ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 16 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müzikte alaylı mektepli çatışması...Sayı: 1530 - 11.03.2013


Çocukluğumda, yaşadığım şehre özellikle yaz-bahar mevsimlerinde, fuarlar kurulur ve "göçebe" olarak adlandırılan, bir çok insan fuar alanında görev yapmak için gelip çadır kurardı. Yine böyle bir fuar zamanı rastladığım bir atışmayı hala gülümseyerek anımsarım.

Kar
şılıklı kavgada ne bir küfür, ne de rencide edici bir söz duymuştum. Sadece birbirlerini ve hayatlarını yarıştırıyorlardı. Örnekle; "bak benim buyum var senin var mı ?", "benim boyum selvi gibi sende var mı?",  "benim kocam bana bunu aldı sana aldı mı?" gibi atışmaları izledikçe zevk aldığım bir kavgaya ömrümde ilk defa rastlamıştım...

Neyse konuya neden böyle girdi
ğimi asıl konumuza bağlayalım…

Yakla
şık yirmi yıldır hasbelkader müzik camiasının içindeyim. Şimdiye kadar sadece müziği sevdiğim ve içinde var olmak istediğimden bir çok etkinliklere katıldım. Bir çok sanatçı, akademisyen, Kültür  Bakanlığı ve devlet sanatçısı unvanı almış değerli kişilerle tanışma fırsatı bulup, herkesten bir şey şeyler öğrenebilme adına çeşitli sohbetlerde bulundum. Yirmi yılık gözlemlerimden bu zamana kadar süre gelen ve yıllardır bitmeyen bir yarış vardır ki, bu "Alaylı-Mektepli" yarışıdır…

Bu yarı
şı kendimce analiz ettiğimde ise, küçükken rastladığım ve beni gülümseten bu kavga gelir aklıma. Nedenine, nasılına  girersem, bence müziğin hangi kolunda olursanız olun, karşı tarafa yani izleyicinize, o an ne aktarabileceğinizden öteye geçilemiyor. İster alaylı olun, ister mektepli, izleyiciye o an hitap ettiğinizde o an ki ruh halinin tam da bam teline dokunmuşsanız, o an için alaylı ya da mektepli oluşunuz izleyici çok da etkilemiyor doğrusu…Geçenlerde rastladığım bir örneğe dayalıdır bunu şu an konu olarak ele almam aslında. Bu tarz örneklere eminim ki benim kadar sizlerde tanık oluyorsunuzdur.

Mesela dinledi
ğiniz solisti çok beğenmenize rağmen "ama bunu bir de falancadan dinle de bak" ya da çok usta eğitimli bir saz karşınızda taksim yaparken ve üstelik ruhunuzu tam anlamıyla doyururken "bu da güzel ama taksim denince şu kişinin taksimlerini dinle" gibi adını koyamadığınız yorumlara rastlamayanınız var mıdır bilemem,  İşte tam da böyle adını koyamadığım yorumlarda ortada saçma bir yarışın olduğunu görmemek mümkün değil … Çünkü "müzik ruhun gıdasıdır" diyen atalarımız ruha verilen gıdadan bahsederken aslında böyle durumları fazlasıyla açıklıyor. Yani ruh o an coşmak istiyorsa, dünyanın en iyi sesi, okullu/alaylı, size en zor makamdan en güzel icra yapmış olsa da "evet güzel okudu" der geçersiniz beklide.

Çünkü o an ruh tam olarak bunu istemiyordur. Ya da tam tersini dü
şünürsek çok hüzünlü bir anınızda, ruhunuza hitap eden yani ruh halinize uygun bir şarkı çalındığında en çok içinize işlemesine bakarsınız. Hangimiz böyle bir durumda saza vuran elin eğitimli olup olmadığını düşünüyoruz ki?

Mesela deli gibi e
ğlenmek istiyorsunuz, toplanıp gittiğiniz bir mekanda, bilirkişilerin ya da bilmez kişilerin bile fark edebileceği, sesi çok iyi olmayan bir solistle delice coştuğunuzu fark ediyorusunuz. Çünkü bir bakmışsınızdır ki o solistin sahne performansı, sesinin önüne geçmiş, sizin ruhunuz o akıntıya bırakmıştır kendini. Dedim ya tamamen ruhun istediği ve ruha o an verilen gıda…

Aslında bu birazda neye benziyor? Sadece müzikal bakmazsam olaya; "nohut oda bakla sofa"  bir evde sarayda ya
şayan insandan daha fazla mutlu olabilen birine gelip de; "ama benim evim çok geniz tam beş yüz metrekare" demesine benziyor.

İyi de kimin umurunda?  Şimdi söyler misiniz ? Sizin hüneriniz kaç metrekare?

Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.