Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1762




Güzel Sanatlar Fakülteleri ve benzeri okulların yetenek giriş sınavlarının YÖK tarafından kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Kaldırılması doğru bir karar, Katılıyorum.
Kaldırılması yanlış bir karar, Katılmıyorum.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı : 944

Zawinul'un Grammy'si - 10.02.2010





Onca sinema adaylığı (TV’yi de unutmayalım) ve ödül töreni arasında, 52. Grammy ödül töreni de su gibi aktı geçti. Beyonce’ın bir kadın için rekor oluşturan altı, 20 yaşındaki country şarkıcısı Taylor Swift’in ise dört ödülü konuşulurken, ben iflah olmaz bir alışkanlıkla, çağdaş caz Grammy’sinin kime verildiğine baktım. Ödülü, 2007 Eylül’ünde ölen Joe Zawinul, son albümü ‘75’ ile almış. Aslında eksik söylüyorum: Joe Zawinul&the Zawinul Syndicate demek lazım. Çünkü etnik müzik-caz füzyon araştırmalarını yıllarca çok farklı ülkelerden gelmiş müzisyenlerin oluşturduğu bu grupla sürdürdü. Biz de kendisini son olarak burada, Açıkhava’da, Arto Tunçboyacı’nın da dâhil olduğu farklı bir Zawinul Syndicate’le izlemiştik. Tek Zawinul tecrübemiz de o değil. Sanırım 2002’ydi, Akbank’a da gelmişti. O ekipte, Grammy alan albümündeki Syndicate’ten Sabine Kabongo da vardı. Evveliyatı, sonrası da mümkündür, yaş icabı unutabiliyoruz.

Josef Erich Zawinul, klasik müziğin bağrında, Viyana’da doğdu. Yetmiş beş yıl sonra aynı şehirde caz ve dünya müziğine damgasını basmış bir müzisyen olarak öldü. Zaten kendi adına ya da kendi adını taşıyan bir grupla ilk (ve tek) Grammy’si de yaşı ile adlandırılmış: ‘75’. Hatta albümde bir ‘Happy Birthday’ parçası da var. ‘75’, belki Cannonball Adderley’nin döneminin değil ama Miles Davis döneminin ve emsalsiz Weather Report’un izlerini de taşıyor. Bir de, dünyanın dört bucağından müziğin... Adderley ve Davis ile çalıştıktan sonra Weather Report grubunun kurucu üyesi olarak gönüllerde yer edinen Zawinul, hep ileriye dönük bir sanatçı oldu. 1985’te Weather Report’tan ayrıldıktan sonra da yaratmayı, yenilikten yana olmayı başardı. Klasik müzik eğitiminden Berkelee’ye ve en hasından caz swing’ine, oradan dünya müziğine uzanan Joe Zawinul, onu ya da müziğini sınıflandırmaya kalkanları eli böğründe bırakmıştır. Müzisyen, 1960’ların sonu ile 70’lerin elektronik caz-rock devriminin itici güçlerinden biriydi. Sonra da, caz-rock ile dünyanın dört bucağından etnik müzik arasındaki füzyonları araştıran kişi oldu. Caz yazarı/eleştirmeni Richard S. Ginell, onun enstrümanı doğru dürüst çalmayı, amacına hizmet ettirmeyi bilen bir avuç synthesizer icracısından biri olduğunu da söylüyor.

‘Joe Zawinul&the Zawinoul Syndicate 75th’in mükemmel oluşumunda, bu ekibe çok yakışan Arto Tunçboyacı yok. Ama onu aratmayacak vurmaçalgıcılar, vokalistler var. Üstelik de, çok renkli, pek farklı milliyetlerden bir ekip bu. 2 CD’li ‘live’ set bu renkliliği, çeşitliliği, Zawinul’un bulunduğu her yerde varolan coşkuyu, enerjiyi hakkıyla yansıtıyor. Öte yandan, bir çeşit de meslek hayatı özeti gibi. Kurucularından olduğu Weather Report dönemini andıran parçalar, Miles Davis’in son döneminin sadeliği, kimi yerde sağlam bir rock-funk ‘beat’ ve nihayet Zawinul ile gene Weather Report’u yaratanlardan Wayne Shorter’ın birlikte seslendirdiği ‘In a Silent Way’. Bu da, 2 Ağustos’ta, Veszprem, Macaristan’taki bir konserden. Zawinul’un son performansı... Sahnede ona Shorter katılıyor, 14 dakikalık bir soprano saks-synthesizer düeti yapıyorlar. Bu parçayı 1969’da aynı adla bir Miles Davis’in aynı adlı albümünde çalmışlardı.

Evet, bu üstadın kendi adına aldığı ilk (ve son) Grammy. Weather Report sonrası dönemde ve yapımcılığını üstlendiği Salif Keita albümü ‘Amen’le de aday olmuştu gerçi. Ama bu, 2007 yazında kaydedilmiş bir albüm. Ancak, albüm 2008’de çıktı. Zawinul ise doğduğu şehir Viyana’da, beş haftalık bir Avrupa turunun (bu konserin de dahil olduğu turun) ardından, ender görülen bir cilt kanseri nedeniyle 7 Ağustos 2007’de hastaneye yatırıldı. 11 Eylül’de, bu hastalık nedeniyle, 75 yaşında öldü. Böylece, ‘75’in ‘Hymn’i bizim için, son âna kadar müziğinden kopmayan bu müzisyene vedamız da oldu. Demek ki, ‘75’ gerçekten giderayak bir albümmüş, ama bu kadar mı güzel olur?

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020