Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1775




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1772

Bir Fahir Atakoğlu Bestesi… 15 Temmuz… - 20.07.2020





Geçen hafta, 14 Temmuz 2020 Salı akşamı saat:21.00’de büyük bir merakla televizyonun önünde yerimi aldım, tabletim elimde sosyal medyayı takip etmek için.

Cemi'i Can Deliorman yönetimindeki Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası, Devlet Çoksesli Korosu,  solist ve besteci Fahir Atakoğlu 15 Temmuz Destanı adlı sipariş eseri icra etmeye başladılar.

Zamanın ilerlemesine ra
ğmen, akış içinde besteden beklediğim patlamayı göremeninin şaşkınlığını yaşarken, pat diye tabletime bir twit düştü.

Ça
ğdaş bestecilerimizden birine ait bu twitte: “Orkestralarımızın, şeflerimizin, müzisyenlerimizin ve sanat kurumlarımızın ehliyetsiz bestecilerle çalışğını görüp üzülürdüm hep. İlk defa sevindim.” diyordu bestecimiz.

Tabii dibine kadar bir ironiydi bu twit ve her
şeyi açıkça söylüyordu…

Bestenin ana teması bana hiç yabancı gelmemi
şti. “Dur yahu ben bunu bir yerden hatırlıyorum, ama nereden?” deli sorusu kafamda dönüp dururken, birden “daannn” diye buldum nereden hatırladığımı!

Bestenin, yüksek çözünürlüklü ultra çekimlerle yayını devam ederken, rahmetli Mehmet Ali Birand’ın bir anda çıkıp gelip Adnan Menderes’in iktidardaki tutumunu anlatacak sandım. Gerçi ke
şke sadece müzik anımsatsa ya bir şeyleri.

Ama de
ğil!

Evet Fahir Atako
ğlu’nun 15 Temmuz Destanı adlı senfonik bestesi, yine onun bestesi olan Demirkırat Belgeseli’nin müziğini andırıyordu.

Esinlenmi
ş demek ki?

Birkaç notadan ve senfonik müzi
ğin ruhuna aykırı ritimlerden oluşmuş, içine bolca mistisizm katılmış, bu mistisizm mistik çalgılarla desteklenmiş ve bu müzikal yapının sık tekrarından ve bu tekrarın efekt soslu akışı ile içine heybet katılmış bir beste olarak kaldı benim aklımda.

Demirkırat Belgeseli müzi
ği de öyleydi, Korg A1’in sağladığı metal seslerin olanaklarıyla.

Artık, popçu Serdar Ortaç’ı “üç sesle
şarkı yazıyor” diyerek ti’ye alamayacağız. Şimdi bunun “senfonik” boyutu yapıldı.

Fahir Atako
ğlu’nun destansı bestesini dinlerken baterilerin cılızlığı dikkatimi çekti.

Senfonik bir bestede bateri kullanılmaz genel ilkesi es geçilmi
şti çünkü. Zira senfonik besteler seslendirilirken bateriden alacağınız sesler için farklı perküsyon grubu çalgılar vardır. Onlar için beste yazılmalıdır. Farklı perküsyon grubu çalgılar orkestradaki diğer enstrümanlarla bir “volume” dengesine sahiptir. Ancak bateri bu denge içinde yer almıyor. Sesi orkestra içinde kısık kalıyor. Sesi artırmak ya da diğer enstrümanlarla dengelemek için senfonik bestelerin icrasında “bence” asla yapılmaması gereken “masa” ayarlarına (–sound check) ihtiyaç duyuluyor.

Ve bu ayarlar bu beste için yapıldı
ğından dolayı bateri orkestranın diğer enstrümanlarını bastırıyor ve beste bir bateri konçertosuna ya da bir başka şeye dönüşüyor.

Ömrünü Amerika’da geçiren, bestelerini hep orada yapan Fahir Atako
ğlu gibi bir besteci bunun nasıl farkına varmaz? Nasıl ayırdında olmaz!?

Bu beste ile Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Çok Sesli Korosu’nun buluşması sadece şekil ve görünümden ibarettir. Önceki yıllarda Mehter Takımıyla yaptıklan, bu sefer Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin güzide kurumları ve bu kurumların sanatçıları ile yapılmıştır. Çalan müzik aynıdır. Sadece çalan orkestrasının adı CSO’dur, seslendiren koronun adı da Devlet Çok Sesli Korosudur.

Özel orkestralarda eline bageti alıp bizi
 müziğe “Hasret” bırakan oportünist şefler burnumuzun dibinde duruyor. Öyle öyle bu yollar açıldı ve bu aşamaya geldi.

Geçmi
ş olsun!

Bu beste tribünlere oynayan Fahir Atako
ğlu'nun orkestral panik atak macerasıdır. Rüzgar kimden yanaysa Amerika’da ikamet eden Fahir Bey’in ona beste yaptığını bir kere daha somut olarak görmüş olduk. 90'larda Atatürkçü kesimin oyları yüksekken Atatürk için Sarı Zeybek belgeseli müziği besteleyen Fahir bey, ertesi gün Dünya'yı Marslılar fethetse "Marslılar Destanı" diye yine ve tekrar aynı temalardan, seslerden oluşan  bir eser daha besteleyeceğine adım gibi eminim.

Hayırlı olsun!


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020