Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1750




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 63 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

İstanbul'a gelen operanın yaşayan efsanesi Placido Domingo, vereceği konser öncesi NTV'de Gülay Afşar'ın sorularını yanıtladı. - 20.01.2015



Konser için İstanbul'a gelen Dünyaca ünlü İspanyol tenor Placido Domingo, İstanbul'daki konseri öncesi Gece Gündüz'de Gülay Afşar'a konuştu.

 

Gülay Afşar: Bize katıldığınız için teşekkür ederiz. Bu çok harika.

 

Placido Domingo: Benim için büyük zevktir. İstanbul'a en son tam 21 yıl önce gelmiştim.

 

Gülay Afşar: Sahi mi?

 

Placido Domingo: Geri dönmem çok uzun sürdü.

 

Gülay Afşar: Evet, uzun zaman olmuş.

 

Placido Domingo: Uzun zaman oldu, doğru. Ama burası çok güzel, harika bir şehir ve yeniden burada olmak muhteşem bir duygu. Ama ne yazık ki sadece iki günlüğüne geldim ve çok yoğun çalışıyorum. Bir gün de sadece şehrin tadını çıkarmak için gelmeliyim.

 

Gülay Afşar: Evet, umarım gelirsiniz. Sizi yeniden burada görmek bizim için de büyük mutluluk. Yaklaşan doğum gününüzü ilk kutlayan kişi olmak istiyorum. Doğum gününüz 21 Ocak. Doğum gününüz kutlu olsun. Bizi hatırlamanız için size küçük bir hediye vermek istiyorum. (gülerek) Başlangıcı böyle yapalım.

 

Placido Domingo: Teşekkür ederim. Ah, ne muhteşem... Çok güzel.

 

Gülay Afşar: Üzerinde bir İstanbul çizimi var.

 

Placido Domingo: Sanırım çok zayıf olduğumu ve kilo almam gerektiğini düşünmüşsünüz.

 

Gülay Afşar: Başlangıçta tadına bakmanız için.

 

Placido Domingo: Teşekkürler, çok güzel.

 

Gülay Afşar: Peki doğum günlerinizi nasıl geçirmekten hoşlanıyorsunuz? Büyük partiler vermeyi mi, yoksa yakın dostlarınız ve ailenizle birlikte olmayı mı seviyorsunuz?

 

Placido Domingo: Aslında genellikle çalışarak geçiriyorum. Bu yıl da çalışacağım, zira buradan sonra, 20'sinde Berlin'e geçeceğim.

 

Gülay Afşar: Gerçekten mi?

 

Placido Domingo: Uçaktan iner inmez provaya gireceğim. Ertesi gün de, yani 21'inde sabah 10'da bir provam daha olacak. Ardından öğleden sonra sahne alacağım ve akşama dostlarım ve ailemin bir kısmıyla kutlama yapacağız.

 

Gülay Afşar: Bunu duyduğuma sevindim. Çok sevindim. Evet, dünya turneniz kapsamında, İstanbul'da sahneye çıkacaksınız. Yanılmıyorsam, daha önce birçok şehri ziyaret etmiştiniz. New York, Milano, Londra...

 

Placido Domingo: Aslında bu yılki ilk programlarımdan biri bu. Bildiğiniz gibi geçen yıl çok yoğun geçmişti. Bu yılsa şu ana kadar iki konser verdim: Biri Valencia'da, diğeri de dün Almanya'daki Liebzig'deydi.

 

Gülay Afşar: Öyle mi?

 

Placido Domingo: Buradaki konserimin ardından 40 gün kadar Berlin'de kalacağım. Giuseppe Verdi'nin Macbeth'inde bir rol aldım. Rolü ilk kez üstleneceğim. Bu yüzden de prova yapıp Berlin'de yedi defa sahneye çıkacağım.

 

Gülay Afşar: Şimdiyse İstanbul'da sahneye çıkma zamanı.

 

Placido Domingo: Evet.

 

Gülay Afşar: Yeniden sorayım. İstanbul konseriniz hakkında neler hissediyorsunuz?

