ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


"Ben mi arabesk, arabesk mi ben?" Sayı: 675 - 01.12.2008


Gülden Karaböcek, 70'lerden beri 'kalbindeki arabeski' müziğine yansıtıyor. 'Meyhane arabeski'ne karşı çıksa da tarzını plak şirketleri belirlemiş. Söz Vermiş Şarkılar albümündeki performansından sonra ilk rock parçasını bestelemiş

Türkiye 80'lere Gülden Karaböcek'in Sürünüyorum şarkısıyla girdi. Gerisi malum, o bir yana savruldu, biz öbür yana. Hakkında çok yazılıp çizilmiş olmasına rağmen Gülden Karaböcek uzun yıllardır sessiz kalmayı tercih ediyor. Murathan Mungan'ın Söz Vermiş Şarkılar albümünde adına rastlayınca dayanamayıp bir buluşma ayarladık. İlk soru ondan geldi: "Sizce ben ne tür müzik yapıyorum?" "Arabesk diyebiliriz" diye cevaplayınca da "Ben mi arabesk, arabesk mi ben?" deyip hüzünlü bir kahkaha patlattı. Gülden Karaböcek'le Pera Palas'ın nostaljik ortamında 60'lardan günümüze müziği üstüne konuştuk.

İlk 45'liğinizi 1967'de yayınladınız. Ancak en büyük başarıyı 79'da yayınlanan Dilek Taşı ve Sürünüyorum gibi besteleri size ait olan şarkılarla elde ettiniz. Biraz bu dönemden, beste yapmaya nasıl başladığınızdan bahsedebilir misiniz?

1978'in sonunda Dilek Taşı isimli bir film çevirdim. Filmin yapımcısı Hulki Saner aynı zamanda iyi bir müzisyendi ve daha önce de Erol Büyükburç, Emel Sayın gibi isimler için müzikal filmler yapmıştı. Çekimler sırasında bir gün Hulki Bey bana Emel Sayın'ın oynadığı Feride ve Gülizar gibi filmleri örnek göstererek Dilek Taşı için de filmle aynı adı taşıyan bir şarkı yazdırmak istediğini söyledi. Bunun üstüne çevremizdeki tüm söz yazarlarına haber verdik ve kısa sürede Dilek Taşı için iki yüze yakın söz yazıldı. Bugün dinlediğiniz Dilek Taşı'nın "Gözümde canlanır koskoca mazi" diye başlayan ilk dizesini okuduğum anda vuruldum ve hemen gitarımı elime alıp akorlara basa basa iki makaralı bir teybe şarkının ilk kaydını yaptım. Başta şarkının benim bestem olduğunu kimseye söylemeye cesaret edemiyordum. Ancak Hulki Saner şarkıyı duyar duymaz, "Bu şarkı Türkiye'yi sallayacak," dedi ve dediği de doğru çıktı.

Şarkılarınızın büyük bir kısmı arabesk, pop ve halk müziğine ait öğeleri aynı anda barındırıyor. 70'li yıllarda kaydettiğiniz kimi parçalardaki ritmik değişimler, piyano ve bas gitar partileri dönemin arabesk anlayışının neredeyse tamamen dışında. Müzikal kararlarda sizin etkiniz oluyor muydu?


Evet, oluyordu. Ama öncelikle şunu söyleyeyim, ben hiçbir zaman çok bilinçli bir şekilde sentez yapmaya çalışmadım. Bu tamamen benim içimden geliyordu. Çok yüksek bir nota bilgim olmadığı halde şarkılarım düzenlenirken özür dileyerek içeri girer ve bazı değişiklikler yaptırırdım. Alt yapılarda Batı'ya yakın durmamın sebebine gelecek olursak, müziği koyu arabeskten, meyhane arabeskinden korumaya çalışıyordum. Uzun süre Onno Tunç, Esin Engin gibi isimlerle çalıştım. Bağlama çalınacaksa da Arif Sağ ve Osman Bayşu gelirdi. 14 yaşında kaydettiğim ilk plağımda bağlamayı kim çaldı biliyor musunuz? Orhan Gencebay.

Sesinizin çok özel bir tınısı var. Biraz vokal tekniğiniz üzerine konuşabilir miyiz?

