Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1766




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 27 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

Ünlü bestecinin vefatının ardından öğrencisi Fazıl Say duygusal bir yazı kaleme aldı. - 30.11.2016



 

İlhan Baran hayatını kaybetti1934 doğumlu besteci İlhan Baran'ın hayatını kaybettiği açıklandı. Baran, Ankara Devlet Konservatuarı'nda Fazıl Say, Muhiddin Dürrüoğlu-Demiriz gibi solist ve bestecilerin öğretmenliğini yapmıştı.

 

Türkiye'de klasik müziğin gelişimine büyük fayda sağlayan besteci Prof Dr. İlhan Baran 82 yaşında yaşamını yitirdi. Ünlü bestecinin vefatının ardından öğrencisi Fazıl Say duygusal bir yazı kaleme aldı. 

 

Fazıl Say'ın o yazısı şöyle:

 

Bugün çok üzgün günüm ,

 

Ustam, bestecilik hocam İlhan Baran'ı kaybettik. 83 yalında, evinde yalnız ölü bulundu. Hayatı boyunca yalnızdı zaten. Anlatayım biraz;

 

Öyle ki, -1960'lardan itibarenki teknoloji sıralaması ile gidiyorum- 

 

evinde hiç bir zaman radyo olmadı, 

 

hiç bir zaman televizyon olmadı, 

 

hiç bir zaman müzik seti olmadı, 

 

hiç bir zaman bilgisayar ya sa internet olmadı. 

 

Bir ailesi olmadı. 

 

Çok ama çok ender sevgilisi olurdu: kısa sürerdi. 

 

Onun dünyası kitapları ve notalardı. 

 

Evinde binlerce orkestra eseri partisyonu vardı. Evinde müzik seti olmafığı için, (ya da olmasını istemediği için) İlhan hoca, eserleri eline alır okurdu saatlerce,  onları kafasında dinler duyardı. Filanca senfoniyi ya da operayı, dinleyemezdi. On yılda bir öğrencileri hatırına olurdu , bir zorunluluktan olurdu onun müzik dinlemesi. 

 

Konserlere gelmezdi. Onun eserlerinin çalındığı konserlere de gelmezdi. 

 

Beste yapmayı 35 yıl kadar önce bırakmıştı. Küsmüştü. Çok az eseri vardır. Senfonik eseri sadece bir tanedir "töresel çeşitlemeler" bu eseri ilk kez geçen yıl Bilkent orkestrası ilk kez çaldı, ( bestelenişinden 41 yıl sonra)

 

İlhan hoca konsere geldi mi? Tabi ki hayır!

 

Bu nasıl bir korkunç yalnızlıktır kelimelerle tarif edilemez. Arada bir sinemaya giderdi. ( Muhiddin ile ben onun 80'li yıllarda öğrencisiydik, bazen bizi de götürürdü sinemaya) sadece bilim kurgu filmleri. Sadece! Gelecekle ilgilenirdi. Günümüzün dertleri, dramları, aşkları, onun konusu değildi. Sadece uzay konusuydu!

 

Bize de aşılamıştı uzay merakını. Muhiddin de ben de çok sayıda eser yarattık bu konuda.

 

Çevresinden saklamadığı, pek de sır olmayan özelidir; 60'larda Paris'de öğrenciyken bir Japon kızı ile yaşadığı aşkta evlilik dışı bir kızı olmuştu, hepimiz bilirdik) o kızı hayatında sadece bir kez görmiüştü. ( bunu da hepimiz bilirdik; Baran'ın kızı ile yıllar önce bir Japonya turnemde tanışma fırsatım oldu, hakikaten babasına çok benzeyen bir zarif Japon-Türk kadınıydı)

 

Değerli Şefik Kahramankaptan Baran ile ilgili "müzikte derin buluşma" kitabını 5 yıl önce kaleme aldı. Çok iyi kitaptır. 

 

Baran tabiki okumadı kitabı. 

