ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1830
Şu an 8 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


“Ruşen Güneş olmak, arkadaşıyla güreşirken bir lavabo kırmakla başlar!”Sayı: 1766 - 31.05.2020


Tam F klavyemin başına oturup sevgili büyük dost Ruşen Güneş için bir veda yazısı yazmaya başlayacaktım ki, danışma kurulu üyemiz sevgili Yeşim Gökalp whatsupp’tan bir fotoğraf gönderdi.  Bir sosyal medya paylaşımı idi.

Foto
ğraf,  Ankara Devlet Konservatuarı’nın dönemin müdürü Mithat Fenmen imzalı bir zimmet belgeseydi ve fotoğrafın üzerinde paylaşımcının yazdığını tahmin ettiğim bu yazının başğı yazıyordu.

“Ru
şen Güneş olmak, arkadaşıyla güreşirken bir lavabo kırmakla başlar!”

Evet, Ru
şen Güneş olmak kolay değil, konservatuarın koridorlarında arkadaşınla güreş tutup lavabo kıracaksın, o lavabonun bedelini veline zimmet çıkaracaklar ki, arkadaşınla ettiğin güreş sana dersler verecek.

Sol Gazete’de Melis Gönenç’in  “Asıl Tehlike Saray Müzi
ği” başlıklı yazısı üzerinde 27 Mayıs günü sosyal medyada epey bir fikir teatisinde bulunmuştuk rahmetli Ruşen Güneş ile. Her yazdığımıza bir yanıt vermiş, yanıt vermeme neden olacak yeni sorular sormuştu.

Ama nereden bilebilirim ki bu satırları payla
şırken bir yaşam mücadelesi içinde olduğunu!

9. Cumhurba
şkanı Süleyman Demirel’in elinden Devlet Sanatçılığı belgesini alan, ADK’da okurken konser için viyolacı olmadığından dolayı kemanını sevdiği kız arkadaşına bırakıp viyolacı olan, yolunu bu yolda seçen büyük bir değerdi Ruşen Güneş.

Ru
şen Güneş; kimseciklerin ses çıkarmadığı, takip ediliyorum korkusuyla ketum duran, yurtdışında ikamet ettikleri halde ülkenin sanat politikalarına apolitik davranan onca sanatçıya rağmen, her platformda ve özellikle sosyal medyada doğruları hep savunan, bu yolda yeni düşünceler ortaya koyan, sanatçı olmanın gereğini yerine getiren seçkin bir şahsiyetti.

ADK’de arkada
şı ile güreşirken kırdığı lavabonun bedelini Müdür Mithat Fenmen’e zimmet yazdırttı ama, asla kayırmacı yöntemlerle gelmedi bu noktaya.

Ülkesini çok seven bir sanatçı oldu.

şe tutmak, konser kapmak, dış misyonlardan saygı görmek için mesela “1915’de bir milyon Ermeni soykırıma uğradı” gibi aslı astarı olmayan laflar etmedi.

İktidar yalakacılığı asla yapmadı.

Dikkat çekmek, konumunda yükselmek için ülkenin kurucusu Ulu Önder’e “ayya
ş” demedi, o yolda  anlamsız tuhaf laflar söylemedi.

Ülkesinin siyasi ve co
ğrafı değerlerinin şimdilerde moda olduğu üzere karşısında değil, aksine hep yanında, bir sanatçı olarak olması gereken tarafta  oldu.

Hep do
ğruyu ama doğruyu konuştu, savundu.

Aklın yolu birdir diyerek, ülkenin sanat kurumlarının dü
şğü pozisyonları nesnel bir biçimde değerlendirerek yeri geldi sert dille eleştirdi

Ermi
ş bir insandı.

Mert bir insandı.

Sosyal medya gibi netameli bir ortamda dahi sözünü sakınmayandı.

Ünvanlar, ödüller, makamlar pe
şinden asla koşmadı.

O hep viyolasını çaldı, ö
ğrendiklerini öğretti.

Ülkenin
şu siyasi ortamında çaresiz kalan, çıkış yolu bulamayan genç müzisyenlerin en üst sesten tek savunucusu oldu.

29 Mayıs günü Londra’da vefat eden Viyolacı Devlet Sanatçısı, genç müzisyenlerin büyü
ğü, duayeni idi.

Onların yol göstericisi idi.

Şu gelinen noktada onların haklarını savunurken kurumları pek koruyamadı ve bu nedenle mutsuz ve gözü arkada bu dünyaya veda etti.

Bu nedenle üzüntüm bir kadaha fazladır.

Ele
ştriden ve övgüden asla kaçınmayan böyle bir sanatçı çok ender bulunur!

Şimdi onu sevenlere, bizlere düşen vasiyetini yerine getirip, küllerini Ankara Devlet Konservatuarı’nın bahçesinde yaşatmak.

Viyola virtüözü Devlet Sanatçısı Ru
şen Güneş İngiltere’de ölmedi.

Örnek alınması gereken büyük sanatçıya saygı ve minnetle!


Müfit Semih Baylan
Editör


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.