Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1783




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Hilmi Tezgör
 
 
Yayımlanan Sayı :

El üstünde tutulan da, yerden yere vurulan da aynı kişi… - 06.02.2007





“Ölümünün 30. Yıldönümünde Rus Besteci Dmitri Şostakoviç’in Garip Yazgısı”

Sanatçıların asi oldukları söylenir; doğuştan asidir onlar, denir. Kuralları sevmezler, sistemleri sevmezler, onlara bir işin nasıl yapılması gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmazlar. Sanatlarını sağlam temeller üzerine oturtmuş ve şekillendirmiş olsalar da bu durumu sürekli sınarlar; en uç noktalarda kendilerini dener, kendi sınırlarını görmek isterler. Peki ya sistem de isyan etmişse ve sanatçının tarafındaysa, yine de bir çatışma yaşanabilir mi? 9 Ağustos 2005’te ölümünün 30 yılı dolan ünlü Rus besteci Dmitri Şostakoviç, işte böyle bir durumla karşı karşıya kalmıştır.

Rus tarihinin en çalkantılı dönemlerinde yaşamıştır Şostakoviç. 25 Eylül 1906’da Rusya’nın St. Petersburg kentinde doğar, yani 1905 devriminden hemen sonra. Beş yaşında müzikle yakınlaşmaya başlar; zaten ailesi de müzikle yakından ilgilidir ve onlar sayesinde eğitimini alır. 11 yaşına gelince 1917 Devrimi yaşanır. Onun, biraz da bu yüzden, bir sosyalist olması ve bir anlamda “müziğiyle bu uğurda hizmet vermiş” olması çok doğaldır. 1917 Devrimi’nin onuncu yıldönümü dolayısıyla bestelediği İkinci Senfonisi’nin altbaşlığı “Ekim’e İthaf”tır. Ama yine de onun bu adanmışlığı ve müzikal açıdan gittikçe büyüyen maceraperestliği Sovyet eleştirmenlerini yapacaklarından alıkoyamamıştır. Sovyet Partisi’nin resmi gazetesi Pravda, bestecinin 1934’teki “Mtensk’in Lady Macbeth” adlı operası için “Müzik yerine kaos” yakıştırmasını yapmış ve operayı “kaba ve zevksiz” bulmuştur. Dördüncü Senfonisi de daha henüz sahnelerde çalınmadan olumsuz eleştiriler almaya başlayınca, Şostakoviç senfoniyi geri çekmiş ve yeni bir eser üzerinde çalışmaya başlayarak 1937’de beşinci senfonisini bitirmiştir. Alt başlığı şöyledir senfoninin: “Bir Sovyet Sanatçısının Sadece Eleştiriye Karşı Yaratıcı Cevabı.”

İşin tuhafı, bu da yeterli olmaz. 1948’de bir eleştiri daha gelir Sovyet hükümetinden. Prokofiev gibi bazı bestecilerle birlikte Şostakoviç’in eserlerinin içeriklerine nazaran entelektüel açıdan fazla yüklü; müziğin de fazla modern ve ahenksiz olduğu söylenir.

Yıllar geçer ama durum pek değişmez. Besteci arada büyük başarılar kazanır ve zaman zaman göklere çıkarılır. Ama 1962’de Komünist Parti başkanı Nikita Kruşçev, bestecinin Onüçüncü Senfonisi’ne sözlü saldırıda bulunur. Senfoninin bir bölümünde Nazilerin Kiev kentini işgal ettikleri sırada yaptıkları Yahudi katliamından bahsedilmektedir. Eleştirinin sebebi budur. Nikola Slominski’nin Şostakoviç hakkındaki değerlendirmesi çok doğru aslında: ” O, Sovyet müziğindeki politik akımların barometresiydi. Siyasi durum değiştikçe o ya göklere çıkarılır ya da yerden yere vurulurdu.”

Senfoni ve kuartet formunun 20. yüzyıldaki en iyi örneklerini veren, bağlı olduğu şeylere karşı son derece dürüst olan ve coşkulu bir karaktere sahip Dmitri Şostakoviç’i Sovyet sisteminin ne kadar hayal kırıklığına uğrattığını tahmin edebilmek ve sanatçının karanlık bestelerinin bunu ne kadar yansıttığını tahmin edebilmek çok kolay değil. Gerçek olan, onun içindeki duyguların ve gerilimlerin, sebep ne olursa olsun, büyük bir güzelliği doğurmuş olduğudur.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020