Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 26 müzisyen gazete okuyor
 
 
Pınar Çelikel
 
 
Yayımlanan Sayı : 585

Sesi hep hoş gelen trampet - 20.06.2008





1999 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Günter Grass'ın eserleri Gendaş Kültür tarafından yeniden basılıyor. "Teneke Trampet", "Dişi Fare" ve "Kafadan Doğumlar" çıktı. Seri, eylül ayında Günter Grass'ın son eseri "Yüzyılım" ile devam edecek.

Ne yalan söyleyeyim, bir akıl ve ruh hastalıkları kliniğinin sakinlerindenim. Bakıcım gözaltında tutuyor beni, gözlerini üzerimden ayırmıyor, çünkü kapıda bir gözetleme penceresi var ve bakıcımın gözleri o malum kahverengi renkte, ben mavi gözlünün bir türlü içini göremiyor.

Dolayısıyla bakıcım asla bir düşman olamaz. Hatta sevdim onu; kapı arkasından bakıp duran bu adam, odama ayak atmaya görsün, kendisine başımdan geçen olayları anlatıyor, aradaki gözetleme penceresi onu, beni tanımaktan alıkoysun istiyorum... diye başlıyor söze hiç büyümek istemeyen ve yanlızca trampetiyle iletişim kuran Oscar. Günter Grass, ilk romanı Teneke Trampet'te Oscar'ın üzerinden Alman toplumunun tarihine bakar, yöneticileri eleştirir.

Daha sonra Kafadan Doğumlar'da, dokuz yüz elli milyon insan Çinli değil de Alman olsa neler olurdu fikrinin çevresinde dolanırken, bu kez anlatıcı Şangay'ın tam ortasında "bazı politikacıların korktuğu gibi Almanların soyu tükense ne olurdu?" diye sorar.

Grass, en çok sevilen romanlarında hep farklı olanın, düşünülmemişin peşinden koşturur. Geçen yıl tüm yapıtlarına verilen Nobel Edebiyat Ödülü, 1959 yılında Teneke Trampet'le kazandığı edebiyatçı kimliğinin altını kalın bir kalemle çizer zaten...

Günter Grass birçok romanının da mekânı olan Danzing'te 1927'de doğar. O dönemde bu bölge Alman topraklarındadır. Babası sıradan bir manav, annesi ise evhanımıdır. Polonya kökenli annesi sayesinde Polonya kültürü ve gelenekleriyle tanışır. 1930'larda Genç Hitler örgütüne, 16 yaşında da orduya alınır. 1945'te Çekoslavakya'da bir süre hapis yattıktan sonra. 1946 yılında Grass kendini bir çiflikte çalışırken bulur. Çiflik yaşamını sever ama yine de gerçekleştirmek istediği hayallerin peşinden koşacak kadar inatçıdır.

1948 yılına gelindiğinde ise Grass'ın hayatı neredeyse tamamen değişmiştir. O artık Düsseldorf Sanat Akademisi'nde bir heykel öğrencisidir. 1953- 55 yılları arısnda Batı Berlin Eyalet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okurken, bir yandan da İtalya, Fransa ve İspanya'ya küçük geziler yapar. Bu ülkelerden aldığı ilhamla şiir yazmaya başlar. Daha sonraları her ne kadar romanlarıyla tanınsa da şiirler ve tiyatro oyunları yazmaya devam eder Grass. İlk sergisini 1956 yılında Stuttgart'ta açar. Bu sergiyi Amsterdam, Berlin, Londra, Milano, New York, Oslo, Zagreb ve Pekin sergileri izler. 1956-60 yılları arasında heykeltıraş ve yazar olarak kazandığı paralarla Paris'te yaşar. 1960'ta Batı Berlin'e taşındığında koltuğunun altında, henüz tamamladığı Teneke Trampet vardır. Bu "ilk roman" öyle bir ilk kitaptır ki Grass daha sonraki yıllarda birçok roman yazmış olsa da hiçbiri Teneke Trampet'i aşamaz (Kimi eleştirmenlerin Kafadan Doğumlar ve Dişi Fare'yi Teneke Trampet kadar sevdiklerini unutmamak lazım). Kitabın kahramanı olan Oscar Matzerath'ın ünü, yaratıcısı kadar yayılır. Oscar, Alman tarihindeki zalimliklerle büyümek istemez. Ve trampetinin dışında hiçkimseyle konuşmaz.

