Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
 
 
Şirin Pancaroğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 688

Vakıf üniversiteleri müziğe neden ilgisiz? - 25.12.2008





Son zamanlarda birbiri ardından güzel sanatlar fakültesi açan vakıf üniversiteleri aynı ilgiyi müzik eğitimine göstermiyor.

Vakıf üniversitelerinin görsel sanatlara gösterdikleri ilgi kuşkusuz sevindirici. Ancak buna zemin oluşturan nedenler üzerinde biraz düşünmeye değer. Ülkemizin müzisyenden çok ressama ihtiyaç duyduğu yönünde bir bilgiyle mi hareket ediliyor? Yoksa nedenler arasında resim eğitimin çok yönlü açılımları mı var? Temel olarak resim eğitimi alan biri daha sonra kendiliğinden grafik tasarım, iç mimarlık/dekorasyon, endüstri ürünleri tasarımı, iletişim tasarımı, heykel, seramik, tekstil, fotoğraf ve sinema gibi alanlara yönelebiliyor. Bu, mezun edilen öğrencinin geniş bir yelpazede çalışabileceğinin de bir tür garantisi. Müzik için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Her ne kadar teknoloji sayesinde iş alanları bir parça genişlemiş olsa bile temelinde enstrüman eğitimi almış olan birinin böyle mesleki açılımları söz konusu değil. Kaldı ki müziğin yan sektörleri ülkemizde gelişmiş olsaydı, genç müzisyenler buralarda çalışabileceklerdi. Aslında bu yan sektörler, ya da müziğe destek veren sektörler üzerinde acilen düşünmek gerekiyor, çünkü eğitim kurumlarının işte tam bu noktada çözüm üretmesi gereken bir açmaz var. Sadece eğitimin değiştirebileceği bir durum. Yan sektörler geliştiğinde müziğin kendisi de bir sektör olarak gelişebilecek.

Müzik eğitimi altyapı gerektiriyor

İş alanlarının çeşitliliği bir yana, görsel sanatları vakıf üniversiteleri arasında, tabir yerindeyse, daha “trendy” kılan bir unsur da belki müziğe göre daha kolay finanse edilir olması. Örneğin, özü itibarıyla teke tek yapılması gereken müzik eğitimi, doğru yapıldığında her enstrümana uzman bir hocayla, her öğrenciye günde en az 4 saat ses yalıtımlı bir çalışma stüdyosunun tahsisini gerektiriyor. Her odaya bir tane de piyano düşünün, buna konser salonu, müzik kütüphanesi, kayıt stüdyosu, içinde hazır ve nazır bir tonmayster, enstrüman akordu, rutin bakımlar, fakültede olması gereken diğer enstrümanlar, toplulukların çalışmalarını yapabilecekleri prova mekanları …bir de burslar eklenince, çekincenin mali nedeni ortaya çıkıyor. Burs müzik eğitiminde şart çünkü genellikle bütün dünyada olduğu gibi bizde de en yetenekli öğrenciler en varlıklılar arasından çıkmıyor. Eğitmenliklerinde olduğu kadar kariyerleri bakımından yıldız hocalar, kurumun adını duyuracak parlak öğrenciler ve altyapı şart. Bu herhalde ürkütücü geliyor.

Yine de birileri ülkemizde elini bu taşın altına koydu. Vakıf üniversiteleri arasında müzik eğitimine el atmış olanlar Bilkent Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Başkent Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi. Bunlar arasında en büyük altyapı çalışmasını Türkiye’nin ilk ve tek Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesini kuran Bilkent Üniversitesi gerçekleştirdi. Diğer üniversitelerde müzik, ya görsel sanatlar ağırlıklı bir fakülte ya da bir fen-edebiyat fakültesinin içerisinde bir bölüm olarak yer almakta. Bu her ne kadar interdisipliner bir eğitimi kolaylaştırsa da Türkiye bu konuda henüz emekliyor, çünkü “interdisipliner” olabilmek için ilk önce “disipliner” olmak gerekiyor. Yani ilk önce bir alanda rüşdünü ispat etmek gerekiyor. Eh, bunu kolaylıkla söyleyemiyoruz.

İstanbul’daki büyük boşluk

Müzik eğitimine yönelen bu dört vakıf üniversitesinin verdikleri eğitimin profiline gelince…Ankara’da Bilkent Üniversitesi, orkestra enstümanlarının neredeyse tümünde (arp hariç tutulmuş nedense, yazık olmuş), şan-opera, kompozisyon dallarında; Başkent Üniversitesi, opera-koro, popüler müzik şarklıcılığı, komposizyon ve müzik teorisi dallarında;  İstanbul’da Bilgi Üniversitesi kompozisyon ve ses kayıt teknolojisi dallarında (enstrüman icracılığı bu yıl kapandı); Haliç Üniversitesi ise bir yüksekokul statüsünde eğitim veren konservatuvarı kapsamında Türk Musıkisi alanında tanbur, kemençe, kanun, ney, ud ve bağlama gibi çalgılarda mezun veriyor. İstanbul’da donanımlı bir müzik fakültesine kesinlikle ihtiyaç var. Konservatuvarlara ve de Bilkent Üniversitesi’ne bir alternatif oluşturacak, müziğin açmazlarına çözüm üretecek bir eğitimle çevre ülkelerden dahi öğrenci çekebilecek, iddialı bir yatırımın ülkeye ve üniversiteye kazandıracağı çok. Müzik öyle bir şey ki, çaldığınız an herşey ortada, geri dönüşler ivedi. Aynen Bilkent Akademik Senfoni Orkestrasının bu üniversitenin prestijine kazandırdığı gibi.

Referans
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019