Belki de esas orijinal olan sesimdir. En azından birçok defa böyle söylendiğini duydum. Ama insan kendiyle ilgili bu tip yargılara pek de kolay varamıyor. Ancak dışarıdan bir şey söylendiğinde fark ediyorsunuz. Ama şu kadarını rahatlıkla söyleyebilirim, bende hiçbir zaman gırtlak oyunlarına rastlayamazsınız. Ben şarkı söylerken de kendimi tamamen duygularıma teslim ediyorum. Mesela stüdyoda birçok şarkıyı bir defada kaydederim. İlk anda hissettiğim ve kaydettiğim en gerçek olanıdır. Kayıt uzadıkça işin tadının kaçtığını düşünüyorum.

12 Eylül'ün ardından Türkiye'de arabeskin patlamasını neye bağlıyorsunuz?

Sanırım bunun sebebi öncelikle ekonomikti. Halk, o günlerde büyük bir umutsuzluk içindeydi. Galiba ezilenlerin duygularını birilerinin boyun eğerek söylemesi dönemin ruhuyla örtüşüyordu. Bununla beraber ben her zaman kalpteki, gönüldeki arabeski sunmaya çalıştım. Ancak karşılıksız sevginin, aldatılmanın arabeskini yapmaya çalışırken birdenbire olay bambaşka bir boyut kazandı.

Sizce zaten belli bir sıkıntı yaşanırken her an o sıkıntıyı hatırlatan şarkılar yapmak doğru bir hareket mi?

Bence değil. Hiçbir zaman insanların üzüntüsünden, bunalımından, parasızlığından yararlanarak para kazanmayı düşünmedim.

Peki, 80'lerin ortasına doğru siz de eskisine göre daha koyu bir arabesk anlayışını benimsediniz. Neden?

Bu tamamen plak şirketimin tercihiydi. Şirketin başında bulunanlar neyin satıp neyin satmayacağını benden daha iyi bildiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla beni hiçbir şeye karıştırmıyorlardı. Bir de tam o dönemde ikinci evliliğimi yapmıştım ve bir kızım olmuştu. Müziğe ayırmam gereken vakti ayıramıyordum. Beste yapmaya dahi vakit bulamıyordum. Tüm bu sebepler dolayısıyla bahsettiğiniz tip birkaç çalışmam yayınlandı.

"Eşimle iş yapmamalıymışım"

1987'den sonra yavaş yavaş kendinizi geri çekmeye başladınız. Bunun özel bir sebebi var mıydı?

Sanırım gene plak şirketimin beni yanlış yönlendirmesi, yaptığım albümleri saklayıp daha sonra piyasaya sürmesi, geri çekilmiş gibi görünmemin en önemli nedenleriydi. Bir ara şirketim doldurduğum albümleri uzun süre elinde tutup ancak ben başka bir müzik eviyle anlaşma imzaladıktan sonra Gülden Karaböcek Klasikleri adı altında kimi eski şarkılarımla beraber piyasaya sürdü. İnanabiliyor musunuz bunu bile yaptılar. Tüm bunlar ve benim adıma basına yapılan yanlış açıklamalar müziği bırakmışım ya da ne yaptığım belli değilmiş gibi bir hava doğmasına sebep oldu. Ayrıca özel hayatımla ilgili de kimi sıkıntılarım vardı. Ancak bu konulara girmek istemiyorum. Çünkü reklam amaçlı konuştuğum düşünülebilir ve bu beni rahatsız eder. Her zaman yanlış anlaşılmaktan korktum. En çok sattığım dönemde bile şirkettekiler bana 'Her yerde çalmak başka, çok satmak başka,' diye doğru dürüst para ödemezdi. Ben de insanların beni aç gözlü sanmasından korkup sesimi çıkarmazdım. Bunun yanı sıra avukatlarla, mahkemelerle uğraşıp yıpranmanın sanatın ruhuna aykırı olduğunu düşündüğüm için de hiçbir zaman hakkımı arayamadım. Gerçi geç oldu ama meğer insan eşiyle iş yapmamalıymış.

Peki, 80'lerin sonundan bugüne kadar neler yaptınız?

