ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Özellikli salonlarımız "Çok Amaçlı" salon mu oluyor?Sayı: 1813 - 13.02.2022


Yapımı çeyrek asır süren ve 2020 yılı Aralık ayında açılan CSO salonundan ve geçtiğimiz cumhuriyet bayramında açılan İstanbul AKM’den söz ediyorum.

Her iki salonumuzda klasik müzi
ğimiz adına büyük umutlarla açılmış salonlardı.

Öyle ki; Ankara’da ülkenin müzik anıtı olarak duran Cumhurba
şkanlığı Senfoni Orkestrası salonunun yanına inşa edilen ve “CSO Ada” olarak adlandırılan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası salonu görkemli bir törenle açılmış ve klasik müziğimiz adına gerçekten modern bir tesis olarak umut vaat etmişti.

Ancak salon hizmete girince görüldü ki, bir klasik müzik enstrümanı olan havalı org salona konulmadı
ğı gibi, müzik icrası yapılan bir salonun olmazsa olmazı akustik sorunlarının bulunduğu bir salon olarak karşımıza çıktı.

İstanbul’da ülkenin simgesi olmuş olan Taksim Atatürk Kültür Merkezi yıllarca kapalı tutulup eskitildikten, iş göremez hale getirildikten sonra yıkılmış ve yeniden dış görsel olarak yıkılan salona sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş ve iç kısmına üzeri 15 bin çini ile kaplanmış bir küre oturtularak, salonun bir “Opera” salonu olduğu simgesel olarak vurgulanmıştı.

Ancak görüldü ki, orkestra çukurundan tutun da akustik meselesine kadar birçok sorunu içinde barındıran bir salon olarak ortaya çıkmı
ştı. Ankara CSO Ada salonunda unutulan havalı org İstanbul Taksim AKM’de de unutulmuştu.

Ben bu yazımda kısaca giri
ş yaptığım teknik sorunları derinlemesine incelemeyeceğim. Salonun kullanılış yönetmeleri ile ilgili düşüncelerimi açıklayacağım:

Ankara CSO Ada ve
İstanbul Taksim AKM gibi salonlar klasik eserler icra edilmek üzere inşa edilen salonlardır ve bu balonların dünyada pek çok örneği vardır. Bu tip klasik salonlarda (amiyane tabirle) ‘saldım çayıra mevlam kayıra’ mantığıyla her türlü müzik icrası yapılmaz, konser düzenlenmez.

Bu kesin bir teamüldür ve teamül denildi
ği üzere yazılı bir kural değildir.

Tartı
şmasız klasik müzik icra edilir.

Oysa klasik müzi
ğimiz adına büyük umut vaaden bu her iki salonumuz klasik müzik dışında, her türlü müziğin icra edildiği salonlar olmuşlardır.

İstanbul Taksim AKM Opera salonu eksikleri nedeniyle Mart  2022 ayına kadar tadilata alınmışken ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) AKM tiyatro salonunda konserlerini gerçekleştirirken, AKM’nin genel sanat yönetmeni olan ve yıllarda DOB gibi klasik sanat kurumlarımızda üst düzey yöneticilik yapmış Remzi Buharalı gibi önemli bir şahsiyet, AKM tiatro salonunda gerçekleştirilen Sibel Can ve benzeri konserlere, “halkın talebi var” diyerek AKM’nin kapılarını açmakta bir beis görmediğini kendisi ile yapılan basın söyleşilerinde belirtmiştir.

AKM’nin popüler anlamda bir ‘türkübar’ havasına bürünmesinden, bu
şekilde bir rol edinmesinden halk goygoyculuğu ve popülizmi nedeniyle beis görmeyen, geçmişi klasik sanat kurumlarına dayanan üst düzey yöneticiler varken, klasik sanatlarımızı ve sanatçılarımızı kimin koruyacağını, klasik sahnelerimizin geleceğini ne olacağını bilmek ve düşünmek gerek.

Operacınınnın opera icra etmesi gerekirken, opera sanatçılarının bazılarının türkü ve sair popüler hafif eserleri söylemek için yarı
şa girmeleri ve bu yolda projeler düzenleyerek Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunup, siyasetin popülist duruşundan nemalanmaktan geri kalmamaları, 21. yüzyıl klasik müzik anlayışına asla yakışmayan bir durumdur.

Bu
şekilde düzenlenen projelerle, senfoni orkestralarının sanatçı sayısı düşürülerek CSO Ada salonunda halk müziği konserleri düzenlemek öncelikle o halk müziği mensuplarına ve sonrasında klasik müzik anlayışına indirilmiş bir darbeden başka bir şey değildir.

