♪
Değerli okurlarımız, gazetemizin her geçen gün artan okuyucu ilgisinden dolayı sizlere müteşekkiriz. Varolun!
Mavi Nota - 16.08.2026
♪
Bir 24 Kasım günü çıktığımız yolda, uzun sayılabilecek bir yolculuğun ardından 20. yılımıza ulaştık. Sosyal Sorumluluk Projesi olarak üzerimize düşen sosyal sorumluluğu yerine getirerek, ilgi görerek, takdir toplayarak bugüne geldik.
Mavi Nota e-Müzik Gazetesi bugün 20. yaşını kutluyor.
editör - 24.11.2025
♪
Kültür bakanlığı sınavında. Ankara thm koro şefi kızını aldı. Urfa korusu şefi kayın biraderini aldı. İstanbul korosu şefi oğlu ve yeğenini aldı. ilginizi çekerse detay verebilirim
ttnet arena - 09.07.2024
♪
Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anarken, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını en coşkun ifadelerle kutluyoruz.
Mavi Nota - 28.10.2023
♪
Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri Müzik Bölümlerinin Eğitim Programları Sorunları
Gülşah Sargın Kaptaş - 28.10.2023
♪
GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!
Mavi Nota - 07.02.2023
♪
30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023
♪
Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023
♪
18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022
♪
Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022

Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere ülkemizin büyük metropol kentlerinde ve bu metropol kentleri çevreleyen yerleşim yerlerinde gün geçmiyor ki bir müzik festivali düzenlenmesin. Bu şekilde festivallerin çapı büyürken, festivale konu konserlerin maliyeti de artık maddi açıdan karışlanamayacak düzeye ulaştı.
Metal, Caz; Pop ve sair açık hava festivallerinin bilet satış fiyatları ciddi anlamda el yakıyor artık! Fiyatları, düşük güncel eder üzerinden hesapladığımızda asgari ücretle geçinen bir ailenin festivalleri gitmesi neredeyse olanaksız görünüyor.
Bilet satış sitelerinden 15 Ağustos itibariyle yaptığım araştırma sonucuda şu sonuca ulaşmış bulunmaktayım:
Bir festival konserinin bilet tutarı ortalama 3 bin lira. İki kişi bilet alındığını düşünürsek bu rakam 6 bin lira oluyor. Özel aracınız yoksa festivale gitmek için taksi ya da toplu taşıma kullanılırsa gidiş dönüş ücreti üzerinden en iyi şartlarda bin lirayı gözden çıkarmak gerekiyor.
Bazı festival konserlerinin bilet fiyatları ortalam 6 bin lira civarında seyrediyor. İki kişi 12 bin lira, 2 bin lira da ulaşım, gidiş dönüş için eklersen 14 bin lira. Asgari ücretin ortalama yarısına tekabül ediyor.
İstatistikçilere göre bilet fiyatlarının alım gücüne oranla bu denli yükselmesi, festival ve sair etkinliklere katılımın önünde ciddi engel oluşturuyor. Özellikle son beş ay içinde festivallere katılımın birden bire düşmesinin önündeki en büyük neden bilet fiyatlarının kazanca göre yüksek olmasından kaynaklanıyor.
Kültür ve sanat etkinlikleri ezelinden beri ülkemizde ulaşılması problemli bir alandı. Günümüzdeki mevcut alım gücü kaybı ise etkinliklere ulaşmayı dar gelirli açısından hemen hemen imkansız hale getirmiştir.
Devletin halka ucuz ve kaliteli sanat etkinliği sunmakla görevli kurumları ise kendi iç sorunları ile kıvranırken, yeni bir eser sahneye koyamamanın sıkıntısını yaşıyor. Yüksek enflasyon karşısında eriyip giden maaşların getirdiği sorunların ötesinde, kısıtlı prodüksiyon bütçeleri nedeniyle temcit pilavı gibi aynı eserlerin seslendirilmesi ya da sahneye konulması, haliyle konuya meraklı seyirci ve dinleyiciyi bezdirmiş durumda.
