ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 20      Sayı: 1998
Şu an 28 müzisyen gazete okuyor
Müzik ON OFF

Günün Mesajları


♪ Bir 24 Kasım günü çıktığımız yolda, uzun sayılabilecek bir yolculuğun ardından 20. yılımıza ulaştık. Sosyal Sorumluluk Projesi olarak üzerimize düşen sosyal sorumluluğu yerine getirerek, ilgi görerek, takdir toplayarak bugüne geldik. 

Mavi Nota e-Müzik Gazetesi bugün 20. yaşını kutluyor.
editör - 24.11.2025


♪ Kültür bakanlığı sınavında. Ankara thm koro şefi kızını aldı. Urfa korusu şefi kayın biraderini aldı. İstanbul korosu şefi oğlu ve yeğenini aldı. ilginizi çekerse detay verebilirim
ttnet arena - 09.07.2024


♪ Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı ve minnetle anarken, ülkemiz Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılını en coşkun ifadelerle kutluyoruz.
Mavi Nota - 28.10.2023


♪ Anadolu Güzel Sanatlar Liseleri Müzik Bölümlerinin Eğitim Programları Sorunları
Gülşah Sargın Kaptaş - 28.10.2023


♪ GEÇMİŞ OLSUN TÜRKİYE!
Mavi Nota - 07.02.2023


♪ 30 yıl sonra karşılaşmak çok güzel Kurtuluş, teveccüh etmişsin çok teşekkür ederim. Nerelerdesin? Bilgi verirsen sevinirim, selamlar, sevgiler.
M.Semih Baylan - 08.01.2023


♪ Değerli Müfit hocama en içten sevgi saygılarımı iletin lütfen .Üniversite yıllarımda özel radyo yayıncılığı yaptım.1994 yılında derginin bu daldaki ödülüne layık görülmüştüm evde yıllar sonra plaketi buldum hadi bir internetten arayayım dediğimde ikinci büyük şoku yaşadım 1994 de verdiği ödülü değerli hocam arşivinde fotoğraf larımız ile yayınlamaya devam ediyor.ne büyük bir emek emeği geçen herkese en derin saygılarımı sunarım.Ne olur hocamın ellerinden benim için öpün.
Kurtuluş Çelebi - 07.01.2023


♪ 18. yılımız kutlu olsun
Mavi Nota - 24.11.2022


♪ Biliyorum Cüneyt bey, yazımda da böyle bir şey demedim zaten.
editör - 20.11.2022


♪ sayın müfit bey bilgilerinizi kontrol edi 6440 sayılı cso kurulrş kanununda 4 b diye bir tanım yoktur
CÜNEYT BALKIZ - 15.11.2022


Tüm Mesajlar

Anket


Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz


Yazılar


Opera - Bale Sanatçısı Kolay Yetişmiyor!Sayı: 1998 - 19.02.2026


Kültür ve Turizm Bakanlığı bağlı kuruluşu olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bünyesinde, ülkemizde 6 ilde yerleşik sahne ve kadrolu sanat ve sahne uygulatıcıları var! 1970’te kurulan Ankara Devlet Opera ve Balesi, 1971’de kurulan İstanbul Devlet Opera ve Balesi, 1982’de kurulan İzmir Devlet Opera ve Balesi, 1990’da kurulan Mersin Devlet Opera ve Balesi, 1997’de kurulan Antalya Devlet Opera ve Balesi ve 2008’de kurulan Samsun Devlet Opera ve Balesi; ülkemizde çağdaş opera ve bale sanatımızın resmi sanat kurumları olarak faaliyetlerini sürdürmektedir!

 

1949 yılında 5441 sayılı yasa çerçevesinde kurulan Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü teşkilatında bir şube olarak yer almış olan Devlet Opera ve Balesi, 1970 yılında çıkartılan 1309 sayılı kuruluş yasası ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı bir kurum olarak hayata geçirilmiş ve başkent Ankara’daki merkezi yapıya bağlanmıştır.

 

Anayasa dahil bir çok yasada günün şartlarına göre düzenleme/değişiklik yapılırken ülkenin resmi sanat kurumlarının kuruluş yasalarında geride kalan 50 yılı aşkın süre içinde 1309 sayılı kuruluş yasasında dişe damağa dokunur, zamanın getirdiği şartlara uygun düzenleme yapılmadığından, bugün ciddi anlamda kurumsal olumsuzluklar sorun olarak karşımıza çıkıyor!

 

Yasaların ve onlara bağlı olarak düzenlenen çalışma yönetmeliklerinin günümüz koşulları karşısında yetersizliği  olumsuzluklara ve çok rahat yapılabilecek suistimallere meydan verebilmektedir!

 

Örneğin; kuruluş yasası ve onlara bağlı olan yönetmeliklerde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ile bakanlığa bağlı kuruluşlar  olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile  Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kadrolarında istihdam edilen sahne ve sanat uygulatıcılarının açık net biçimde “Görev Tanımı” yapılmamıştır. Görev tanımı yapılmadığı için özlük haklarını belirlemede türlü sorunlar yaşanmakta ve tanımsızlık türlü sorunları beraberinde getirmektedir.

 

Kadroda istihdam edilen bir çalışanın görev tanımı yapılmadan, örneğin maaşını nasıl belirleyeceksiniz? Maaş belirlemede hangi kriter esas alınacaktır? Sahne ve Sanat uygulatıcılarının görev tanımı yapılmadığından özlük haklarında ciddi hak kaybı yaşanmaktadır.

