ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müziğimizin ilk kongresi, sessiz sadasız geçtiSayı: - 20.07.2006


Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği, Bilkent Üniversitesi’nin organizasyonuyla düzenlenen ‘Uluslararası Müzik Kongresi’ geçtiğimiz pazartesi, salı ve çarşamba günleri, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi’nde gerçekleştirildi. 24’ü yurtdışından, 80’e yakın tebliğ sunulan, seminer ve atölye çalışmalarının da yer aldığı kongrede, müzikle terapiden Balkanlarda Türk müziğigeniş bir yelpazede konuşuldu. Eşzamanlı paralel oturumlarla gerçekleştirildiği için ancak yarısını takip edebildiğimiz kongreye dair izlenimlerimiz ve sunulan bildirilerden aldığımız yandaki pasajlar, müziği dinlemek kadar ona dair okumayı da seven ancak kongreyi takip edemeyenler için...

Önce kongreye dair izlenimler: İlk kez uluslararası boyutta böylesi bir kongrenin düzenlenmesi, Türk müziği ve kültürü adına gecikilmiş olsa da önemli bir girişimdi. Programda yer alan konuların, Anadolu’da ve Osmanlı coğrafyasında tarih içinde üretilmiş ve halen üretilen müziği kapsayacak çeşitlilikte olması, kongrenin bir artısıydı. Ancak bu artı, konu başlıklarının altını dolduramayan tebliğlerle avantaja dönüştürülemedi. Kimi bildiriler, bildik ve doğruluğu ‘çok su götürür’ cinsten yargı ve tespitlerle maluldü. Kimi bildiriler, konuya yaklaşımda kullanacağı teorik arka planı açıklarken konuya neredeyse hiç giremeden yarım kaldı. Popüler müziğe de yer vermesi, kongrenin müziğe dair kapsayıcı bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyordu. Ancak etkinliğin en zayıf geçen bölümü bu oturum oldu. Bildiri, sunacak popüler sanatçıların bir kısmının gelmemesi, gelenlerin ise konuyu magazinleştirmesi, oturumun amacını ıskaladı. Oturumda bilim adına konuşanlardan da arabeske dair bildik yorumları tekrarlamak dışında popüler müziğe dair maalesef bir bakış getirilemedi. Söz gelimi Antropolog Altan Gökalp’in ‘Postmodern Kültür Bağlamında Arabesk Müzik’ başlıklı bildirisi bunun örneğiydi. Postmodernizmin argümanları ve felsefi temelleri üzerine konuşan ve arabeskten hiç söz etmeyen Gökalp, sonunda arabesk müzikten tek bir örneği, dinleyiciye sorarak verdi ve şöyle dedi: “Bir şarkıcı vardı ve şarkısında ‘yıkılsın bu dünya’ mı diyordu ne diyordu?” Hatırlayamadığı şarkıcı, Orhan Gencebay’dı ve şarkısının adı da ‘Batsın Bu Dünya’ idi.

Dinleyici koltukları boş kaldı

Fakat sayıları az da olsa, nitelikli bildiriler de yer aldı kongrede. Bunların arasında, konuya bakış ve içerikteki zenginliği, tespitlerdiki özgünlüğü bakımından Süleyman Seyfi Öğün, Cem Behar, Okan Murat Öztürk, Fikret Karakaya’nın bildiri ve seminerleri en dikkat çekici olanlardı.

Kongreye dair olumsuz izlenimlerden dinleyiciler de nasibini aldı. Çünkü kongreyi takip edenlerin arasında, bildiri sunmak için gelmiş olanların dışında, yazar, kültür-bilim adamı, ve müzisyenlerin hepsi bir elin parmak sayısını geçmedi. Hele müzik dinleyicisi ve öğrencisi yok denecek kadar azdı. Söz gelimi İstanbul’daki konservatuvarların her sınıfından bir kişi kongreyi takip etseydi, salonlarda muhtemelen oturacak yer bulunamayacaktı. Oturumlar ortalama 20-25 kişi tarafından dinlendi. Onlar da zaten hayli kalabalık olan tebliğcilerin bir kısmıydı. Son söz de kongre için belirlenen yere ilişkin: Bu tür etkinlikleri en sıkı takip eden tek medya kuruluşunun askeri alanlara akredite edilmemesi, bu tür organizasyonları düzenleyenlerce dikkate alınmalı. Çünkü bu haberin yapılması için kongrenin tamamını izleyen tek gazete Zaman’dı ve bunu gazeteci kimliği ile değil, müziksever kimliği ile gerçekleştirebildi. Türk müziğinin ilk kongresi işte böyle geçti.

Bildirilerden pasajlar

Feza Tansuğ (Alevi-Bektaşi müzikleri): Alevi-Bektaşi törenlerinde 12 telli saz çalınır. Sazın 12 teli 12 imamı, gövdesi Hz. Ali’yi, sapı ise Hz. Ali’nin kılıcını simgeler. Şamanların çaldığı her çalgının her bölümünün de benzer anlamları vardır. Şamanların kullandığı enstrümanların kutsal sayılması gibi Alevilerde de saz kutsaldır. Şamanlarda davul yükseğe asılır, Alevilerde ise saz yükseğe asılır.