 

Placido Domingo: Ülker Sports Arena'ya gitmeyi iple çekiyorum. İstanbul "Filarmonia" orkestrasıyla sahneye çıkacağım. Bana muhteşem iki genç şarkıcı eşlik edecek. Çok gururluyum. 22 yıldan bu yana sürdürdüğüm Operalia adında bir yarışma var. Çıktığım sahnelerin birçoğuna, yarışmamın galibi veya en iyi şarkıcılarıyla çıkıyorum.

 

Gülay Afşar: Harika.

 

Placido Domingo: Yani her zaman ya yarışmama katılan ya da farklı yerlerden genç sanatçılarla birlikte sahneye çıkmaya çalışıyorum. Örneğin Washington, Los Angeles ve Valencia'da böyle yaptım. Burada da iki Amerikalı şarkıcıyla olacağım. Biri Angel Blue. Kendisi Los Angeles'taki genç sanatçı programımdaydı ve aynı zamanda Operalia'nın galibi olmuştu. Micaela Oeste de Washington'dan bir isim. İkisi de benimle birlikte konserlere çıkıyor. Dönüşümlü olarak bana eşlik eden çok sayıda sanatçı bulunuyor. Sadece sopranolar da

değil; aralarında baritonlar, tenorlar gibi farklı sesler de var. Eugene Kohn'la birlikte benimle oldukları için çok mutluyum. Tesadüfe bakın ki Eugene Kohn, 21 yıl önce burada sahne aldığımda orkestra şefiydi. Bu defa da provalarda tekrar buluşuyoruz.

 

Gülay Afşar: Sizinle aynı sahnede olmak, genç şarkıcılar için büyük bir şans. İstanbul'daki repertuvarınızla ilgili biraz daha bilgi verir misiniz? Nasıl bir repertuvar olacak?

 

Placido Domingo: Onlar için güzel ama benim için zor.

 

Gülay Afşar: Gerçekten mi?

 

Placido Domingo: Onlar çok yetenekli ama ben yıllardır şarkı söylüyorum.

 

Gülay Afşar: Anlıyorum.

 

Placido Domingo: Yıllar geçiyor. Yeni jenerasyona uyum sağlamanız gerekiyor. Böyle bir performans sergilemek benim için gerçekten çok güzel. Verdiğimiz konserlerde seyircileri mutlu etmeyi seviyorum. Özellikle böylesine büyük bir konser salonunda. Ben bir opera sanatçısıyım. Hem opera söylüyorum, İspanyol müziği zarzuela söylüyorum, müzikaller, operetler ve şarkılar da söylüyorum. Küçük bir konser alanında değiliz, karşımızda yaklaşık 2000 kişilik çok büyük bir seyirci kitlesi var. 6,8,10,12 ya da 15 bin kişinin önünde de şarkı söylemeniz gerekebilir ve herkesi mutlu etmelisiniz. Çok kalabalık olmasına rağmen seyirciler konserden ayrılırken sanki sizinle baş başa kalmış gibi hissediyorlar. Sizi kendilerine çok yakın hissediyorlar. Benim bugünkü dileğim de bu. Konsere geliyorsanız umarım siz de aynı izlenime kapılırsınız.

 

Gülay Afşar: Harika bir performans olacağından eminim. Hepimiz için harika bir anı olacak.

 

Placido Domingo: Geliyor musunuz?

 

Gülay Afşar: Evet, geliyorum. Sizinle orada buluşacağız. Siz, klasik müzik dünyasının süper starısınız. Muhteşem bir müzikal kariyeriniz var. Biraz bahsedeyim. 1400'den fazla rol aldınız, binlerce kez performans sergilediniz, yüzlerce konser yönettiniz. Dünyanın her yerine gittiğiniz böylesine yoğun bir program yapmayı nasıl başarıyorsunuz?

 

Placido Domingo: Bu benim tutkum. Yaptığınız bir işin dünyada farklı etkileri olacağını bilmelisiniz. Bazı insanlar sevmedikleri işleri yapıyorlar. O işi yapıyorlar çünkü çalışmaları gerekiyor...

