ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Dobruca doğduğum yer...Sayı: - 23.11.2006


Dobruca, taze ekmek kokusu...

Dobruca, doğduğum yer...

Orada büyüdüm ben, gelenekleri, oyunları, şarkılarıyla.  Acı günler de gördüm, sevinçli günler de...

Benim köyüm Karabokluka, Bulgarlar ile Türkler’in berbaberlik içinde mutlu bir şekilde yaşadıkları bir yerdi. Orada kurulu toplumsal uyum ve huzuru tek bozan biz köyün yaramaz çocuklarıydık. Ancak annelerimiz bizimle nasıl başedileceğini iyi bilirlerdi; birkaç tokat sorunu çözerdi. Sonunda biz yine eğlenceye dalardık,  ailelerimiz arasındaki dostluk bağı daha bir güçlenirdi.

Biz gerçekten paylaşım ve beraberlik ruhu içinde yaşardık. Dini bayramlarımızı, düğünlerimizi paylaşırdık. O kadar çok baklava ve pilav yedik ki! Bir o kadar da şarkı söyleyip oynadık!

Horo oynayıp şarkı söylediğimiz özel bir yerimiz vardı sokağın köşesinde. İşte oradan geliyor benim repertuarım.

Annem ve anneannemden öğrendim türküleri. Çocukken pek de boş vaktimin olduğu söylenemez. Annem halı dokuma işinde çalışırdı. Tüm günü dokuma tezgahının başında geçerdi. Ben de anneannemle birlikte yün hazırlardım annem için. Oyun oynamaya hep vaktim oldu da doya doya türkü söylemeye pek vakit yaratamadım. Gitgide büyüyen bir arzuydu türkü söylemek  içimde. Hem yalnızaca söylemek yetmezdi. Ta uzaklardan duyulsun isterdim sesim. Bunun için ya çatıya çıkardım ya da amcam Zhendo’nun ceviz ağacına. Ayaklarımı dallardan aşağı sallarken söylerdim türkülerimi. Sonra büyüyüp çalışmaya başladığımda işyerinde sürdürdüm türkü söylemeyi. Ve Philip Kutev beni bir yarışmada keşfedip Devlet Topluluğu’na çağırıncaya değin bu böyle sürdü.

Kutev beni şarkıcı yaptı orada. Yaptı diyorum çünkü herkesin kalbine dokunarak şarkı söyleyebilmek gerçekten büyük emek istiyor. Onun topluluğunda anladım ki türküler bana onları nasıl söylemem gerektiğini öğretiyor.

Sevgili dostlarım,

Herkes doğduğu yeri sever ve bu çok doğal bir duygu. Ben bu duyguyu türkülerle bağdaştırdım hep. Tüm yaşamımı türkülerin ruhu ve ezgileriyle yaşadım. Benim için türkülerle yaşamak yaşam pınarından yaşam veren su içmek gibi. Sizlerin de bu deneyimi tatmanızı dilerim. Bir pınardan su içmek istiyorsanız unutmayın yere diz çöküp eğilmeniz gerekir. Yoksa nasıl içebilirsiniz o sudan?

Tüm sevgimle,

VERKA SIDEROVA

Çeviren: Deniz Ketencoğlu


http://www.muammerketencoglu.com/roportajlar.php?id=yaz41

 

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.