ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Hüzünlü hüzzam besteler Sayı: - 21.08.2006


Eski bir gramofondan taş plak dinlediyseniz bilirsiniz, önce iğnenin cızırtısı, sonra kanûnun taksimi dolar odaya. Şarkıların ne sözlerine, nede hüzünlü öykülerine dikkat ederiz. Oysa onlar yıllar öncesinin koleksiyon raflarında kalmış, yada bir bestenin notaları arasına sıkışmış hüzünlü aşk hikayeleri ile doludur.

15. yüzyılda altın yıllarını yaşayan Klasik Türk Müziği, daha sonraki dönemlerde saray müziği kimliğinden sıyrılıp, halkın beğenisini kazanmıştır. Bütün dönemlerinde hüzünlü aşk hikayelerini, en edebî güfteleri ve en dokunaklı besteleri repertuarında barındırmıştır. “Beyhude geçen ömürler”, “mümkün mü unutmak güzelim neydi o akşam / rüya gibi, hülya gibi bir şeydi o akşam”lar kimselere söylenemeyen sır dolu hikayeler, hüzünlü, hüzzam makamında itiraf edilmiştir. Ne bir selam veren, nede bir haber alınan eski dostlar, notalarda aranmıştır. İsmail Hakkı, gönlünü kaptırdığı “fikrinin ince gülü”ne, Acem Kürdî makamında seslenmiştir. Vefasız sevgililere yazılan güfteler, öyküleriyle birlikte sarayda yüzyıllarca yankılanmıştır.

Kemanî Rıza Efendi, Abdül Mecit devrinde Harem-i Hümayun fasıl takımına keman muallimi tayin edilmiş, bir keman virtüözü idi. Kemandaki ustalığı dolayısıyla Kemanî ismiyle anılır, Harem-i Hümayun fasıl takımında bir birinden güzel saraylı hanımlara ders verirdi.

Muallim Kemanî Rıza efendi, “sen kendine kendin gibi bir taze bahar seç” demeye dili varmayarak, öğrencilerinden birinin aşkına mahzar olmuş, bu aşka kayıtsız kalmayıp her fırsatta Paşa kızı ile aşklarını yaşamıştır. Çaresiz, bîvefa (vefasız) sevgili, daha sonra kendisine kendi gibi bir Saraylı bulur. Eski sevgilisinin Sarayda yapılacak düğününe, Kemanî Rıza Efendinin katılması emredilir. O yıkıldığı gece, eline aldığı kemanıyla, o akşam güftesini ve bestesini yaptığı hüzzam şarkıyı çalar;

“Meyledüp ağyârı aldın yânına
Bî vefa hercâi yazık şânına
Âşıkın kıymak mı kasdin cânına
Bîvefa hercâi yazık şânına”

Sarayın başka bir bestekarı Hacı Arif Bey ise uğruna saraydan ayrıldığı vefasız aşkı Çeşmi Dilber’den aynı vefasızlığı görür. Hacı Arif Beyin Saray dışındaki zor zamanlarında onu yalnız bırakan Çeşmi Dilber, bir zengin tüccarla evlenir. Vefâsız bir gülü sevse de bülbül, bin yemin etse de aşkına dair, terk edilmiştir ve bu parçayı besteler.

Bin yemîn ettin â zalim yokmu insâfın senin
Gönlümü yıktı temelden tîr-i müjgânın senin
Âşıkı mahv eylemek mi lûtfu ihsânın senin.

Hacı Arif Bey tüm bu vefasızlıklara rağmen aradığı mutluluğu Saraylı bir Çerkes kızı olan Zülfi Nigar’da bulur. Ona olan tutkusu ve yaşadığı mutluluk ise çok fazla sürmez. Zülfi Nigar yakalandığı hastalık sonucunda ölür. Ve Sultâna derdini Namık Kemalin güftesiyle bestelediği o meşhur şarkısıyla anlatır.

Olmaz ilac sine-i sad pâreme
Çâre bulunmaz bilirim yareme
Baksa tabîban-ı cihân çâreme
Çâre bulunmaz bilirim yareme

Kalsik Türk Müziği, Sultanlara anlatılan çaresizlikleri, vefasızlıkları ve hüzünlü öykülerini hala şarkılarında taşır. Günümüzde dahi benzer öykülere rastlamanız mümkündür.

Çağdaş edebiyatımızın son yıllardaki en başarılı şair ve güfte yazarı Cansın Erol Hanımefendi, Selahattin İçli ile birlikte bir sürü şarkıya hayat vermişlerdir. 1978 yılında genç yaşta eşi Vural Erol’u kaybettikten sonra, sanatın acıyla bir başka şekillendiğini söyler. Cansın Hanım sevgili eşini, güftesi kendisine ait olan bu güzel şarkı ile anar.

Güneşin battığı yerde
Bir dönülmez ufka gittin
Beni böyle dertli garip
Bitkin bıraktın
Gittiğin gün gibi sessiz
Seninle doluyum sensiz
Yalnız bıraktın
......
Yaşamaktan başka söyle
Aramızda fark mı kaldı
Cansın derdin can mı kaldı
Duman olup geleceğim

Klasik Türk Müziği hüzünlü hikayeleri ve yaylı tamburun inleyen nağmeleri ile bir başka dünyaya götürür sizi, sonra alır günümüze getirir. Eskimiş radyolar gibi çatıya saklanan aşkları keşfettirir size.



Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.