 

Gülay Afşar: Bu bir zorunluluk.

 

Placido Domingo: Ama ben çok şanslıyım. İnsanları mutlu eden bir iş yapmak benim için büyük bir şeref. Hem ben hem de insanlar keyif alıyor. Böyle bir işim olduğu için dünyadaki en şanslı adam benim. O yüzden, kariyerimin başlangıcında sahip olduğum tutku şu anda da devam ediyor. Bu işi çok seviyorum ve bunu yapmaktan her gün daha çok keyif alıyorum.

 

Gülay Afşar: Tutkuyla! Ama bu çok uzun bir süre. Elbette zorluklar yaşadığınız dönemler de olmuştur. Bu işi bırakmayı ya da hayır demeyi aklınızdan geçirdiğiniz günler oldu mu?

 

Placido Domingo: Bilirsiniz, bazen herkes hasta olabilir ve bazı gösterileri iptal etmek zorunda kalabilir. Bu beni çok üzüyor. Çünkü seyircileri üzen şey, beni de üzer. Ama böyle şeyler olabiliyor. Formda kalıp, performanslarımı sergilemek için çaba gösteriyorum.

 

Gülay Afşar: Müzikal kariyerinizde karşılaşğınız en büyük zorluk ne oldu?

 

Placido Domingo: Bence bu, sonu gelmeyen bir mücadele. Çünkü bu işe bir kez başlayınca devamını getirmeniz gerekiyor. Büyük bir rekabet içine giriyorsunuz. Sonra bir seviyeye ulaşıyorsunuz. Bir sonraki seviyeye çıkmak için uğraşıyorsunuz ve sonra bir sonraki seviyeye... Bu böyle devam ediyor. Ta ki zirveye çıkana kadar. Sonra da zirvedeki yerinizi korumak için zor günler geçiriyorsunuz.

 

Gülay Afşar: Orada kalmak...

 

Placido Domingo: Şu an kariyerimin sonlarına yaklaşıyorum. Ama kariyerimin başındayken bu kadar uzun yıllar şarkı söyleyebileceğimi düşünmezdim. Bunca yıl durumun böyle olacağını düşünmemiştim. Bu benim en iyi olmam gereken, en üstte olmam gereken an. Çünkü bana gelip 'hadi ama, neden şarkı söylemekten vazgeçmiyorsun?' diyemezler, değil mi? Beni dinlemek isterlerse, birçok insan gelir. Dinler, sever, zevk alır ve evlerine dönerler. Bu da aşmanız gereken birçok zorluk anlamına geliyor.

 

Gülay Afşar: Evet. Hep bir zorluk, değil mi?

 

Placido Domingo: Hayat zor.

 

Gülay Afşar: Gerçekten öyle.

 

Placido Domingo: Bence herkes de böyle düşünüyor. Mesela siz. Bir televizyon kanalında çalışıyorsunuz.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Kariyerinizi sürdürüyorsunuz. Başından beri, bu konuma gelebilmek için uğraşıyorsunuz.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Ve bunu başardınız, şimdi muhteşem bir yerdesiniz. Şimdi de orada kalmanız gerek.

 

Gülay Afşar: Evet. Sürdürülebilirlik önemli.

 

Placido Domingo: Bunların hepsi zor.

 

Gülay Afşar: Gerçekten de hepsi zor. Ama şöyle bir şey de var. Neredeyse 50 yılı aşkın tenorluk kariyerinizden sonra, aniden baritonluğa geçmeye karar veriyorsunuz. Bu da bir zorluk değil miydi?

 

Placido Domingo: Bu da yeni bir zorluk.

 

Gülay Afşar: Evet, öyle.

 

Placido Domingo: Bunun yeni bir zorluk olduğunu biliyorsunuz.

 

Gülay Afşar: Evet. Evet.

 

Placido Domingo: Bundan bahsetmenize sevindim.

