ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1844
Şu an 12 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Tavukları pişirip hacıyı çarşıya gönderen senfoni orkestrası ve şefi okusun!Sayı: 1839 - 03.09.2022


Ulu Önder Atatürk Diyor ki: "En Güç Devrim Müzik Devrimidir"

Devrim ancak topyekûn gerçekle
ştirilebilirse gerçek bir devrim olur.

Müziksiz Devrim de Olmaz Cumhuriyet de!

1938'de yaptı
ğı bir konuşmada şöyle diyor Gazi:  “Bizim milli musikimizi, garp musikisinin şimdiki seviyesine yükseltmek için takriben dört asır lazımdır. Bu kadar beklemek fazladır. Onun için Avrupa musikisini nakle çalışıyoruz.”

Müzik otoritelerine göre bu söylem bir özentilik ya da taklitçilik barındırmaz. Atatürk'ün teori ve pratikteki adımları bunu gösterir.

Onun 'milli musiki' derken söz etti
ği şey Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar gelen halk müziğidir. Atatürk'e göre ‘Anadolu halkında işitilebilir olan hakiki musikimiz' için yapılması gereken şey, onun batı müziğinin besteleme ve orkestralama teknikleriyle ifadede ve icrada en üst düzeye çıkarılmasıdır.

Atatürk'ün bu tutumu Türk kültürünü uygarlık kültürüne katma iste
ğine oldukça uyar. Çünkü ona göre uluslar çeşitli olsa da uygarlık tektir.

Atatürk Sofya'da ate
şemiliter olduğu günlerde bir gece Carmen operasını izlemeye gider. Sonradan söyledikleri ise ulus, evrensellik ve müzik açısından önemlidir, şöyle der:

“Balkan Sava
şı'nı neden kaybettiğimizi şimdi anladım. Bulgarları çoban bilirdik oysa biz farkına varmadan nasıl ilerlemişler; tüm sanatçıları Bulgar. Biz bu uygarlık düzeyine ulaşamazsak bize yaşam hakkı yok.”

Bu sözlerin üzerinden 21 yıl geçer ve Atatürk 1934'teki meclis açılışındaki şu sözleri söyler: “Bir ulusun yeni değişikliğindeki ölçü musikide değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. Bugün dinletilmeye yeltenilen musiki yüz ağartacak değerde olmaktan uzaktır. Bunu açıkça bilmeliyiz. Ulusal, ince duyguları, düşünceleri anlatan, yüksek deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce genel son musiki kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak böylelikle Türk ulusal musikisi yükselebilir, evrensel musikide yerini alabilir

Atatürk'ün dü
şüncelerinde bu denli tutarlı olmasının sebebi onun müziği gerçekten içselleştirebilmiş olmasından anlaşılır. 1925'te İzmir Muallim Mektebi'ndeki öğrencilere şöyle sorar: ‘Hayatta musiki lazım mıdır?’

Ve yine kendisi cevaplar: “Hayatta musiki lazım de
ğildir. Çünkü hayat musikidir. Musiki ile alakası olmayan mahlûkat insan değildir. Eğer mevzubahis olan hayat insan hayatı ise musiki her halükarda vardır. Musikisiz hayat zaten olamaz. Musiki hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. Yalnız, musikinin çeşitleri incelemeye layıktır.”

İşte bu konuda yıllarca araştırmalar yapılır, neler yapılacağı konuşulur.  Paul Hindemith gibi önemli isimler Ankara'ya davet edilir. Hindemith'in önderliği ile de konservatuar ve opera kurulur.

Ancak müzik devrimi Gazi'nin de belirtti
ği gibi zordur ve aksaklıklar göze çarpar. 1935'te Hindemith, Ankara'da çeşitli okulların müzik derslerini takip der ve görür ki Batı'dan doğrudan bir aktarım mevcuttur. Bunu yadırgar ve şöyle der:

“Bir halk ezgisinin de
ğeri yalnızca bıraktığı küğsel (müziksel) izlenimde değil söyleyende budunsal (etnik), bölgesel ve zamansal ilişkilerle uyandırılan duygulardadır. Dolayısı ile okul eğitiminde kullanılacak çığırgılar (şarkılar) eski ve güçlü Türk halk küğü (müziği) içinden seçilmeli, bunlar zaman içinde çoksesliliğe gitmelidir.”

Böylece Atatürk'ün yıllardır kafasında olan müziksel değişim bir profesyonel tarafından da onaylanmış olur.

Ben demek istedim ki bizim seve seve dinledi
ğimiz Türk bestelerini, onlara da dinletmek çaresi bulunsun, onların tekniği, onların ilmi ile onların sazları, onların orkestraları ile çaresi her ne ise. Biz de Türk musikisini milletlerarası bir sanat haline getirelim

Peki, Atatürk'ün "Müzik devrimi zordur çünkü
şahsa önce kendi iç dünyasını unutturmayı, sonra da yeni bir âleme yönelmeyi gerektirir." diye söz ettiği devrim için neler yapılmıştır?

1924'te Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası, 1927'de İstanbul Konservatuarı eski köklerinden tamamen koparılmadan çağdaşlaştırılırlar. Cumhuriyet'in ilk 10 yılında İstanbul ve Ankara'da sık sık klasik batı müziği konserleri yapılır. 1924'te Musiki Muallim Mektebi açılır ve aynı yılın sonuna doğru Avrupa'ya öğrenci gönderilerek kendilerinden döndükten sonra bu okulda öğretmenlik yapmaları beklenir.

Bu ö
ğrenciler arasında 'Türk Beşleri' olarak adlandırılan grubun dört üyesi Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Necil Kazım Akses ve Ahmet Adnan Saygun da vardır. Beşinci üye ise Cemal Reşit Rey'dir.

Cumhuriyet müzik devrimlerinin sebepleri, okudu
ğunuz okulların kuruluş gerekçeleri bilmiyorum anlaşıldı mı? "Tavuğu pişirip, hacıyı çarşıya gönderen" senfoni orkestrası ve şefi!

Bakın
İstiklal Marşımızın 6. kıtasında ne yazıyor:

İncitme, yazıktır Atanı
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.



Müfit Semih Baylan
Editör


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.