Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1765




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 18 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gizem Yarbil
 
 
Yayımlanan Sayı :

Çıplak Sanat Beni İyileştirdi / Yaşasın Art Burt - 14.02.2007





“Müzik ruhun gıdasıdır” derler ya, yanılmamışlar. Birçok zaman bizzat şahit olmuşumdur buna. Çok kötü ruh hallerinden, umutsuz, kederli günlerin ardından en iyi ilaç müzik olabilir. Geçtiğimiz Cumartesi yine müzik mucizesi yetişti imdadıma. Bütün hafta zaten soğuk algınlığı, üşütme gibisinden türlü kış hastalıklarıyla mücadele ettikten sonra, Cuma akşamı Üsküdar motorunda dışarıda oturmanın dayanılmaz çekiciliğine kurban olup, bol bol rüzgâr yedikten sonra, Cumartesi sabahı korkunç bir soğuk algınlığıyla uyandım. Ağlamak istiyordum çünkü çok sevdiğim indie-rock gruplarından biri olan Art Brut konseri de aynı akşama denk geliyordu. Hatta bileti çok önceden almıştık bile arkadaşımla. Çok ama çok mutsuzdum. Hem hasta olduğum için, hem zaten hasta halimle Üsküdar motorunda dışarıda oturmaya yine karşı koyamadığım için, hem de akşam ki konseri kaçırabileceğim için kendimden ve hayattan nefret ediyordum. Bütün gün kendimi iyileştirebilmek için yapmadığım numara kalmadı. Ballı adaçayları, bitkisel vitaminler gibi doğal yöntemlerden tutun da, aspirin, ağrı kesici ve antibiyotik gibi kimyasal ilaçlara kadar her türlü çareye başvurdum. Ama hiçbir şey kendimi iyi hissettirmiyordu.

Arkadaşımın da ısrarları üzerine ve bilete verilen paraya da kıyamadığımdan, e tabii bir de Art Brut aşkına konsere gittim sonunda o akşam. İçeri girene kadar lanet ediyordum taa Babylon’a kadar gelip de o halde o konseri izleme inadıma. Evde oturup dinlenmediğim için de sittin sene iyileşemezdim artık. Bu düşüncelerin buhranında konser salonuna girdikten sonra teker teker tanıdık arkadaşları görmeye başladıkça ve DJ’in çaldığı eğlenceli müzikte önce yavaş yavaş sallanmaya başlayıp sonra deliler gibi dans etmeye kaptırınca kendimi, hastalığımın etkisini kaybetmeye başladığını hissettim. Hatta o anda hasta olduğumu düşünmedim bile, bunların hiçbiri yoktu aklımda. Bu yazdıklarımın hepsi konserden sonra kesilmiş ahkâmlardır. Ağrılarım, sızılarım… Hepsi birden bire yok oluverdi ve Art Brut sahneye çıktığında ben sapasağlam, sağlıklı ve mutlu bir insandım.

Biraz gruptan bahsetmek gerekirse Art Brut İngiltere’de oluşturulmuş bir indie-punk grubu. Adlarının Art Brut olması tesadüf değil. 20. yüzyıl modern sanatında bir akım olan Art Brut, popüler kültürün ve sanat anlayışının dışında yaratılmış, doğal, yapaylıktan ve tekdüzelikten uzak, özgün sanat eserlerini bir araya getiren bir terim. Bu akımın öncüsü Jean Dubuffet, cezaevlerindeki mahkûmların ve akıl hastanelerindeki hastaların çizimlerini inceliyor, biriktiriyor ve bu eserlerdeki sanatı “raw art” yani çıplak sanat olarak değerlendirerek, dönemin sanat akımının sınırları içerisinde oluşturulan prototip işlerin yanında taze birer nefes olarak görüyordu.

İşte müzik grubu olan Art Brut de adını bu akımdan alıyor çünkü onlar da aynen o cezaevlerinden ve akıl hastanelerinden çıkan “çıplak” sanat eserleri kadar orijinal, farklı ve özgünler. Müzik çok eğlenceli ve bildiğimiz anlamda punk. Sözler ise melodik olmaktan çok uzak; sanki konuşuyormuşçasına seyirciye sunuluyor. Bu yöntem müzikte alışılagelmiş olmasa da ilginç bir şekilde uyumlu ve melodisizliğin içinde bir melodi oluşturmayı başarıyor. Sözler aynı zamanda çok doğal, komik ve tam anlamıyla alçakgönüllülükle içimizden.

Çok hasta olduğum bir günün ardından hiç bir ilacın yapamadığını yaptı Art Brut; hastalığımı tam olarak geçirmese bile iyi hissetmemi sağladı. Bütün gün yatağımdan çıkmazken, onlar sahnedeyken dans ediyor, hopluyor, zıplıyordum. Hani derler ya insan kendi kendini iyileştirebilir diye, gerçekten buna inanmaya başladım. Sanki o gün hasta ve çaresiz yatağımdan çıkıp Art Brut konserine giderek, orada edindiğim pozitif enerjiyle ben de kendi kendimi iyileştirivermiştim. Pazar çok daha güzel bir gündü.




**Art Brut konserinde arkadaşımın çektiği kısa bir klip için:

http://www.youtube.com/watch?v=g2EdRNNpw_I

** Yukarıda, sol fotoğrafda yanımda duran genç delikanlı Art Brut grubunun sevimli gitaristi, sağdaki ise karizmatik solisti. 
 

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020