Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1747




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 48 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevil Yüksel
 
 
Yayımlanan Sayı :

İstanbul Türküleri - 21.05.2007





Türk Musıkîsi’nde geniş yer tutan türkü formu, halk musıkîmizden kaynaklanarak klasik Türk Musıkîsi’nin genel kuralları içinde eriyip varolmuş anonim bestelerden oluşmuştur. Bunlardan İstanbul ve dolaylarına ait olduğu bilinenlerin bazıları, eskiden Semâi kahvelerinde Anadolu’dan gelen saz şairlerinin Türk Musıkîsi’nin etkisinde kalarak yarattıklarıdır, bazıları ise kanto ve düetto’lar... Asıl İstanbul türküleri ise, Rumeli ve Anadolu türkülerine çok yakın olan ve yaratıcısı belli olmayan şarkı ve türkülerdir. Çapkın, şûh, samimi, kalender olduğu kadar son derece duyguludur da pek çoğu...

İlk akla gelen İstanbul türküsü, belki de bir çoğumuzun ilkokul müsamerelerinde, elde tutulan minik bir şemsiye eşliğinde dans ettiği “Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur” olsa gerek.. En az bu türkü kadar meşhur bir başkası da Muhayyer makamında bestelenmiş;

“İstanbul’dan Üsküdar’a yol gider
Hanımlara deste deste gül gider”

Son yıllarda popüler sanatçıların seslendirmesiyle gündeme gelen, “Recebim” diye bildiğimiz Hicaz türkü;

“Gemilerde talim var, bahriyeli yârim var
O da gitti sefere, ne talihsiz başım var”

Hicaz makamında;

“Şu gelen atlı mıdır, yavrum sorun Bağdat’lı mıdır”

Hüzzâm makamında;

“Yanıyor mu yeşil köşkün lambası”
“Yemenimin uçları, çıkamam yokuşları”
“Sana da yaptırayım Naciye’m fildişi tarak”
“Alıverin bağlamamı çalayım”

Uşşak makamında;

“Yangın olur biz yangına gideriz”
“Yemenimin oyası rengi de rengine”
“Telgrafın tellerine kuşlar mı konar”

Sabâ makamında,

“Bir dalda iki kiraz, biri al biri beyaz”

Onlar hangi duygularla dile gelmiş, kim yaratmış bunu hiç kimse bilmiyor ama İstanbul’a yazılmış, İstanbul’da söylenmiş daha nice türkü nesilden nesile taşınmış tüm güzelliğiyle....


 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019