 

Ve öldüğü, her gün gittiği (34 yıldır hergün) restorana bugün gitmediği için öldüğü anlaşıldı! Eve girdiler Çilingirle. Ölmüştü. Neden öldü. Bilmiyoruz. 

 

Ve bir yerden, bestecilik hocamın, bu yalnızlık senfonisi insanının ölüm haberi beni sarstı. Zangırdattı. Bilemiyorum. 

 

Demin;

 

Gitmem gereken bir kokteyl vardı ona gittim, NewYork'tayım;

 

Şurdan tekrar ona döndüm; biraz önce benim için NewYork'da Marmara otelin terasında bir resepsiypn düzenleyen ABD'deki türk dostlarıma sevgiler. Güzel bir gece oldu. Katılım da yoğundu. 

 

Bir ara bu entellektüel ve akademisyenlerden oluşan dostlar ile kısa bir soru cevap yaptık. Orada ilginç bir soru olmuştu, 

 

Soru şu;

 

"Batı müziği neden çok seslidir de Türk müziği tek seslidir?"

 

Bu soruya en güzel cevabı işte hocam İlhan beyden öğrenmiştim. "Sakın zebra ile zürafayı karşılaştırmaya kalkışma, ikisinin de özelliklerini analiz et, biri uzun boylu diye daha iyi değil, öbürü hızlı koşuyor diye daha iyi değil, araştır" 

 

Ve onunla olan derslerimizde, Wagner'den Schönberg'e analizlerimizin yanında mesela İsmail dede efendinin "saba mevlevi ayini" ni de analiz etmişliğimiz vardır, bu müziğin değerini anlamışlığımız, derin kültürün derin tekniklerini öğrenmişliğimiz vardır İlhan hoca sayesinde. 

 

Bin yıl kadar önce Anadolu modları ( makamları) nota yazımı başlamıştı. Nota yazım yani Anadolu topraklarında başlamış bir şeydir. Batılılar bu 8 makamdan ikisi ( aeolan ve ionian) üzerinde yoğunlaştılar bunlar majör ve minör gamlarıdır. 

 

Zaman içinde,2sesli,3sesli,4,5 sesli polifoniler oluştu. Batı müziğinin500 yıllık müthiş yükselişi başladı. Bach'ın füglerinden, Chopin'jn noktürnlerine, Beethoven'ın senfonilerinden, Wagner'in operalarına, müthiş bir yükseliş. 

 

Türkler ise makamları renklendirdiler, 8 makam, zaman içinde evrim geçirdi; daha hoş melodiler yaratmak uğruna, 8 anadolu makamı Osmamlı'da 560 makama dönüştü, hicaz ve çeşitleri, saba, segah, suzidil, kürdi, bestenigar, buselik, rast, hüseyni ve çeşitleri gibi.Bu renk ve ahenk içerisinde Itri'nin nevakar'ından, Hacı Arif bey şarkılarına, Dede Efendi ayinlerinden, Neyzen Tevfik'e güzellikler oluştu, sanatın bir başka teknik ırkında... ( bunu böyle anlamamızı istedi İlhan hoca)

 

Ve de; özellikle hem halk hem de mevlevi / bektaşi müziklerinde gördüğümüz üzere aksak ölçüleri ve velveleleri ile müthiş bir ritm kompleks yapısı oluştu. 

 

&

 

Müzik; melodi, armoni, ritm temelindedir. Batı, melodi ve armonide ( çok seslilikte) türkler ise melodi ve ritm de ilerlediler. 

 

Tüm bu bilgi kapısını bizlere aralayan İLHAN BARAN hocama tekrar sevgi ve saygıyla. Bu yolda düşündük. Ve haklı çıktık. Keşke herkes onu anlayabilseydi. 

 

Onun yalnızlığını Marquez bile anlayamayabilirdi "yüzyıllık yalnızlık" ı yazarken... 83 yıllık bu yalnızlığa biz öğrencileri şahidiz. 

 

Fazıl Say

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020