 

Gülay Afşar: Evet. Görüyorum. Gözlerinizde görebiliyorum bunu. Bir defasında “Ses, bahşedilen ama geri alınamayan bir şeydir” demiştiniz. Tanrıya şükür, hızınızı bir kez olsun kesmediniz. Tanrıya şükür.

 

Placido Domingo: Aynen öyle.

 

Gülay Afşar: Sormak istediğim, sesinizi ve enerjinizi korumayı nasıl başarıyorsunuz?

 

Placido Domingo:  Sanırım ben şanslıyım. Çok fazla çalışıyor olmamın yanı sıra, aynı zamanda sağlıklı da bir sesim var. Bu bana yardımcı oluyor. Ve önceden de dediğim gibi, dikkatli davranıyorum. Çok fazla çalışıyor olmama rağmen, birtakım aksaklıklar çıkabiliyor. Yorgun olabiliyorsunuz, uçuşunuzda gecikmeler olabiliyor.

 

Gülay Afşar: Tabii ki.

 

Placido Domingo:  Ama ne olursa olsun iyi bir şekilde sahnede olmanız gerektiğini biliyorsunuz.

 

Gülay Afşar: Aynen öyle. İyi durumda...

 

Placido Domingo: Evet.

 

Gülay Afşar: Olmanız gerekiyor. Anlıyorum. “3 Tenor”un unutulmaz performansını bir kez daha hatırlatmak istiyorum. İtalya’daki Dünya Kupası’ndaydı yanılmıyorsam.

 

Placido Domingo: Evet.

 

Gülay Afşar: Luciano Pavarotti ve Jose Carreras ile sergilediğiniz performansları nasıl anımsıyorsunuz?

 

Placido Domingo: Gerçekten çok güzeldi.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: 25 yılı aşkın bir süredir birbirimizin ismini duyuyorduk. Amaç da bu üç kişiyi bir araya getirmekti. Halk da bundan büyük bir keyif alıyordu. Bu konserler boyunca, yeni şeylerle halkın karşısına çıktık.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Belki biz o konserleri vermeseydik içlerinden Opera’ya giden de olmayacaktı.

 

Gülay Afşar: Konserler 1990 yılındaydı sanırım? Doğru mu?

 

Placido Domingo: 1990 yılı, evet.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Tamı tamına... Bu yıl Temmuz ayının 7’sinde tamı tamına 25 yıl olacak.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Tamı tamına 25 yıl.

 

Gülay Afşar: 25 yıl. Yıllar boyu Opera kavramını daha geniş bir dinleyici kitlesine ulaştırma görevi edindiğinizi düşünüyorum. Bu şekilde düşünüyorum.

 

Placido Domingo: Evet.

 

Gülay Afşar: Operayla, ya da Opera sanatçısı olmakla ilgilenen gençlere söylemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Placido Domingo: Bence... Her geçen gün daha fazla insan müzik endüstrisiyle ilgileniyor. Bu biraz da medyaya kalmış bir şeydi, öyle değil mi? Opera, televizyonlarda yayınlanırdı. Bugün, bilgisayarlardan ötürü, WIFI kavramından ötürü, Youtube’dan ötürü... Elinizde her şey var demeye çalışıyorum.

 

Gülay Afşar: Evet öyle.

 

Placido Domingo: O zamanlar, bir şeylerin yanlış gitme ihtimali vardı. Ufak bir sahnede, çok az bir insanla… Bir şeyler yanlış gittiğinde bundan sadece kısıtlı bir kesimin haberi olurdu. Hatayı çok az insan bilirdi. Bugün, bir şeyler ters gitse, insanlar 5 dakika içerisinde bundan haberdar oluyor.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Ve bunlar tabii ki olacak, çünkü oldukça doğal şeyler. Yani, teknolojinin avantajları olduğu gibi dezavantajları da oldukça fazla. Öyle değil mi?

 

Gülay Afşar: Evet öyle.