 

Milli Eğitim Bakanlığı yasa ve yönetmeliklerinde öğretmenlerin görev tanımı yapıldığından olsa gerek, bir uzman öğretmenin ek ders ücretleri ile birlikte aylık net gelirinin bugünkü koşullarda rakamla 120.000, yazıyla yüz yirmi bir liraya; sendikalı bir maden işçisinin aylık net geliri rakamla 140.000, yazıyla yüz kırk bin liraya ulaştığı günümüzde; provalarla birlikte ortalama 18 saati bulan çalışma temposuna karşın bir sanat (sanatçı) uygulatıcısının aylık net geliri 100 puan üzerinden rakamla 65.000, yazıyla altmış beş bin lira civarında bulunuyor.

 

Özellikle opera kurumlarımızın başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir gibi büyük metropollerde kurulduğunu net biçimde gördüğümüzde; kira ve günde ortalama dört vasıta ile işine gitmek ve ekstra durumlar için yol parası ödemek zorunda olan sanatçı, zorunlu giderlerini düştükten sonra elinde kalan parayla nasıl yaşamını idame ettirecek?

 

Bu ciddi bir sorundur!

 

Bu sorunlara bir de; kendine ait mülkü olmayan Devlet Opera ve Balesi’nin, devletin başka yapılarında (örneğin: İstanbul AKM gibi) sahne ve diğer tesis kullanma mecburiyeti karşısında, bu yapıların idare müdürlüklerinin uyguladığı restoran kullanımı, kantin kullanımı, otopark kullanımı vb saçma sapan kurallar sanatçıyı sanatını icra ederken en az gelir darlığı kadar mağdur etmekte olduğu görülüyor.

 

Konuyu özellikle opera ve bale sanatçılarına bağladım. 

 

Çünkü orkestra sanatçısı her ne kadar sözleşmelerde ve yönetmeliklerde mealen ‘sanatçılar özel işlerde çalışamaz’ hükmü varsa da, idarenin mealen ‘görevini aksatmadığı’ izniyle gider özel orkestralarda ekstra iş yapar ve ekstra ücret alır. Tiyatro sanatçısı televizyon dizisi, sinema filmi çeker olmadı özel tiyatroda yine görevini aksatmamak kaydıyla aldatmacası ile ekstra iş yapar, ekstra ücretini alır.

 

Oysa opera ve bale sanatçısı öyle mi? Hangi ekstra işte opera şarkıcılığı yapıp, parmakların ucunda yürüyerek dansçılığını icra edecek?

 

Bunların yanında Maliye Bakanlığı’nın verdiği seyyanen zam uygulaması yılda dört kez verilen ikramiyelerde ve iki kez verilebilen teşvik ikramiyelerinden muaf tutuluyor. Alın size başka bir hak kaybı! Bu da yetmiyor, iddia edildiği üzere idarelerin türlü mazeretlerle haksız ve keyfi olarak açtıkları soruşturmalar sonucu teşvik ikramiyelerini kesmesi, meselenin tuzu biberi oluyor.

 

Akitli denilen ve bundan dolayı aldığı 30 bin lira maaşla İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük metropol kentlerde sanatını icra etmenin yanı sıra ‘var olma’ mücadelesi veren; yorgunluktan bayılıp düşüne kadar çalışan, tüm bu olumsuz şartlara rağmen ’30 bin lira maaşımı da kaybetmeyeyim’ düşüncesiyle sesini çıkaramayan genç sanatçının sorunu ise ülkemizdeki opera sanatçılığının ayrı bir trajik ve insani sorunudur!

 

Salt deyimle, mesleyi ‘para’ya bağlamamın nedeni; insanca yaşayacak gelir olmayınca hiç bir şey olmaz, hiçbir şey yapılamaz gerçeğidir. Kişinin yaşarken zorunlu gereksinimlerini, kimseye muhtaç olmadan karşılaması gerekir. Ancak bu sağlandıktan sonra ‘kişi’den ya da ‘sanatçı’dan verim alabilirsiniz. 

 

Sonuçta herkes yaşamını sürdürmek için düzenli geliri olan bir işte çalışmak ve üretmek zorunda. Fırsat eşitliğini sağlamayıp, gelir eşitsizliğini ortadan kaldırmadıkça; sanatçıdan görev beklemek kölelikle eş değerdir. Kölelik olarak niteleyebileceğimiz bu olumsuzluğu ortadan kaldıracak olan ise iş başında oturan etkili ve yetkili makam sahipleridir.

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izlediği politikalar nedeniyle opera sahnelerine çıkartılan türkücü ve şarkıcılar tarafıdan sahnesinden kovulmak istenen Türk Opera Sanatçısı, dış etkenli siyasi yapıların uzantısı olan STK’lara ikbali için katılan belli bir gurubun elinde perişanlığı yaşıyor.

 

Yukarıda sözünü ettiğim mevzuatta, sendikalarla yapılacak bir ortak çalışma sonucu hazırlanacak taslakla ‘opera - bale’ sanatçılarının görev tanıtımının yapılması hususunda, bir ay önce görevden alınan Sayın Tan Sağtürk’ün de hiç bir adım atmadığını, sendikaların yaptığı kimi açıklamalardan ve mevzuatta bu konuda her hangi bir değişiklik yapılmadığını görerek anlıyoruz! 

 

Ayrıca Sayın Tan Sağtürk’ü görevden alınacağı belli olduğunda, nepotist ilişkilerle sanatçı kadrolarında yapıldığı iddia edilen değişikler, opera sanatçıları için ayrı bir ‘Sessiz Çığlık’ olarak karşımızda duruyor!

 

Ve; opera-bale sevgisi ile opera-bale bilgisi tartışmalı olan, salonları tıka basa doldurup yöneticilerin seyirci grafik oranına katkı sunan ahalimiz ise, buraya kadar anlatmaya çalıştığımız perde arkası durumun vitrinini alkışlamaya devam ediyor!

 

Müfit Semih Baylan

Editör

 

 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.