ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1836
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Erik Dalı Gevrektir Senfonisi ile Yeni Dünya Düzeni ve Sanat Çağına Nasıl Uyum Sağlayacağız?Sayı: 1834 - 27.07.2022


Güzel sanatların en üst düzeyde önem ve saygınlık kazandığı yaşadığımız yaşam dilimi belli bir bilimsel ve tarihsel yaklaşımla "sanat çağı" olarak da adlandırılmaktadır.

Yeni yüzyılın öne çıkardı
ğı köklü değişimlerden biride sanatta ve sanatsal etkinliklerde olmuştur. Fütürist, filozof, değişim otoritesi John Naisbitt, 1990 yılında yayınlanan "Megatrends 2000" adlı kitabında geleceği birleyecek 10 yönelim ve değişim arasında "sanatta yeniden doğuş"u da saymıştır. Yazar bu değişimi Bin yıl dönemecine yaklaşğımız 1990’lı yıllarda “sanat sporun yerini alarak toplumun boş zamanlarını doldurma etkinliği oluyor” sözleri ile ifade ettikten sonra  “Sanatseverler çoğunlukla eğitimli insanlar arasından çıkıyor. Günümüz tüketicisi de artık sanatın değerini takdir edebilecek ve bedelini ödeyebilecek düzeyde” şeklinde özetlemektedir.

Kültür ve sanatın evrensel dili ve etkileyici özelli
ği nedeniyle, tüm dünya ülkeleri kendilerini başka ülkeler ve milletler nezdinde en iyi şekilde tanıtabilmek, ilgi, sempati, saygınlık kazanabilmek, ülkelerine daha fala turist çekebilmek için, kültürel ve sanatsal etkinlikleri, en önemli etkileşim, iletişim ve tanıtım aracı olarak kullanmaktadırlar.

Tüm dünyada çok hızlı ve kısa zaman dilimleri içerisinde ya
şanan sosyo-ekonomik ve kültürel değişimler, küreselleşme, bütün çağdaş toplumları etkilediği gibi,Türk toplumunu da temelinden ve derinden etkilemektedir. Bu arada toplumun bir parçası olan sanatçıyı ve dolayısı ile kültürü ve sanatı da etkilemiştir. Endüstriyel çağın seri buluşları, toplumları bilgi toplumu haline getirmiş, kültür ve sanat alanı da çok amaçlı, çok farklı aktiviteler ön plana çıkmıştır. Değişen toplumsal ve kültürel şartlar altında, kültür ve sanatta da elbette yeni arayışlar içerisinde olmak,yeni anlayışlar benimsemek, yeni sentezlere ulaşmak,değişimin kaçınılmaz bir sonucudur.

Bu hızlı de
ğişim sürecinde Türk dünyası da adeta bir yeniden doğuşun sancılarını çekmektedir. Bu süreçte geçmişimizden kopmak, kaçmak veya onu inkar etmek yerine, öncelikle kendi öz dinamiklerimize yönelmek, esas itici gücümüzü kendi kültürel temellerimizden ve kaynaklarımızdan almak en akılcı yaklaşımdır. Zaten bu batıda da böyle olmuştur. Rönesans döneminde, batıda sanat eserlerinin başyapıtlarının büyük bölümünün konusu, kendi tarihleri ve kültürleri ile ilgilidir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün müzik devrimleri ile ilgili temel ilkeleri her zaman rehberimiz olmalıdır.

1- Evrensel ça
ğdaş ve çok sesli müzik anlayışına yönelmeliyiz.

2-Türk ulusunun derin ve engin müzik kaynaklarını, özellikle Anadolu folklor hazinesini, uygar ve ileri müzik yaratıları ve biçimleri içerisinde geli
ştirmeliyiz.

3- Geleneksel ve klasik Türk müzi
ğimizin değişmez değerlerlerini korurken, kötüleşen, eskidikçe ve piyasaya sürüldükçe yozlaşan örneklerini tutucu davranışlarla devam ettirmemeliyiz.

4- Müzikte evrensel, ça
ğdaş ve uygar kurallar ve biçimleri uygularken,ne doğu nede batı özenticiliğine düşmeden özgün ve yeni beste yaratımlarına yönelmeliyiz.

5- Ulusal anlamda Türk müzi
ğimize çok seslilik armonizasyon, tüm müzik bilimi ve gereği eğitimden geçmiş yorum gücü ile ulaşmalıyız.

6- Müzik dilinde ve sanatsal seviyede yeni olmayan anlamsız uyduruk türler ve de
ğersiz, yoz ve ucuz örneklere paydos demeliyiz.

Buradan senfoni orkestralarımızı ve operalarımızı kuruluş amaçları, ilkeleri, yöntemleri, kendi disiplinleri ve görev alanları hakkında önemle aziz Atamızın müzik devrimleri kapsamında dikkatlerini çekmek istiyorum.

Türk müziği konservatuarlarımızdan mezun olan sanatçılarımız kendi disiplin alanları ile ilgili Türk müziği koro ve topluluklarımızda icraatlarını makam ve usul yönünden geleneksel ve klasik Türk müziğimizin değişmez değerlerini koruyarak sanatsal faaliyetlerini titizlikle yürütmeye çalışırlarken, zaman zaman senfoni orkestralarımızın ve operalarımızın kendi disiplinlerinden keyfiyetle uzaklaşarak Türk müziği makam usul ve yöntemlerini dikkate almadan, Türk müziği koro ve topluluklarımızın görev alanlarına girdikleri ve kötü aranjelerle ve bu alandaki eğitimsiz seslerle Türk müziğimize büyük zararlar verdikleri gözlemlenmektedir.

Büyük Atamız bu konu ile ilgili “ulusumuzun derin ve engin müzik kaynaklarını, özellikle Anadolu folklor hazinesini uygar ve ileri müzik yaratıları ve biçimleri içerisinde geli
ştirmelisiniz” diyor.

Yani senfonilerin, operaların görevi geleneksel Türk müzi
ğimizin eserlerini seslendirmek değildir. Hele hele Aizonai antik kentinde bir senfoni orkestramızın yaptığı gibi “erik dalı gevrektir” senfonisini seslendirmek hiç değildir.

Bütün sanat kurumlarımızın kanunlarına ve kurallarına uyarak, görev aldı
ğı, yaptığınız işi nizam intizam içerisinde istenildiği gibi yapmaktır.

Aksi halde, Türk müzi
ği koro ve topluluklarımızın da kendi disiplinlerinden çıkarak, opera söylemeye ve senfoni çalmaya başladıklarını düşündüğümüzde…  

Ayıkla pirincin ta
şını...


Müfit Semih Baylan
Editör


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.