ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Ümmü Gülsüm ve Safiye AylaSayı: - 18.12.2006


Bilgi Yayınevi'nden 1998 yılında çıkan ve Gazeteci sn. Nalan Seçkin tarafından yapılan değerli röportajın band kayıt çözümlemelerinden oluşan "Musalladan Şöhrete Safiye Ayla" adlı yapıtta Safiye Ayla, Ümmü Gülsüm ile karşılaşmasını şöyle anlatır (s. 68-69-70-71);

"... (Irak) Başbakan Nuri Sait İstanbul'dan ayrılmadan beni Park Otel'e akşam yemeğine davet etti. Konuşurken yakında Mısır'a gideceğimi öğrenince, gezimi ertelememi, kendisiyle Amerika ve Avrupa turuna çıkmamı önerdi. Programımı bozamayacağımı belirttim. Bunun üzerine bana Ümmü Gülsüm'e teslim edilmek üzere bir mektup verdi. Bu mektubu sanatçının kendisine teslim etmem gerektiğini de özenle vurguladı, Böylece kendisiyle tanışmış da olursunuz, dedi.

Mısır'a indiğimde Ümmü Gülsüm'e yollanan mektubun aslında bir generale gönderilmiş olduğunu öğrendim. Dostum Lütfü Barudi, Çok muhtemel ki bu siyasi bir mektup. Bilmeden sen de casusluk yapıyor olmalısın, esprisiyle beni güldürdü.

Barudi Gülsüm'den randevu aldı. Mısır'ın ve bütün Arap aleminin gözde sanatçısına giderken biraz heyecanlandım. Ümmü Gülsüm, ulaşılması çok güç bir yaşam düzeni kurmuştu. Villasında beni son derece nazik karşıladı ve ağırladı. Adımı duyduğunu belirtme inceliğini göstererek, kısa süre sonra vereceği konserine ve tekrar evine davet etti.

Mısır'da dostum Barudi'nin evi yerine Hotel Shephards'a yerleşmekle isabetli davrandığımı anladım. 80'lik delikanlı hayranım Mısır'ın keman üstadı Sami Şavva ile tanışınca birden dakikalarım bile hareketleniverdi.

Kral'ın (Irak Kral Naibi Abbdulillah) konuk olduğu Abdullah Paşa'nın konağına geldik. Kapıda beni gündüz Cami'ül Ezher'de rastladığım dostum Eşlet El Ömeri karşıladı. Ömeri, Kral Naibi'nin bulunduğu salona geçmeden önce bana, Ümmü Gülsüm Hanım da yukarıdalar. Sizin çağrılmanızı sorduğumuzda izin verdiler. Sizi tanımışlar ve çok sevmişler. Yine de dikkatli olunuz dedi.

Ümmü Gülsüm Kızınca

Bu dikkatli olun uyarısının ne anlama geldiğini önce anlamamıştım. Ümmü Gülsüm'ün bulunduğu meclise başka kadın sanatçının giremediğini öğrenince, Arap âleminin özel yasasının taşıdığı anlamı kavradım. Ünlü Muganniye, başta Kral olmak üzere her kaprisi toplumuna kabul ettirmişti.

İçeri girdiğimde sulu Kral pek de yabancısı olmadığım erkânıyla masada oturuyordu. Ümmü Gülsüm güzel sesiyle rast makamında bir kaside okuyordu. Kaside bitince konağın sahibi Abdullah Paşa, biraz da oldubittiye getirerek, benim kendisinde bulunan "Bir ihtimal daha var / O da ölmek mi dersin" plağımı çalmaya başladı. Şarkı bitince herkes coşkuyla alkışladı. Bir şarkı söylemem için israrların başladığı bir sırada, Ümmü Gülsüm'ün duruma içerlediği davranışlarından açıkça belli oldu. Fakat yapacak bir şey yoktu. Büyük sanatçıdan sazının bana eşlik etmesi için izin aldım ve üstat Selahattin Pınar'ın "Aylar geçiyor sen bana hala geleceksin" şarkısını söyledim. Konağı dolduranlar beni biraz da kendi usullerince gürültülü biçimde alkışladılar.

İşte tam bu sırada büyük bir kaynaşma oldu ve Kral Faruk debdebeyle salona girdi. Kendilerine beni takdim ettiler. Ümmü Gülsüm'ün neşesi iyiden iyiye kaçtı. Mısır'da kendisinden başka kimsenin cesaret edemeyeceği bir davranışla sazına emir verdi. Kral Faruk Marşı'nı çaldırtarak herkesi saygı duruşuna geçirtti, sonucunda da eğlenceyi tatil ettirdi.

Kral Faruk iki gün sonra Lütfi Barudi aracılığıyla beni oğlunun evindeki yemeğe davet etti. 80'lik sevgilimle birlikte gittik. Beyaz bir tuvalet giydim. Belimde sarı deri kemer vardı. Sofrada beni Kralın yanına oturrular. Aklına geldikçe bana dönüyor iltifatlar yağdırıyordu. Bir ara şarkı söylememi istedi. Ben de dillere destan şarkıları Ala bele dil mahbub'u söyledim. Kral gözünü kırpmadan dinledi ve uzun uzun alkışladı.

Bir süre sonra üstü nadide taşlarla kakmalı bir mücevher kutusu getirdiler. Kral Faruk kutuyu açtı ve içinden altın işlemeli, üzeri yakut ve zümrütlerle süslü bir kemer çıkardı. "Bu kemer ancak sizin belinize yakışır. Şimdiye kadar bu kemeri hediye edebileceğim ince belli bir kadın bulamadım" dedi. Sonra kemeri belime taktı. İki halkası fazla geldi...
 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.