Bu roman aynı zamanda Grass'ın "Danzing Üçlemesi"nin ilk cildidir. Grass üçlemesine 1961'de yazdığı ve 1939- 1944 yılları arasında Danzing'teki gençlerin yaşamını anlattığı Kedi ve Fare ve özellikle Nazi cinayetleri üzerinde durduğu 1963'teki Köpek Yılları'ya devam eder. Doğduğu kent olan Danzing'in kokusunun bu romanlara sindiğini her röportajında söyler zaten. Bu romanları tamamlayınca Danzing yerine Berlin'de geçen hikâyeler yazmaya başlar. 1966'da yazdığı Die Plebejer Proben Den Aufstand/ Ayak Takımının Ayaklanma Denemeleri'ni Berthold Brecht tiyatroya uyarlar. Bir sonraki romanı Lokal Anestezi'nin mekanı yine Berlin'dir.

Bu arada ilk üç romanıyla şöhreti yakalayan Grass, 70'lerin başında politikayla da aktif olarak ilgilenmeye başlar. 1969–74 yılları arasında Sosyal Demokratlar'ın genel başkanlığını yapan Willy Brandt'ın ardındaki "hayalet yazar" Grass'tır. Bu yıllarda yazdığı denemeleri 1974'te Der Burger Und Seine Stimme/ Halk ve Onun Sesi kitabında aktarır okura.

Grass, 1970–80 yıllarında ise asıl konusu olan Alman tarihi ve politikayı yemek pişirme sanatından ekolojiye kadar pek çok ilginç örtünün altından iletmeye devam eder. 1972'de çıkan Aus Dem Tagebuch Einer Schnecke/ Bir Salyangoz'un Günlüğünden'de 1969 yılı boyunca Willy Brandt'in seçim gezisinde yaşadıklarını anlatır. Oysa görünüşte bu hikâyenin kahramanı olan Hermann Ott, Alman olmak için yanıp tutuşan ve salyangoz koleksiyonu yapan bir göçmendir...

1977'de kaleme aldığı Pisi Balığı'nda mitolojik oyunlara girişir. Grass, cinslerin gelişimini, kadın ve erkek arasında binlerce yıldır var olan sorunları vurgular. Bu tarihi hikâyede yemeklerin, seksüel ilişkilerin ve feminizmin rolünü de unutmaz. Bu arada Grimm Kardeşler'in ünlü hikâyesi "Balıkçı ve Karısı"ndan da faydalanır.

Grass, başından ilginç hikâyeler geçen bir dişi farenin yaşamını anlattığı Dişi Fare'yi yazdığında yıl 1986'dır. 1986-87 yıllarında Hindistan'da yaşar. Ve bu yılları 1988'de yazdığı Zunge Zeigen/ Dilini Göster'de anlatır. 1983-86 yılları arasında Berlin Sanat Akademisi'ne başkanlık eder. 1995'te yazdığı Uzak Tarla, Berlin duvarının yapımından başlayarak, bu duvarın gölgesinde geçirilen yılları anlatır. Kitap duvarın yıkılmasıyla sona erer.

Dünya çapında milyonlarca okura ulaşan ve birçoklarının önünde özellikle Teneke Trampet'le yeni ufuklar açan Grass'ın başarısı Gruh 47 Ödülü (1958), Alman Eleştirmenler Ödülü (1960), Fransa'da En İyi Yabancı Kitap Ödülü (1962), Bühner Prize (1965), Fontane Prize (1968), Heuss Prize (1969), Mondello Prize (1977), Carl Von Ossiersky Madalyası (1977), Mayakovski Madalyası (1977), Feltrinelli Ödülü (1982), Leonhard Frank Ring (1988), Nobel Ödülü (1999) ile meşrulaşır. Bugün 71 yaşındaki yazar, Alman yazarlar arasında "en çok tartışılan"olmaya devam ediyor. Grass, üzerine söylenecek en önemli şey belki de "gündeme uyan değil, gündem belirleyen" bir yazar olduğudur.

Bir sanatçının sadece sanat yapmaması gerektiğini, yaşamın ve özellikle de politikanın içinde olması gerektiğini yaptığı etkili konuşmalarda her seferinde belirtir Grass. Ve burnunun ucunda duran küçük gözlüğünün üzerinden size bakıp "insan hayata sorgulayarak bakmalıdır" der...
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019