ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Bugünün Mücadele Şarkıları – 4 : Doktor Ne Demek?Sayı: 1524 - 28.01.2013


Çok önemli bir cevapsız sorum var: Bugünün halk oyunları nasıl olabilir? Ben hiç anlamam ve laf aramızda hiç de keyif almam ama düşünüyorum, bu oyunlar, o dönemin insanlarının gündelik hayatını, acılarını, sevinçlerini, daha genel anlamda da dünyayı algılayış biçimleri ve düşünüş tarzlarını içeriyordu. Savaşsız hallerde, genellikle sınırlara sadık topluluklar olduklarından -feodalite- da çıkarılabileceği üzere, yöreden yöreye, hatta köyden köye bile oyunların ve şarkıların değiştiği görülürdü -hâlâ da var-. 4+4+4 eyleminde polisin tomalarının motorları çalışır durumdayken oynanan "Horon" ve "Zeybek"ten bahsediyorum aslında. Absürd geliyor mu birazcık da olsa?

 

Peki, geçmişin kültürünü hiçe saymadan ve dün-bugün-yarın arasındaki evrimli-devrimli ilişkiyi unutmadan şu soruyu sorsak: Bugünün insanının toplu dansları ("halk oyunları" mı doğru olurdu acaba?) nasıl olabilir ki? Aslında 'Türküler Bizi Özgürleştirebilir mi?' yazısında işlenenlerin genel anlamda sanat için tartışılması...

 

Sanatın bu kadar 'güncelleşmesi' okuyucuyu rahatsız edebilir ve böyle bakıldığı anda sanattaki haz öğesinin yerle bir olacağı düşünülebilir. Söylediğim şey, 'sanatın böyle olması gerekliliği' değil elbette ama mücadele ile doğrudan bağ kuracak şarkılar dediğimiz zaman da zorunlu olarak 'güncellik' ihtiyacının doğduğunu da bir kenara not edelim. Bugünlerde adı geçen 'Jandarma Biz Sosyalistiz' marşı gibi. O dönemin ideolojik-politik düşünüş sistematiğiyle ve belki de nesnel durumuyla örtüşen bir şarkı olabilir ama bugünün mücadelesi ile hem bir ilgisi yok, hem de bugünden bakıldığında sakatlığı ayyuka çıkmış bir düşünüşü içeriyor. Dolayısıyla bu marşa ya da marşla yapabileceğimiz en iyi şey, -kurtarmaz ama- onun sözlerini değiştirmek olur. Onun dışında bu marş artık bir inceleme nesnesi olmalıdır bizim için: "O dönemin devrimcileri, içinde bulundukları koşulu şöyle tahlil etmişler ve şunu hedeflemişler, buna paralel olarak da şöyle bir şarkı yapmışlar" gibi...

 

DOKTOR NE DEMEK? PERFORMANSLA ÇALIŞAN TÜCCAR MI DEMEK?

'Sağlıkta özelleştirmeye karşı', sağlık çalışanları, 13 Şubat 2011'de Ankara'da büyük bir miting gerçekleştirmişti. Bu mitingin öncesinde,  yürütülen başarılı medya çalışmalarının bir ayağı da şarkılardı. Kazım Koyuncu ve Av Zamanı filmiyle popülerleşen "Hayde" mitinge yapılan çağrının sembolü olmuştu. Sonra da bir uyarlama geldi; hem de  bir taraftar marşından: Doktor Ne Demek?

 

Kalbimizden kopuyor bu şarkı sana
Sanmasınlar i
şimiz para ve pulla
Puan ve performansla ölçülmez asla
Hiç bir zaman pes etmeyiz bu davamızda

 

Doktor lazım mı ? Doktor nerde ? Doktor geldi mi ? Doktor!

Doktor ne ne demek ? Doktor ne demek ?
Performansla çalı
şan tüccar mı demek ?