Her şeyden önce albüm yapmaya devam ettim. Ama hepsinin üstü örtüldü. Yapımcılar, onun yerine eski şarkılarımı başka isimler altında sanki yeni kayıtlarmış gibi tekrar tekrar piyasaya sürmeyi tercih ettiler. Düzenli sahneye çıkmasam da Türkiye'de ve yurtdışında çeşitli konserlerde yer aldım. Bu arada da büyük fırsatlar kaçırdım. Londra'da London Palladium diye tarihi bir salonda konser vermiştim. Emin değilim ama yanılmıyorsam o salonda Beethoven de konser vermiş. Hatta o konser sırasında Londra bombalanmış ve salondakiler duymamış. Beethoven'e gelecek olursak o zaten sağır. Benim konser vereceğim duyulunca Londra'da trafik felç olmuştu. İnanın otelden konser salonuna varamıyordum neredeyse. O konserden sonra Elizabeth adında bir kadın benimle görüşmek istedi. Meğer eşi James Bond filmlerinin yapımcısıymış ve benimle bir film yapmak istiyormuş. Tüm ısrarlarına rağmen 'Yeni bir anlaşma imzaladım,' diyerek Türkiye'ye geri döndüm. Akıl işte. Hiçbir zaman çevremde beni kollayacak insanlar da olmadı ki.

Bundan sonra neler yapacaksınız? Yeni projeleriniz var mı?

Sanırım yavaş yavaş rock müziğe yöneliyorum. Rock stilde bir şarkı besteledim bile. Bu yaştan sonra yeni bir şeyler yapmak benim de hakkım olsa gerek. Tina Turner'ın kırkından sonra meşhur olduğunu duyunca iyice cesaretlendim. Sürekli yeni denemeler yapıyorum. Bu sırada Murathan Mungan benim için yeni bir söz yazmış. Neler olacağını zaman gösterecek.

"Rock bir şarkı besteledim"

En son Söz Vermiş Şarkılar için bir şarkı kaydettiniz. Müslüm Gürses'in son yıllarda bu tip projelerde yer almasına alışığız fakat daha çok pop ve rock şarkıcılarının, gruplarının katıldığı bu albüme siz nasıl dahil oldunuz?

Murathan Mungan benim baştan beri çok severek takip ettiğim bir yazar ve şair. Kimi zaman duygularını bir örtü altından sunuyor, kimi zamansa büyük bir ustalıkla o örtüyü kaldırıyor. Bu beni çok etkiliyor. Söz Vermiş Şarkılar'a katılmam teklif edilince seve seve kabul ettim. Önce besteyi ben mi yapacağım diye sordum. Oysa şiir Selim Atakan tarafından çoktan bestelenmiş. Şarkının orijinal hali sadece bir piyano ve ut eşliğinde kaydedilmişti. Burhan Bayar benim için çok sesli bir düzenleme yaptı. Şarkıyı gene ilk okumada kaydettim. Ama hâlâ acaba tek enstrüman eşliğinde okusaydım daha mı güzel olurdu, diye düşünüyorum.

"Bach, Mozart, Beethoven dinliyorum"

Nasıl bir müzik ortamında yetiştiniz? Neler dinlerdiniz?

Her tür müziği dinlerdim. Bugün için de aynı şey geçerli. Ama klasik müziğin özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Bach, Mozart, Beethoven sürekli dinlediğim besteciler. Bunun yanı sıra Hint müziğinden Ermeni folkloruna kadar tüm dünya müziklerini de takip etmeye çalışıyorum. Michael Jackson ve Madonna hala ilgiyle izlediğim pop müzik şarkıcıları. Sezen Aksu, Nilüfer ve Ajda Pekkan ise seslerini, şarkılarını beğenmemin yanı sıra bana eski yıllarımı hatırlattığı için ayrıca çok sevdiğim isimler. Cem Karaca, Ersen ve Barış Manço için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Çocukluğumdaysa en çok sabahları yayınlanan eski radyo türkülerine bayılırdım. Hatta o türküleri sürekli kaydedip tekrar tekrar dinlediğimi hatırlıyorum. Belki de her tür müziği dinleyip beğendiğim için şarkılarımda da birçok farklı stili bir araya getirmeye çalıştım.

Bugünkü Türk pop müzik piyasasını nasıl buluyorsunuz? Bu piyasada kendinizi nasıl konumlandırırsınız?

İnsanlar değişiyor, anlayışlar değişiyor hatta konuşma dili dahi değişiyor. Müzik neden olduğu yerde dursun ki? Diğer soruya gelecek olursak, bırakalım beni başkaları konumlandırsın
  

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.