Kullanıcı Adı
Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 16
Sayı: 1789




Halen içinde yaşadığımız Pandemi Sürecinde; konser, tiyatro, opera ve bale gibi sanat etkinlikleri devam etmeli midir?

Devam etmelidir.
Devam etmemelidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Fatma Ayparlar
 
 
Yayımlanan Sayı :

Çağdaş Müzik Akımları - 25.01.2006





20. yüzyılda besteciler “sanki bütün armonik ve melodik bileşimler tüketilmiş gibi” yeni arayışlar içine girmiştir (Selanik, 1985). Bir bölümü ulusal duygulardan doğan ve Halk müziği özellikleri taşıyan ezgiler üretirken, bir bölümü adeta resim ve edebiyat alanındaki yenilikleri müziğe aktarmış, sonuçta çağın bütün karmaşasını anlatan eserler yazılmıştır.

20. yüzyılda bestecileri etkileyen en önemli etken, kuşkusuz çok kısa aralıkla yaşanan iki dünya savaşıdır. İmparatorlukların çöktüğü, inançların temelinden sarsıldığı, yaşam ve ölümün yeni bir anlayışla sorgulandığı çağımızda, aynı zamanda bir dizi teknolojik yenilik gerçekleşmiştir. Radyo, sinema, uçak, karayolu taşıtları bu dönemde hayata geçmiş, aşılan uzaklık kavramı yeni ihtiyaçlar doğurmuştur. Bütün bunların insan ruhunda bıraktığı izler, eski insanın değer yargılarıyla zaten taban tabana zıttır. Çağdaş Akımlar Dönemi olarak tanımlanabilecek 20. yüzyıl Müziği bu anlayış içinde, Fransa’da 19 yüzyılın sonlarında Debussy ile başlamıştır denebilir (Gazimihal, 1961).

Debussy ince, duygulu bir anlatımla yer, yer romantik etkiler taşıyan ezgiler yazmasına karşın, Empresyonizmin (İzlenimcilik) öncüsüdür (Egüz, 1978). Onun müziğinde ezgi tonaliteye bağlı kalmakla birlikte, ses tınıları ton dışı bir sistemle adeta tek, tek ele alınır. İnsanlar, olaylar, duygular, doğa müzikle resmedilmez, özgürce aktarılır. O,”piyanonun siyah ve beyazından çok çeşitli renkler elde edebilen”, armoniyi düşsel, değişik bir tarzda kullanarak müziğin temel öğelerini cesaretle sorgulayan son Romantiktir (Selanik, 1985). Ancak  “20. Yüzyıl Müziği İzlenimcilikten ibarettir” demek doğru olmaz.

Besteciler kuşkusuz özgürdür. Ama bilinen bütün kuramların altüst oluşu, dönemin ortak özelliği olarak kabul edilebilir. Tonalitenin dışında geniş bir alan seçilerek özgürce çalışılmış, sesler arasındaki ilişki koparılmıştır. Bütünlük, tamamen bağımsız birimlerden ve yanıtlanmamış sorulardan oluşuyor gibidir.

Örneğin ezgi bazen arka planda kalır ve eser yalnızca ritim ya da uzun süreli sürpriz suslardan örülü olabilir. Bazen tek tema sonsuza kadar geliştiriliyormuş, küçücük bir motif bütün eser boyunca çeşitleniyormuş izlenimi verir. Ya da bağımsız temalar, motifler, hatta bağımsız akorlar bir eseri oluşturabilir. Günlük yaşam, stres, çatışmalar, gürültü bütün yoğunluyla, nerdeyse mekanik bir biçimde ezgiye dökülür ve dissonance aralıklar çözülmeden bırakılır. 20. Yüzyıl bestecisine göre yaşam yalnızca, güzelliklerden ibaret değildir. Yaşamda gerilim, çirkinlik, acı da vardır ve bunlar gerçektir. O halde anlatılmalıdır.

Bu dönemde Schönberg kurumsal çalışmalarıyla ve geliştirdiği 12 Ton Sistemiyle dikkat çeker. Debussy, Stravinsky ve Ravel’in, Wagner’in etkisinde kalmasına karşın, Schönberg tamamen bu etkinin dışında kalmış bir bestecidir. Debussy’nin başlattığı yenilikten etkilenmekle birlikte onu aşarak, o zamana kadar kullanılan tonalite bağlarına ve her türlü ses ilişkisine karşı çıkar. 12 Ton sistemi, kısaca 12 notanın her birinin tek, tek özgürlük kazanması olarak özetlenebilir. Bu sisteme göre hiçbir ses, öbürleri birer kez kullanılmadan yeniden kullanılamaz.

Hindemith ise, müziği halka yaklaştırmayı hedefleyen anlayışla çağdaşlarına göre farklılık gösterir. Ezgi belki biçim ve tarz olarak değil, ama anlam olarak insana ulaşmalıdır. Sanatın işlevi budur. İnsana ulaşmak. Yine de 20. Yüzyıl müziğinin dinleyiciyi yorumda özgür bırakan, her türlü açıklama ve öykülemeden kaçınan anlayışla, insanı yakaladığı doğrusu söylenemez. Sanat her dönemde bir önceki döneme göre yeni sayılmış, uzun süre anlaşılamamıştır. 21. Yüzyıla girdiğimiz şu yıllarda ise anlaşılmaz kadar sürpriz değildir. Sanatçı hep yaptığı gibi sorular soracak, onları kendince yanıtlayacak ve bir anlamda onaylamayı beklemeden kendini ifade etmeyi sürdürecektir.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2021