 

Placido Domingo: Ama bu bir sorun değil. Dinleyici kitlesi arttı, artık daha fazla insan senfoni konserlerine gidiyor. Daha fazla insan operaya ve konserlere gidiyor. Bu da muhteşem bir şey.

 

Gülay Afşar: Evet. Muhteşem bir şey. Bir soru daha soracağım. Müzik hakkında bir şey değil. Siz, İspanya’da doğmuşsunuz. Yani, bir Avrupa vatandaşısınız. Paris’teki son terör olayları hakkında ne düşünüyorsunuz? Avrupa’da İslamofobi olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Placido Domingo: Bence çok üzücü bir durum. Çünkü hepimiz... Çünkü sürekli teknoloji üzerine konuşuyoruz. İnsanların bir şeyleri yaratma kabiliyetinden bahsediyoruz. İnsanlar arasındaki bu nefreti sona erdirmemiş olmamız gerçekten çok üzücü, savaşları, her şeyi. Bence yaşananlar büyük bir problemdi. Özgür bir basın istediklerinden bahsediyorlar. Ancak özgün basın şudur; özgür basında saygı vardır. Saygı duymalısınız.  Özellikle de dine. İnsanların dinine saygı duymak zorundasınız. Çünkü siz de diğerlerinin sizin inancınıza saygı duymasını istiyorsunuz. Bu yüzden dikkatli olmamız gerektiğini düşünüyorum. Özgür basın güzel bir

şeydir, mesela yolsuzluktan bahsediyorsanız, bu tür büyük olaylardan bahsetmek elbette bir haktır, ya da çeşitli söylentilerden. Tüm bunlardan özgürce bahsedebilirsiniz. Ama burada önemli olan şey saygı duymaktır. Özellikle söz konusu olan din ise saygı duyulmalı. Hangi din olduğunun bir önemi yok. Dünyanın hangi bölgesinde olursak olalım, dine saygı duymalıyız. Çünkü hepimizin farklı inançları var.

 

Gülay Afşar: Kesinlikle.

 

Placido Domingo: Hatta hiçbir dine mensup olmayan insanlar da var. Onlara da saygı duyun. Çünkü Çünkü aksi halde her günü tehlike içinde geçiriyoruz. Her bir günümüzü büyük bir tehlike altında geçiriyoruz. Daha önce bahsettiğim gibi, insanlık olarak tüm gelişmelere sahibiz, teknolojide büyük ilerlemeler kaydediyoruz. Ama ilkel bir çağdaymış gibi yaşıyoruz. Birbirimizden nefret ederek... Aslında aşırı tutucu insanlar arasında hep en kanlı savaşlar gerçekleşiyor.

 

Gülay Afşar: Evet.

 

Placido Domingo: Tarihte buna hep şahit oluyoruz. İnanıyorum ki, bir babaysanız, olgun bir insansanız, çocuğunuz varsa... Bugün çocuklarınızın bir savaşa gitmesi ihtimaline nasıl razı gelebilirsiniz? Üstelik durum çok daha kötü, eskiden insanlar savaşa böyle gitmezdi. Ama günümüzde savaşın nerede olduğunu bilmiyorsunuz. Umuyorum ki tüm insanlığın iyiliği için tüm bu sorunların üstesinden gelebiliriz. Zaten tüm dünyada ekonomik sorunlarımız var ve dünya çapında, bu tarafında da, diğer tarafın da güvenlik için trilyonlarca para harcaması gerekiyor. Fakat ancak barış içinde hayatımızı sürdürebiliriz.

 

Gülay Afşar: Ortak saygıya ihtiyacımız var. Evet. Bu sözlerinizi güçlü bir mesaj olarak alalım. Çünkü sanatın her şeyin yararına, hepimizin yararına olduğuna inanıyorum. Barış içinde yaşamayı umut ediyoruz. Bize katıldığınız için teşekkürler.

 

Placido Domingo: Çok teşekkür ederim.

 

Gülay Afşar: Teşekkürler.

 

Placido Domingo: Dört gözle bekliyorum.

 

Gülay Afşar: Teşekkürler.



NTVMSNBC

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019