ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 4 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Zina, Tangoda Değil Kafanızda!Sayı: 1607 - 24.11.2014


Sonda söyleyeceğimi, en başta, başlıkta söylemiş oldum.


Zina, tangoda de
ğil, baktıkları her yerde; duydukları, işittikleri her şeyde; bildikleri ya da hiç bilmedikleri her konuda zina arayan, müstehcenlik arayan, ahlaksızlık arayan kafalarda! Ne diyeyim, insan başkalarını da kendi gibi bilirmiş!


Birkaç gün önce bu sayfalarda Celâl Üster’in “
İmam ve Cemaat” başlıklı o güzelim yazısında, Piazzola’dan Türkiye’ye bir tango yolculuğuna çıktık... Ben bugün biraz daha gerilere dönmek istiyorum.

 

***

 

Arjantin üzerine yazılmış en güzel kitaplardan birinin yazarı Piere Kalfon, “Sıradan bir Arjantinli” tarifini şöyle yapar:


“Kazana, sırayla
şunları koyun: Bir adet geniş kalçalı Kızılderili kadın; iki adet İspanyol binici; üç adet iyice ezilmiş Gauço (Melez); bir adet İngiliz seyyah; yarım baş Bask çiftçi; bir tutam zenci... Kısık ateşte üç yüz yıl kadar kaynatın... Helmini dökünce, çabucak beş adet İtalyan köylü (İtalya’nın güneyinden gelenler tercih edilir), bir adet Polonyalı Yahudi, dörtte üç baş Lübnanlı tüccar ve bütün olarak bir adet Fransız fahişe ekleyin... Elli yıl dinlendirip öyle servis yapın.”


Bu “Tarif”te, hani kazana “be
ş İtalyan köylü” attığınız yer ve zaman var ya... İşte orada biraz durup soluklanalım. İtalyan köylüler, İtalyan göçmenler geldiler önce Rio de Plata’ya yerleştiler, sonra limana indiler... Ve Buenos Aires limanına yerleştiler. Limanda “Portenos”lara karıştılar.


“Portenos”, yani liman adamları, liman kadınları, liman insanları... Köylerden gelmi
şlerdi kente. Hem Avrupalı (İtalyan ve İspanyol) göçmen işçilerinin çocuklarıydılar, hem de Latin Amerikalı köylülerin çocukları... 1880’lerdeydi.


Küba’nın ne
şeli “Habenera” şarkılarını, Brezilya’dan güneye inen zenci ritimlerini dolamışlardı dillerine. Gitar eşliğinde şarkı söylemeye, küfüre, argoya, erkek erkeğe yaşamaya alışıktılar. Kadına hasret, terk ettikleri yörelere hasrettiler...


İ
talyan ve İspanyol göçmenlerin, şarkılarıyla, türküleriyle, aralarına karışmasıyla tango çıktı ortaya.


Önceleri yalnız gitar, flüt ve keman e
şliğinde söylenen tangolara, bir Almanın icadı olan, akordeona benzeyen “Bandaneon” eklenince (Almanın adı Band’dı) tangolar daha da hüzünlendi... Limandaki barlarda, genelevlerde, “aşağı tabakanın” eğlencesi olan tangolar, önceleri Buenos Aires’i çok şaşırttı. Hele tango dansı! Kadın erkek birbirine yapışık dans ediyorlardı: Bedenleri yapışık, bacaklar birbirinin arasındaydı. “Ahlaksızlık” diye hüküm verdi kentsoylu sınıf!


Ama ozanlar sınıfı, (hele hele Cadicamo, Manzi, Castillo gibi
İtalyan adlı ozanlar) tangolarını limandan, kent kahvelerine taşımakta gecikmedi.


1917’de Carlos Gardel, ilk tangosu “Mi Noche Triste” (Hüzünlü Gecem)
şarkısını söylediğinde, liman söyleminden uzaklaşıp, yaşamın her alanını kapsayan dizelere yer vermeye başlıyordu. Carlos Gardel tangoyu tüm Latin Amerika’ya ve Hollywood aracılığıyla ABD’ye, Avrupa’ya, dünyaya tanıtacaktı.


Tango, 1920’lerde, 30’larda Avrupa’da bir salgına dönü
ştü. Avrupa’daki salgını Arjantin’de herkes bağrına bastı. Çok geçmeden, tango “milli kimliğe” dönüşecekti. Ama yine de her diktatörlükte, baskıcı her dönemde ilk yasaklanan, tango şarkılarının sözleri ve tango dansları olacaktı. 1940’larda tangolarda açık saçık sözler ve küfürler, yasayla yasaklandı. Arjantin’in askeri başkanı Juan Peron’un kimi tangoları yasaklama gerekçesi ise “ahlaka aykırılık” değil, yokluktan ve yoksulluktan söz etmeleriydi...


Tango iki ki
şilik bir danstı. İki kişilik bir diyalog. Kendine özgü bir dili vardı. O dili bilmeyen yapamazdı. Briyantinli saçlar, yüksek topuklu bilekten atkılı ayakkabılar, vücudu giydiren değil, neredeyse soyan giysiler, uzayıp giden bacaklar, derin mi derin yırtmaçlar... Bütün bu görsel özelliklere meydan okuyan hareketler... Gözün, yakalamaya yetişemediği uçan ayaklar... Her şeye egemen olan duygu ve tutku yoğunluğu... Sessizce konuşan yüzler, çığlık çığğa bedenler...


O gün bugün tango, a
şkı, tutkuyu, özlemi, hasreti, hüznü ve coşkuyu çağştırır. Kimi hastalara ya da sapıklara da zinayı! 


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.