ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Roger Waters üzerine bir Serdar Öktem yazısıSayı: 1603 - 21.10.2014


Geçtiğimiz yaz gerçekleşen Roger Waters The Wall konseriyle ilgili ben de küçük bir katkı yapmak istedim. Bildiğiniz gibi Pink Floyd’ un The Wall albümü 1979’da çıktı ve Pink Floyd’un en güçlü albümü olarak kabul edilmese de en ses getiren albümü oldu. Albümün ardından yapılan The Wall Konseri ve Alan Parker’ın yönetip, Bob Geldof’un oynadığı The Wall filmi dünyada ciddi anlamda ilgi gördü.


Benim bu yazıda anlatmayı deneyece
ğim görüş, albümün şimdiye dek pek sözü edilmeyen bir yönü. Bilirsiniz bazen bir film, bir kitap, bir albüm önde görülen yanıyla bir şey anlatır, ama aslında geride sadece anlayanlara anlatılan, biraz kapalı bir anlatım ve demek istenen başka bir yön vardır o eserde. Pink Floyd’un her albümü böyledir aslında, Animals bunun çok iyi bir örneğidir, insanların kişiliklerini değerlendirir, Dark side of the Moon zirvesidir üstü örtülü anlatımın. The Wall ise gerçekten en iyi örneklerinden biridir.

 

Şimdi konuyu kısaca hatırlatalım. Kahraman Pink’in babası 2. dünya savaşında pilottur ve savaş sırasında ölür. (Tıpkı Roger Waters’ın babası gibi). Annesi aşırı koruyucu ve sevgi dolu bir kadındır ama tek ebeveyn olması Pink’in üzerinde baskı kurmasına neden olur, Pink okula gittiğinde aynı baskıyı bu sefer öğretmenlerinden görür. Sanki hayatındaki herkes onun düşüncelerini ve hayatını kısıtlamak ve yönlendirmek için vardır. Böylece gittikçe içine kapanmaya başlar. Büyük bir rock yıldızı olur ama gittikçe etrafından kopmaktadır. Karısıyla ilişkisinin başarısızlığı ve karısının onu aldatması bardağı taşıran son damladır. Artık çevresine duvarlar ören ve dış dünyayla iletişimini kesen bir insandır. Bu arada albüm beyazlar dışındakileri, homoseksüelleri, Yahudileri yani bütün ötekileri dışlayan ırkçı grupları, bu kendini kapatışın unsurları olarak da gösterir. Gene burada toplumun her kesiminden uzaklaşma, sadece kendisiyle birlikte olma anlatımı var. Ve etrafına ördüğü duvarların içinde tamamen yalnız kalan Pink sevdiklerinin kendine yaklaşmasına da izin vermez. Bu aslında İsa’nın “kardeşinizden, karınızdan, anne babanızdan nefret edip öyle gelin’ demesine bir gönderme. Burada kastedilen elbette gerçek anlamda nefret değil, herkesten uzaklaşıp kendi özünüzü bulun sonra benim öğretime gelin demek.  Ya da Mevlana’nın ne olursan ol yine gel deyişindeki anlam var burada. Albümün sonunda kurtlar mahkemesi Pink’i yargılar ve duvarları yıkarak sevdiklerine kavuşma cezası verir ve albüm bu şekilde noktalanır.

 

Tıpkı Avatar filmi gibi bu albümün, filminin, konserlerin de bir ikinci anlamı var aslında.  Albümün içinde bir söz geçiyor dikkat ederseniz, sen sadece duvardaki bir tuğlasın.  Ve başka bir söz; bana düşünce kontrolü uygulama.


Buradaki insanların çevresine duvarların örülmesi benzetmesi, ki
şinin kendi içine dönmesi, kendisiyle bir bütün olmasını anlatıyor aslında, ya da kendini tanıma yolculuğuna çıkışını. Bunu yapabilmek için çevresindeki insanların iyi ya da kötü etkilerinden uzaklaşmalı, tamamen yalnızlaşmalı ve kendi içine çekilerek, kendi mağarasına girerek, orada kendi derinliklerinde kendini bulmalı. Ancak kendini kendi aynasında değerlendirerek (filmde Pink’in bütün vücudunu ve kafasını traş ederek tamamen kel kalması şeklinde görüyoruz bunu, kendini aynada eleştirerek, kendisiyle yüzleşiyor yani), kendini tüm yönleriyle tanıdıktan sonra tekrar kendi kurduğu duvarları yıkıp, yeniden ve yeni kimliğiyle insanların arasına karışabilir. Böylece kendi yolculuğunu o insanların içinden bu yolculuğa çıkmaya hazır olanlara da yaptırma, onlara rehber olma şansını yakalar. Ve o da kendisinden önce bu yolculuğu yapan tüm diğerleri gibi onlarla eşit ve pürüzsüz bir tuğla olmuştur böylece, duvarı oluşturan bütün tuğlalar eşit düzeyde yontulur ve pürüzsüz hale getirilerek düzgün bir yüzey elde edilir. Yani eşit oranda tekamül etmiş ruhlar, bir sonraki yolculuklarına çıkabilmek için gerekli hazırlığı tamamlamış olarak, tıpkı Jonathan Livingstone’un ya da Avatar’daki Jake’in yaptığı gibi bir sonraki aleme geçmeye hazırdır artık. Pink bu tekamülü gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirmeye hazır olduğu anda, bilgi ve yol ona açılmakta, yani duvarlar yıkılmakta, daha önce uzaklaşş olduğu tüm sevdikleri onu orada beklemektedir, çünkü aslında hiç gitmemişlerdir, ama Pink artık yeni bir olgunluk seviyesine çıkmıştır, kâmil insan seviyesine...

