ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Kraliçe ve Divalar...Sayı: 546 - 25.04.2008


Türk popüler müziğinin tarihi, büyük kısmıyla piyasayı uzun yıllardır hakimiyet altında tutan kadın figürlerin tarihidir. Başka türlü söylemek gerekirse, söz konusu olan bir "diva"lar, "kraliçe"ler tarihidir. Dolayısıyla bütün dünya kadın şarkıcı/şarkı yazarlarının popüler müziğin erkek baskın karakteri sebebiyle hak ettikleri noktaya bir türlü ulaşamadığını tartışıp dururken bizde durum tam tersidir. Ayrıca bu gösterişli tarih aynı zamanda kendi soğuk, uzak ya da parçalanmış yeraltı kraliçeleri tarihini de yarattı.

Bu bağlamda Tülay German'ın tarihte durduğu yer hayli ilgi çekicidir. O esasında kelimenin tam anlamıyla gerçek bir divadır. Önemini Türk müzik tarihi açısından açıklamaya kalkışırsak onun neredeyse söz konusu müziğin kimliğini bulması için en büyük çabayı sarf etmiş isimlerin başında geldiğini söyleyebiliriz. 1960-62 yılları arasında özellikle "Summertime" gibi caz standartlarını yorumlamaktaki ustalığıyla dönemin en ilgi çeken isimlerinden biri haline gelen German'ın benzeri onlarca isimden ayrılmasını sağlayan 1962 yılında Erdem Buri'yle beraber 'Çoksesli Türk Popüler Müziği Tasarısı'nı hayata geçirmiş olmasıdır. Buri'ye göre sadece yabancı dilde şarkı söyleyerek bir yere varmak neredeyse imkânsızdı. Bizler kendi şarkılarımızı kendi dilimizde söylemeliydik. Türk popüler müziğinin (ki o dönemde henüz bu tip bir isim söz konusu değildi) kendine has bir kimlik kazanabilmesi ancak bu şekilde söz konusu olabilirdi. Bunu yapmanın çeşitli yolları vardı: Henüz yapılmaya başlandığı üzere yabancı şarkılara Türkçe sözler yazılabilir, türküler Batı müziği armoni kuralları göz önünde bulundurularak popüler bir anlayışla çok seslendirilebilir ya da en ideali kendi kültürümüzü temel alan orijinal besteler yapılabilir ve bunlar yine Türkçe sözlerle kaydedilebilirdi.

İngilizce, Fransızca

German'ın Erdem Buri'nin önerdiği ikinci formüle dayanarak kaydettiği Burçak Tarlası, Türk popüler müziğinin büyük kitlelere ulaşan ilk 45'liği oldu. Çeşitli türkü uyarlamalarının yanı sıra ikili Yarının Şarkısı'yla Türkçe sözlü orijinal beste idealini de gerçekleştirdi ve büyük başarı kazandı. Bu noktada ironik olan, German'ın bunca çabanın ardından tam ününün doruğundayken Paris'e yerleşip bir dönem ağırlıklı olarak tekrar yabancı dilde şarkılar kaydetmeye geri dönmesidir. Zamanla ülkede esen değişim rüzgarlarının popüler müziği de etkisi altına almaya başlaması ve neredeyse her gün piyasaya yeni isimlerin çıkması German'ın gitgide bir hikâyeye dönüşmesini sağladı: O, bir zamanlar dünyanın dört bir yanında alkışlanmış, hayran olunmuş, Leo Ferre gibi isimlerle aynı sahneyi paylaşmış, hakkında yazılar yazılmış, programlar hazırlanmış, bugünse sonsuz bir sessizliğe gömülmüş soğuk bir kraliçeydi.

Kalan Müzik, Tülay German'ın neredeyse tamamı İngilizce ve Fransızca yaptığı kayıtlardan oluşan Sound of Love isimli albümünü bir süre önce yayınladı. Albüm German'ın 1960-1980 yılları arasında yaptığı kimi radyo, ev ve stüdyo kayıtlarını biraraya getirmesiyle birçok koleksiyonerin fazlasıyla ilgisini çekeceğe benziyor. Albümün bunun da ötesinde en ilgi çekici yanı Hubert Giraud, Pierre Delanoe gibi daha önce Edith Piaf gibi isimlerle çalışmış şarkı yazarlarının doğrudan German için yazdıkları şarkıları biraraya getirmesi. Ayrıca yalnızca basta Mingus'un yer aldığı Duke Ellington's Sound of Love ve German tarafından olağanüstü bir biçimde yorumlanmış, Janis Joplin için yazılmış A Perdre Haleine isimli şarkılar dahi albümü almak, Tülay German'ın büyüklüğünü bir kez daha anlamak için yeterli.

German'ın tamamen kendine has dünyasını yansıtan Sound of Love'ın yanı sıra Ossi Müzik de geçtiğimiz günlerde hepimize daha tanıdık bir dünyayı yansıtan, içinde tescilli kraliçelerin, divaların, süperstarların hatta yer yer nedime ve korumaların da yer aldığı Bir Zamanlar 4'ü yayınladı. Ajda Pekkan'ın Ne Varsa Bende Var'ının daha önce hiç gün yüzü görmemiş bir versiyonuyla açılan ve Sezen Aksu'nun Kaybolan Yıllar, Nükhet Duru'nun Yalan Sözlerle isimli şarkılarıyla devam eden albüm tavernalar kraliçesi Nermin Candan'ın Olmaz Olmaz Bu İş Olmaz'ıyla kapanıyor. Bu isimlerin yanı sıra albümde yer alan Gülistan Okan, Lale Belkıs, Behiye Aksoy, Selma Devrim gibi isimlerin söylediği şarkılar German'ın 60'ların ikinci yarısına denk gelen gidişinin ardından çok değil henüz 10 yıl gibi bir süre geçmeden Türk popüler müziğinin aldığı rengi görebilmek, bizleri 80'lere hazırlayan atmosferi soluyabilmek için iyi bir fırsat.

Ossi Müzik'in sadece üç yıl gibi bir sürede yayınladığı albümlere bakınca popüler müzik tarihimizin elle tutulur, gözle görülür bir hafızaya kavuşmak üzere olduğu hissine kapılıyor insan. Her ne kadar ilk bakışta yapılan iş sadece kimi eski şarkıları dijital ortama aktarmaktan ibaret gibi gözükse de işin aslı o kadar kolay değil. Birçoğunun orijinali yabancı bestecilere ait şarkıları yayınlayabilmek için izin peşinde koşmak bile fazlasıyla yıldırıcı bir iş. Aynı şekilde Kalan Müzik'in de hayata geçmesi yıllar süren olağanüstü kültür projesini gerçekleştirirken ne büyük imkânsızlıklarla mücadele ettiğini tahmin etmek hiç de güç değil. Bu bağlamda bizlere müzikal tarihimize ulaşma lüksünü yaratıp bir anlamda bütün geçmişi ve bugünü farklı bir gözle okuyabilme fırsatı veren Kalan ve Ossi Müzik gibi firmalara ne kadar teşekkür etsek azdır.

Tülay German/ Sound of Love/ Kalan Müzik
Bir Zamanlar 4/ Ossi Müzik


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.