Halka ucuz sanat etkinliği sunmakla görevli resmi sanat kurumlarının bilet fiyatları da özel prodüksiyonlarla neredeyse yarış eder duruma gelmiş halde. Bir temsil ya da konser fiyatı iki kişilik bir ailenin bütçesini zorlar duruma gelmiş ise devlet bu alandaki anayasal görevini yapmıyor demektir.
Bir de kangren haline gelmiş kendi iç sorunlarından dolayı ciddi kalite düşüklüğü yaşanması, zaten aynı şeyleri dinlemek ve izlemekten yorulmuş seyirci ya da dinleyiciyi sahnelerden uzaklaşması için ciddi neden oluşturuyor.
Tüm bu olumsuzlukların panzehiri olarak düşünülebilecek Kültür Yolu Festivalleri ise kültür kavramının tamamen nicelik üzerine kurularak, “halkın istediğini vermek” esasına dayandırılarak niteliksiz sahne gösterilerine ev sahipliği yapıyor. Bu da zaten yüksek sanatla başı hoş olmayan halk kesiminin nitelikli kültür sanat eserlerinden uzaklaşması için ciddi oranda yol açıyor.
Yukarıda değindiğim konser maliyetinin bu hale gelmesinin nedenine değindiğimizde karşımıza ciddi kaşe ve telif ücretleri çıkıyor. TL’nin iyice değer kaybettiği günümüzde bir saatlik konser ve sahne gösteri için organizatörler tarafından istenen rakamlar dudak uçuklatacak cinsten.
Sonuç olarak asgari ücretle geçinen ve ülke nüfusunun ciddi oranda büyük bölümünü teşkil eden alt gelir guruplarının nitelikli kültür ve sanat etkinliklerine ulaşabilmesi için devletin kamusal anlamda destek vermesi kaçınılmaz görünmektedir. Çünkü sponsor desteği de bilet fiyatlarının ucuzlamasının yani alt gelir gurubu mensubu seyirci ya da dinleyicinin bilet fiyatlarına ulaşabilmesini sağlamamaktadır.
Hal böyleyken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ayırdığı kamusal bütçenin nerelere harcandığı ciddi bir soru olarak karşımızda durmaktadır.
Bakanlığın sağladığı devlet desteğinin dağıtılması nasıl ve kimlere yapılmaktadır? Devlet desteği yapılırken ahbap-çavuş ilişkileri ya da yalnızca popülarite yerine liyakat odaklı bir eleme mekanizması mutlaka kurulmalıdır. Devlet, sadece var olan popüler kültürü finanse eden değil (örneğin Kültür Yolu Festivalleri), sanatsal ve kültürel üretimi çeşitlendiren, nitelikli hale getiren, yetenekleri keşfeden ve halkın sanat okuryazarlığını yükselten politikalar uygulamalıdır.
Sahnelerin çoğalması, festival etkinliklerinin artması, halkın kültür ve sanat etkinliklerine aynı ölçüde ulaştığı anlama geliyor.
2009 yılında zamanın genel müdürü, “60. yılda 60 sahne” mottosu ile Devlet Tiyatrolarına Anadolu’da yeni sahneler açmıştı. Bu eylemin bizatihi açılımı şöyleydi: Anadolu’daki düğün salonlarına Devlet Tiyatrosu tabelası takıp, içeriye üç-beş projektör, bir ses düzeni koyup sahne açtığını lanse etmişti. Bu yolla açılan sahnelerin çoğu şimdi kapanmış ya da işlevi başka alanlara dönüşmüş durumda.
Bu örnekte görüleceği üzere, sayın genel müdürün kariyer notu tuttuğu kara kaplı defterine “yaptım” notu düşmesi dışında, turneler yoluyla halka tiyatro götürmek ne kadar çözümdür alt yapısı olmayan salonlarda?
Hülasa; festival takvimi kalabalıklaşırken, bilet fiyatları, ulaşım ve diğer harcamalar izleyici-dinleyici ile sahne arasındaki mesafeyi büyütüyor. Evet sahneler çoğalıyor ama o sahnenin koltuklarında, seyir alanında kimlerin yer bulduğu sorusu önemle ciddiyetini koruyor!
Müfit Semih Baylan
Editör
Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.
Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.