fotoğraf çekilmesine izin vermiyor, Ümmü Gülsüm’ün Mansura köyünde yaşayan kız kardeşi böyle talimat vermiş. Önce, arayıp izin alalım diyorlar; ama tuhaftır kısa bir zaman sonra yüksek bir fiyat karşılığında fotoğraf çekebileceğimizi söylüyorlar… Yaşadığı dönemde Kral Faruk ve Cemal Abdülnasır kadar ünlü ve belki onlardan daha çok sevilmiş Ümmü Gülsüm, bu yoksul ve tamahkâr insanların elinde, ekmek kavgasının bir parçası artık…

ÜMMÜ GÜLSÜM MÜZESİ’NDE BİR ÖMÜR

Kabrinden buruk ayrılıyoruz doğrusu, biraz canımız sıkkın, istedikleri parayı verip fotoğrafı çekmeli miydik? Öyle yapsaydık, bu tuhaf sektörün, mezarlık sektörünün biraz daha palazlanmasına yardım etmiş olmaz mıydık? Taksi şoförü şaşkın, “Ne işiniz var burada?” diyor. “Ümmü Gülsüm’ün kabrine geldik.” Olup bitenler, yaşlı şoförü eğlendiriyor, teselli bâbından öneriler sıralıyor: “Bir sürü kabir var burada, çek birinin fotoğrafını, işte Ümmü Gülsüm’ün mezarı de, ne olacak sanki?”

Takip devam ediyor, araya sora, müzesini buluyoruz. Nil’in çevrelediği Roda adasında Manastırlı sarayı içinde, sanatçının hayranlarını ziyadesiyle mutlu edecek bir Ümmü Gülsüm Müzesi var. Ziyaretçiler, güler yüzlü bir refakatçi eşliğinde ‘panorama’ odasına alınıyor önce. Sanatçının hayatından önemli enstantaneler, müzik eşliğinde duvara yansıtılıyor. Video odasında ise yine onunla ilgili bir belgesel film izlemek mümkün. Kişisel tercihler için müzik odasındaki kulaklıklar ideal. Burada, sanatçı hakkında yazılmış kitapların sergilendiği bir camekân da var. Camekânlarda başka ne var? Ümmü Gülsüm’ün sahne kıyafetleri, udu, plakları, eldivenleri, meşhur siyah çerçeveli gözlükleri, mendili, pasaportu, sözleşmeleri, minik not defterleri, madalyaları, kapağı sedef kakmalı Kur’an-ı Kerimleri ve aile fotoğrafları.

İçlerinde en dikkat çekici olanı Ümmü Gülsüm’ü bedevi kıyafetleri içinde, erkek kardeşiyle yan yana gösteren çocukluk fotoğrafı. Şöhrete kavuşunca çevirdiği filmlerde omzunda testisiyle bir köylü güzeli olarak görünür; ancak bu fotoğraf, yoksul hayatının hakikî resmidir. Filmlerden alınmış kareler bugün, Ümmü Gülsüm fotoğraf arşivinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Müze duvarlarındaki fotoğrafların yarısı, konserlerde, halkın içinde ya da devlet törenlerinde çekilmiş fotoğraflardan oluşuyorsa, yarısı bir dönem Türk sinema piyasasını da hayli etkilemiş film karelerinden oluşuyor.

Bizdeki şarkılı-türkülü filmler furyasında Ümmü Gülsüm’ün rolü tartışılmaz. Taksim Sineması’nın verdiği bir gazete ilanı şöyledir mesela: “Her akşam bütün dünya radyolarında billur sesini işittiğimiz yegâne ses kraliçesi Ümmü Gülsüm’ün en fazla muvaffak olduğu büyük süper filmi Vedad, bugün matinelerden itibaren Taksim Sineması’nda!” İlandaki ‘bütün dünya radyoları’ ibaresi abartılı olsa da bir gerçeğe işaret ediyor aslında. Ümmü Gülsüm’ün Mısır Ulusal Radyosu’nda her ayın ilk perşembe gecesi canlı olarak yayınlanan konserleri, Şam’da, Halep’te, Beyrut’ta, Kazablanka’da hatta İstanbul’da insanları radyo başına toplar. Ümmü Gülsüm hayranı olan müzisyen Sami Özer, çocukluğunda bu konserleri dinleyip büyülenenlerden biri: “O zaman şarkıları kimin söylediğini bilmiyordum.” diyor, “12 yaşında, Kahire Radyosu’nda dinlediğim sese, yıllar sonra, Medine’de rastladım, Taleal Bedru’yu okuyordu. Böylece anladım onun Ümmü Gülsüm olduğunu.”

Nil kıyısındaki müze, kurulduğu günden bu yana, tam beş yıldır bu geleneği devam ettiriyor. Her ayın ilk perşembe günü, müzede Ümmü Gülsüm şarkıları okunuyor. Biz bu mutat konserlerden birine değil ama, belki daha anlamlısına tesadüf ettik. Günlerden 3 Şubat’tı, sanatçının 32. ölüm yıldönümü. Akşam müzede onun anısına bir konser olduğunu söylediler. Üç kadın şarkıcının toplam 10 şarkı seslendirdiği konserde orkestra sanki Ümmü Gülsüm’ün arkasında çalıyordu. Sazlar sustuğunda, sarayın geniş tavanında, birden onun güçlü, davudî sesi yankılanacakmış hissine kapıldığımıza bakılırsa, sanatçıların yeterli olmadığı anlaşılabilir. Belki onlar yeterli de, Ümmü Gülsüm çok heybetliydi…

ÜMMÜ GÜLSÜM KAHVESİ

Sanatçının, biri opera binası bahçesinde, diğeri Zemalek semtindeki Ümmü Gülsüm Oteli önünde yer alan iki heykeli var. Otel, sanatçının yaşadığı villanın yerine dikilmiş. Girişteki kahve her ne kadar üzerinde ‘Ümmü Gülsüm’ yazmıyor olsa da onun adıyla anılıyor. Kahvedeki tek espri, duvarlarda sanatçının resimlerinin sergileniyor olması. Ziyaretçilere, Ümmü Gülsüm şarkıları yerine, televizyondaki müzik kanalından popüler Arap şarkıları dinletiyor olmaları da bu mekâna özel bir kimlik atfetmeyi güçleştiriyor.


 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020