Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 15
Sayı: 1776




 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 40 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ayşe Emek
 
 
Yayımlanan Sayı : 657

Adnan Saygun'un albümü yurtdışında övgü topluyor! - 05.11.2008





Dünyanın önemli klasik müzik yayıncılarından CPO firması, A. Adnan Saygun serisini Ekim ayında çıkardığı Piyano Konçertoları ile tamamladı. Şef Howard Griffiths yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde piyanist Gülsin Onay’ın yorumundan müzikseverlerin beğenisine sunulan CD, yurtdışında da ilgi ile karşılandı. Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung sayfalarında albüme yer verirken, saygın Avusturyalı eleştirmen Peter Cosse de Klasik Heute için piyano konçertolarını değerlendirdi.

FAZ'da Orhan Pamuk, Fatih Akın ve Adnan Saygun ile Türkiye tablosu

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung’a yazan eleştirmen Gerhard Koch, sürekli gündemde olmakla beraber hâlâ yeterince tanınmayan bir ülke olan Türkiye’deki müzik kültürünün anlaşılmasında Saygun albümlerinin aydınlatıcı olduğunu belirtiyor. Saygun’u 20. yüzyılın en önemli Türk bestecisi olarak tanımlayan Koch, bestecinin müziğinde sonsuz bir canlılık ve betimleme olanağı bulunduğu yorumunu yapmış. Gazetede 11 Ekim tarihinde çıkan yazıda “Albümdeki yorumcular da icralarında bu son derece ilginç besteciyi başarıyla savunmuşlardır.” deniyor.

Türk ve Batı arasındaki alışverişin fevkalade ifadesi

Adnan Saygun’un eserlerine genellikle ihtiyatla yaklaşan müzik eleştirmeni Peter Cosse ise Klasik Heute sitesindeki değerlendirmesinde albüme 10 puan verirken bu kaydın yaratıcı bir işbirliği içinde sorumluluk taşıyan bir sadakat sergilediğini ve dinleyicilerin tüm beklentilerine cevap verdiğini yazmış. Gülsin Onay’ın muhteşem bir enerji ve zarif nüanslarla rafine bir yorum sunduğunu belirten ünlü eleştirmen, şef Howard Griffiths’in ise sağlam bir orkestra olan Bilkent Senfoni’yi doğruluk ve nüanslara hassasiyetin en üst düzeyine çıkardığını ifade ediyor.

CPO firması, 1000’in üzerinde albümden oluşan seçkin kataloguna 2007 yılından itibaren bestecimiz Saygun’un eserlerini de kattı. Ahmed Adnan Saygun’un 100. Doğum Yılı vesilesiyle başlatılan seride bestecinin beş senfonisi, keman, viyola ve çello konçertoları ile yaylı çalgılar kuartetleri yer alıyor. 1. ve 2. Piyano Konçertolarının da yayınlanmasıyla 1991 yılında kaybettiğimiz bu büyük bestecimizin belli başlı tüm eserleri dünya müzik marketlerinde yerini almış oldu.