Nöbeti boyunca bir saat yattı
Gecelik kan alırken hepatit kaptı
Delikanlı doktor aya
ğa kalktı
Eylemini yaptı ve hakkını aldı

(NAKARAT)

Asistanlık bitti uzmanlık çattı
Sınava girdi ve gözünü açtı
Gözünü bir kapadı zorunluda açtı
Sa
ğlıksız ocaklarda ömrü karardı

(NAKARAT)

KADINLAR SOKAĞA, ÖZGÜRLEŞMEYE!

Kadınların hayattakine benzer olarak, müzik alanındaki varoluşları da kapitalizm ve ataerki tarafından sakatlanmış durumda. 'Burçak Tarlası' epeyce idare etmiştir kadın mücadelesinin şarkı ihtiyacını ama bu alanda da bugünü karşılayacak üretimlerin eksikliği açıkça hissediliyor(du). Kadın şarkıları albümleri, henüz sayısı az da olsa üretiliyor. Zuhal Olcay, Sezen aksu, Nazan Öncel gibi popüler isimlerin kadınca şarkıları, kadının müzikte kendisine yer açması dolayısıyla değerlidir elbette ama öte taraftan da bunları, çok zorlamazsak, mücadele şarkıları kategorisine koyamayız.

 

Bu konuda Kürt Mücadelesi'nin ve Sosyalist-Feministlerin üretkenlikleri dikkat çekiyor. Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin güncel şarkıları, başlı başına bir yazının konusu olacağından, onu geçiyorum ve sosyalist-feminist karakterli bir şarkıya uğruyorum: Olur/Olmaz. Daha şimdiden kadınların eylemlerde söylediği başlıca mücadele şarkılarından biri oldu diyebiliriz. Bandsista'dan bir 8 Mart armağanı olan bu şarkı, kökünü, sıkça atılan bir slogandan almış ve sonucunu da mücadeleye taşımakta.

 

Gelsin baba gelsin koca gelsin
Polisiniz devletiniz gelsin
Bakanınız haklarımı versin
Aman istemem üzeri kalsın

Ev i
şlerini marslılar yapsın
Cadıysam süpürge bana kalsın
Olursa çocuk yaparım olsun
İstemezsem soyları kurusun

Çitmi
şim ben çekirdek aileyi
Kırmı
şım kendi testimi
Bundan böyle ne bacı ne bayan
Hayatta olmam ben adam

Cinayetinize sessiz kalmaz
Yastık de
ğildir köşede durmaz
Kol kırılsa yen içinde kalmaz
Tarih yazar figüran olmaz

Çevir dünyayı tersine dönsün
Seni dövemez dizini dövsün
Kızkarde
şlerin sesini duysun
Kadınlar sokaklara dökülsün

Bundan böyle duramam ben evde
Soka
ğa özgürleşmeye
Bundan böyle ne bacı ne bayan
Hayatta olmam ben adam

 

YÖK ARTIK DAHA NELER!

Bilindiği gibi İTÜ, bir asistan kıyımı yapıyor, asistanlar da buna karşı ciddi bir kamuoyu yaratmış durumdalar. Üniversitede çadırlar kuruyor, şenlikler yapıyorlar ve işten atılan arkadaşlarının geri alınması, 33/a kadrosuna geçmeleri gibi talepleri var. Güçlü bir perdeden söyledikleri sözlerini büyütmek için bir çok müzisyen de bu mücadeleye kendi şarkılarıyla desteğe gitti.

 

Tahribat-ı İsyan ise “YÖK Artık” şarkısıyla katkısını yapmış bu mücadeleye.

 

YÖK Artık daha neler

Yok senden daha beter

 

Yine aynı direnişin başka bir şarkısı daha

 

 

Ey ar-görler ar-görler

Her işi görürler

Doktorası bitende

Kapı önün görürler

 

Polis çok, bilim yok

Bu yazının son örneği olarak da bir eski 45'lik uyarlamasına uğrayalım. Meral Zuhal'in 'Param yok, pulum yok' şarkısından hareketle, bugünün ODTÜ gündemine de göz kırpacak şekilde, harçlar, YÖK, polis-devlet anahtar kelimelerine dokunan bir uyarlama:

 

Param yok

Derdim YÖK

Bu devlete verecek harcım yok

Polis çok

Bilim yok

Fermanları yaktık geri dönüş yok

 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.