Erol Parlak (El ile bağlama çalma geleneği): Türk müziğinde ten ile telin birlikteliğinin derin ve köklü bir geçmişi vardır. Telli çalgılarda bağırsak ve at kılının yerine madeni tel kullanımı, çalgıların olgunlaşmasında yeni bir çığır açmış; icrada ve müziksel yapıda önemli değişikliklerin olmasına yol açmıştır. Özay Gönlüm ve daha sonra başka ustalar elle çalma geleneğini kaybolmak üzereyken tekrar diriltmişlerdir.

Melih Duygulu (Türkiye’de Çingene müziği): Çingenelerin müziklerinin en önemli yanı, yaşadıkları bölgelerin müzik geleneklerine hemen uyum sağlayabilmeleri ve müzikleri ile kaynaştırabilmeleridir. Bu yüzden özgün olmayan repertuarları çok geniş bir türsel alanı içerir. Repertuarlarındaki müzikler para merkezli uygulama olduğundan çabuk tüketilebilecek niteliktedirler.

Mahmoud Guettat (Arap-Türk müzik etkileşimleri): Kimi Arap müzisyenler Türk musikisinden yeni makamları ve yeni usulleri Arap musikisine aktardı. Bunun yanı sıra Arap musikisine, ‘aman’, ‘canım’, ‘mirim’, ‘dost’ gibi terennümler de taşınmıştır. Şerif Muhittin Targan, 1937’de Bağdat Konservatuvarı’nı açıp, seçkin udiler yetiştirerek Arap musikisinde bir devrim gerçekleştirmiştir.

Risto Pekka Pennanen (Balkan müzik kültürü): Milliyetçilik akımlarının olumsuz etkisi, müzikte de kendini gösterdi ve Balkanlarda Türk müziği ile baş edebilmek ve onun etkisini silebilmek için büyük çaba verildi. Hükümetlerin bu tutumu, araştırmacı ve icracıları Türk müziğinden uzaklaştırdı. Ama bugün öyle değil. Araştırmacı ve icracılar Türk müziğinin derin ve yaygın etkisini dillendirmekten çekinmiyor.

Ardusan Halacyan (Anadolu Ermeni müziği): Ermeni halk ozanlarına ‘aşuğ’ denir. Ve Anadolu’da Türkçe şiir söylemiş pek çok aşuğ, yani âşık vardır. Aşuğların kullandığı edebi türler, Türk edebiyatının kullandığı türlerdir. Gazel, koşma, destan, muhammes ve müstezat sadece bir kaçıdır.

İrfan Gürdal (Orta Asya ve Anadolu’daki ortak müzik kültürü): Biz hâlâ Orta Asya’daki müziklerle Türk müziğinin benzerliklerini tespit etmeye çalışıyoruz ve bununla da pek bir yol aldığımız söylenemez. Önce ortaklığını tespit etmemiz, ondan sonra detaylarını konuşmamız gerekir. Araştırmaların konusu, Orta Asya ve Anadolu’daki müziklerin farklılıkları ve bunların nedenleri olmalıdır.

Süleyman Seyfi Öğün (Bir dünya tasavvuru olarak sufî tematikleri): Osmanlı musikisi bir oluş ve bir devir musikisidir. Onun sâdâ dünyasını barok müzik ile karşılaştırdığımız zaman çok ciddi bir karşıtlık olduğunu görürüz. Çünkü bizde tonlamalar son derece yumuşaktır ve perdeler birbirlerine yakın kullanılır. Osmanlı musikisinde müziği isterseniz bir bütün olarak, isterseniz tek tek sazların tınılarından da duyabilirsiniz. Bu pek çok musikide görülmeyen bir şeydir. Çokluğun müzik birliği içinde fertlerin kendini koruyarak nasıl var olabildiğini de bize gösterir.

Emre Aracı (Piyanist Hünkar Sultan V. Murat): Klasik Batı müziğinin Osmanlı Sarayı’nda yer almasıyla 1836’da Fransız müzik dergisinde, Türk müziğinin İstanbul’da acı içinde öldüğü haberi birinci sayfadan verilmiştir. Piyanist ve klasik müzik bestecisi Sultan V. Murat, böyle bir dünyaya gözünü açmış ve yetişmiştir. Eserlerinde armonik hatalara rastlansa da bu büyük sayıdaki üretim ve bestelerinin melodik zenginliği göz önüne alındığında Sultan Murat ailesi içinde aynı tarzlarda eser verenler arasında yine de ayrıcalıklı bir yere sahiptir.

Chirs Williams (İngilizce medyada Türk müziği algısı): Bugün İngiltere’de müzik okurları ve dinleyicileri, Türk müziği ile ilgili daha çok şey biliyor ve dinliyor eskiye oranla. Enstrümanlar tanınmaya başlandı. Ney ile ilgili kurslar var mesela. BBC’deki kimi programlarda Türk müzisyenler yer buluyor. Süreç devam ediyor. Yakın gelecekte Türk müziği de dünyadaki diğer müziklerle yarışacak bir konuma gelecek.

Ayhan Erol (Türkiye’de popüler müzikler): İnsanların bazı müzik türlerine değer verip bazılarına vermemesi, kendilerine ait olduğunu düşündükleri müziğin sınırlarını belirlemeye, bu çerçevedeki pratikleri meşrulaştırmaya, bu yüzden de kendi kimliklerinin kurgulanma tarzlarına hizmet ederler. Dolayısıyla da kendilerine ait olduklarını düşündükleri müziği de ‘öteki’ olarak işaretler.


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.