 

Naçizane olarak belirttim, albümü ve filmi ve İstanbul konserini bir de bu açıdan görmenizi dilerim.

 

Aşağıya The Wall albümünde öne çıkan bazı şarkıların Türkçe sözlerini ekliyorum.

 

THE THIN ICE (İNCE BUZ)

 

Anne bebeğini sever

Ve baban da sever seni

Ve deniz sana ılık gelebilir bebek

Ve gök mavi görünebilir

Ama ooooooooh bebek

Oooooh mavi bebek

Ooooooh bebek

Eğer buzda kayman gerekirse

Modern yaşamın ince buzunda

Sessiz sitemini arkandan sürükleyerek

Gözyaşlarıyla lekelenmiş bir milyon gözün

Sakın şaşırma, buz çatırdadığında

Ayaklarının altındaki

Kendi derinliğinin ve aklının dışına kay

Korkunla, ardınsıra seni izleyen

Sen tırnaklarını geçirirken ince buza

 

 

ANOTHER BRICK IN THE WALL-PART II

(DUVARDAKİ DİĞER TUĞLA-BÖLÜM II)

 

Eğitime ihtiyacımız yok

şünce kontrolüne ihtiyacımız yok

Sınıfta aşağılanmaya da

Öğretmenler çocukları rahat bırakın

Hey, öğretmen, rahat bırak biz çocukları

Hepsi yalnızca duvardaki bir diğer tuğla

Hepsi hepsi duvardaki bir diğer tuğlasınız siz

 

 

 

EMPTY SPACES (BOŞ YERLER)

 

Ne kullanacağız doldurmak için

Boş yerleri eskiden beri konuştuğumuz

Kalan son boşlukları nasıl dolduracağım

Duvarı nasıl tamamlayacağım?

 

 

COMFORTABLY NUMB

(KEYİFLİ UYUŞUKLUK)

 

Merhaba

İçeride kimse var mı

Yalnızca başını salla eğer beni duyuyorsan

Evde kimse var mı

Hadi ama,

Duyuyorum kendini kötü hissettiğini

Acını dindirebilirim

Ve yeniden ayağa kaldırabilirim seni

Rahatla

Önce biraz bilgiye ihtiyacım var

Yalnızca temel gerçekler

Bana nerenin acıdığını gösterebilir misin?

 

Azalttığın hiçbir acı yok

Ufukta uzak bir geminin dumanı tütüyor

Sen yalnızca dalgaların içinden geçerek geliyorsun

Dudakların oynuyor ama söylediğin şeyi duyamıyorum

Ben çocukken ateşim çıkmış

Ellerim iki balon gibiydi

Şimdi o hissi yeniden duyumsuyorum

Açıklayamam, anlayamazsın da

Ben aslında böyle değilim

Şimdi keyifli bir uyuşukluk içindeyim

Tamam

Yalnızca bir iğne batması

Artık kalmayacak hiçbir aaaah

Ama biraz hasta hissedebilirsin kendini

Ayağa kalkar mısın?

Sanırım işe yarıyor, iyi

Bu senin gösteriyi sürdürmeni sağlayacak

Hadi şimdi gitme zamanı

Azalttığın hiçbir acı yok

Ufukta uzak bir geminin dumanı tütüyor

Sen yalnızca dalgaların içinden geçerek geliyorsun

Dudakların oynuyor ama söylediğin şeyi duyamıyorum

Ben çocukken

Bir şey ilişmişti

Gözümün ucuna

Dönüp baktım ama kaybolmuştu

Artık tanımlayamıyorum onu

Çocuk büyüdü

Rüya bitti

Ve ben

Keyifli bir uyuşukluk içindeyim


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.