Gerhard R. KOCH, Frankfurter Allgemeine Zeitung, 11 Ekim 2008

Saygun’un Piyano Konçertoları

Türk Bartok’u

Bu seneki Frankfurt Kitap Fuarının onur konuğu Türkiye: Tatil beldesi olarak herkesin bildiği ve milyonlarca göçmen işçinin vatanı olarak da her zaman gündemde bir ülke… Ama bölge olarak, dil ve din bakımından hâlâ yeterince tanınmıyor. İslami ve laik geleneklerin karşıtlığı son derece karmaşık bir imaj yaratıyor. Sanatsal açıdan ise Türkiye uzun zamandan beri sadece doğu egzotizminin ülkesi olmaktan çıktı. Orhan Pamuk’un Nobel ödülünü alması bir rastlantı değil. Alman tiyatrolarında Türk yazarların eserleri sahnelenmekte. Fatih Akın ile Türk filmi sürekli gündemde. Türk müziği çoğunlukla restoranlardan tanıdığımız bir müzik. Süslü melodiler ve çok katmanlı aksak ritimlerle dolu bir tür. Bu arada hemen şu soru akla gelmekte: Bu müzik otantik midir yoksa ticari bir müzik midir? “Gerçek” Türk müziğini tanımlamak zordur: Halk müziği, Türk sanat müziği, batı etkisiyle bestelenen çağdaş eserler ve caz müziği iç içe girmiştir. “İslam “ müziği kavramı da çok aydınlatıcı değildir. Burada çok renkli bir tablodan söz etmek daha doğru olur. 20. Yüzyılın en önemli Türk bestecisi Ahmed Adnan Saygun’un CPO firması tarafından çıkartılan albümleri müzikseverlere bu konuda açıklık getirmektedir. 1951/57 ve 1985 yıllarında bestelediği piyano konçertoları Gülsin Onay’ın mükemmel piyanosu ve Howard Griffiths’in şefliğinde Ankara Bilkent Senfoni Orkestrası tarafından seslendirilmiştir (cpo 777 289/ www.jpc.de). Saygun’a Türk Bartok’u demek yerinde olur. 1907 doğumlu besteci halk müziğine de eğilmiş, 1928’den sonra Paris’teki eğitim yıllarından itibaren batı etkilerini de müziğine katmıştır. Bartok’un eserlerinde Balkan halk müziği ile Strauss’u harmanlaması gibi Saygun’un müziğinde de Anadolu folkloru ile Debussy ve Ravel etkileri bir arada yer alır. Hatta Bartok ve Saygun’un beraberce Anadolu’da gezilerini belgeleyen fotoğraflar mevcuttur.”Türk” etiketini kullanırken dikkatli olmak gerekir çünkü aynı şekilde Bartok için “Macar” veya Stravinski’ye “Rus” etiketini yapıştırmak da zordur.  Saygun eserlerini öncelikle sadece bir topluluğun anlayabileceği şekilde mikronasyonal değil, Messiaen’in kuş seslerini bile ifade edebileceğine güvendiği tampere piyano için yazmıştır. Ama Saygun’un müziğinde yine de doğu melodileri ve çok çeşitli canlı ritimler ve hatta aynı motifin çok sesli eşzamanlılığı da dikkati çekmektedir. Özellikle başlangıçlar tek bir çizgi takip etmeksizin geniş bir alana dağılarak, dramatik ve yavaşlatma açılarından rapsodik bir özellik taşırlar. Bu özellik ise müziğe sonsuz bir canlılık ve betimleme olanağı vermektedir. Bartok veya Ravel’i hatırlatan bölümlerden ziyade İsveçli Pettersson’a benzeyen pasajlar daha heyecan vericidir. Albümdeki yorumcular da icralarında bu son derece ilginç besteciyi başarıyla savunmuşlardır.

Peter Cosse, Klassik Heute, 30 Ekim 2008

Saygun: Piyano Konçertoları, No.1 Op.34 ve No.2 Op.71

Türk piyanist Gülsin Onay ile 1951–1957 ve 1985 tarihli iki piyano konçertosunun nihayet yayınlanan bu kaydı, esere köle olmak yerine onunla yaratıcı işbirliği içinde sorumluluk taşıyan bir sadakat sergileyerek dinleyicilerin tüm beklentilerine cevap veriyor. Gülsin Onay’ın bestecinin yaşamına ve eserlerine duyduğu ilgiyi hissedebiliyorsunuz. Şef de Bilkent Üniversitesi’nin sağlam orkestrasını doğruluk ve nüanslara hassasiyetin en üst düzeyine çıkarmayı başarmış.

İlk iki bölümünde zengin bir akıcılığa ve kimi zaman şaşırtıcı çıkışlara ve dönüşlere sahip olan 1. Konçerto, kökeni Saygun’un anavatanına dayanmakla birlikte Avrupa sanat geleneğine de hiç yabancı değil. Üçüncü bölüm, rondo canlı anlarına rağmen kısa bir ömür sürüyor ve dört buçuk dakika sonra tam olgunlaşmadan biterken yavan bir tat bırakıyor. Tüm bunların -kelimenin iyi anlamıyla- sorumluluğunu Gülsin Onay da paylaşıyor, çünkü muhteşem bir enerji ve zarif nüanslarla her şeyi daha öncesinde öylesine rafine ediyor ki müziği gerçek sanatsal değerinin de üzerine çıkartıyor. Bu da eserin (prömiyeri İdil Biret’in solistliğinde ve bestecinin şefliğinde 1958’de Brüksel’de yapılmıştı) beklenmedik bitişinde sanatçılar ve dinleyiciler için daha da tedirgin edici bir etki yaratıyor. 2. Konçerto ise daha tedirginlik verici, sert ama form açısından, hızlı ve yavaş pasajlar arasında pek çok geçişe rağmen daha dengeli olarak tanımlanabilir. Bu kayıtta gerek sadece solistik, gerekse orkestral açıdan veya ikisinin birleşimi olsun Türk ve Batı arasındaki alışveriş çabuk geçişlerle, gerektiğinde mütereddit ve hatta melankolik biçimde fevkalade ifade edilmiş.

Sanatsal Kalite: 10 – Ses kalitesi: 9 – Genel İzlenim: 10


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2020