Ülkemizde çok
şenlikli olan müzikte türler meselesine baktığımızda, her müzik türünün ayrı ayrı alanlar işgal ettiği ve ayrı ayrı dinleyici kesimlerine hitap ettiği çok rahat görülür. Klasik müzik sanatçısının birincil görevi de halkı popülizmden uzak tutmak, icra ettiği çağdaş sanat müziği ile halkın zevk sansürünün seviyesi yükseltmektir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927’de
İstanbul Sarayburnu’nda kendisi için icra edilen bir konseri beğenmeyip konseri terk ederken, “gidelim bu musıki bizim heyecanımızı ifade etmekten uzaktır” sözünü bu duygularla söylemiştir!

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın ya da bir başka senfoni orkestrasının görevi ve bizatihi işlevi GTSM bestecisi Erol Sayan şarkıların seslendirmek ve icra etmek değildir. Aynen DOB Genel Müdürünün opera orkestrası ile Zeki Müren Şarkıları Konseri düzenlemek olmadığı gibi. Tek sesli olan GTSM eserlerinin senfonik müzik yapısına uydurmak için arpej, akor atma ve başka yöntemlerle  çok sesli hale getirilmesi de komiktir. O senfoni orkestrası sanatçısını köreltmektir.

Ba
şlıkta söz konusu salonlarımız için “özellikli” salon derken bunu anlatmaya çalıştım. Özelliklidir. Çünkü klasik müzik icra etmek için yapılmış ve akustik düzeneği atmosferik yapısı o şekilde inşa edilmiştir. Bir türkübar, pavyon, eğlence mekânı enstrümanı olan elektro bağlamanın CSO Ada salonunda ne işi var?

İşte bu kadük ve kör zihniyet milyarlar harcanan özellikli yeni salonlarımıza değeri bir kaç bin euro olan havalı orgu koymayı unutmuş ya da gerek görmemiştir. Bu şu demektir: O zaman orkestralarımız için havalı org partisi bulunan ya da havalı org üzerine bestelenmiş büyük eserlerin seslendirilmesini yapmayacaklar!

Fikir yürütmeye devam edersek; o zaman AKM Opera salonunda 110 ki
şilik (dünya standartları ortalama 80-90 kişidir) orkestranın rahatlıkla oturabileceği bir orkestra çukuruna da gerek yoktur. Eldeki orkestra çukurunu da çoğu zaman luthiyecilerin ardiyesi olarak kullanabilir. Kullanıldığı zaman da kimi kötü görünümleri engellemek için perde korniş yerleştirebiliriz.

Yazımın sonunda 1971’de Ankara CSO salonunda ya
şanan klasik müzik çevrelerinde bilindiğini düşündüğüm  bir olaydan kısaca söz edeyim: TRT’nin Klasik Türk Müziği Korosu, kurucu Bestekar ve Şef İsmail Baha Sürelsan’ın şefliğinde Ankara CSO salonunda konser vermek ister. Buna, CSO salonu senfonik müzik yapılan bir klasik salondur düşüncesiyle ünlü bir keman sanatçımız karşı çıkar ve konser yapılmaz. Rahmetli İsmail Baha Sürelsan bu duruma çok üzülür ve bu nedenle önemli bir kalp rahatsızlığı dahi geçirir. Sonuçta konser CSO salonunda yapılamaz.

2013 yılında zamanın Cumhurba
şkanı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’na söz konusu bu CSO salonunda kendi himayesinde konser verdirir. Yukarıda anlattığım olayı bilen kimi GTSM profesörleri bunun bir ‘rövanş’ ve ‘belge’ olduğu konusunu yazdıkları makalelerinde vurgularlar.

Özünde çok önemli bir
şey yokmuş gibi görülse de çağdaş klasik müzik sanatımıza indirilmiş önemli bir darbedir bu “belge” denilen olay.

Çünkü ideolojiktir.

Son söz: Bu ideolojik yapıyla ve yukarıda adını zikretti
ğim popülist genel sanat yönetmenleri ile klasik ve özellikli salonlarımız çok yakın bir süreçte müsamere salonu dediğimiz “çok amaçlı salon” hüviyetine bürünecektir.

Özel ve asla klasik olmayan projelere ka
şe ödeyerek ön ayak olan yönetim anlayışı da bu meselenin önderi olacaktır!

Müfit Semih Baylan
Editör


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.