ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 8 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Bugünün Mücadele Şarkıları – 2 Kapitalizmin saldırganlığına karşı hızlı, akılda kalıcı ve etkileyici: 'Uyarlama Şarkılar' Sayı: 1522 - 14.01.2013


Not: "Bugünün Mücadele Şarkıları" başğında 7 bölümde inceleyeceğimiz şarkılar ve sözlerinin tamamı bugununmucadelesarkilari.blogspot.com adresinden dinlenebilir/görülebilir.

 

Sermaye, güncel eğilimi dolayısıyla, işçinin emeği üzerinden kâr sağlamanın yanı sıra yeniden üretim alanlarına da olanca gücüyle saldırıyor. Bu yeni strateji, aslında metalaştırma sürecindeki bir basamak atlama; yani herşeyin alınabilir-satılabilir hale getirilmesine dönük güncel hamleler bütünü.

 

Orhan Veli'nin "Hava bedava su bedava"sının geçersizleştiği günlerde yaşıyoruz. Dolayısıyla yeni şiirlere gebe bir dönem bu; "bütün sanatlar neticede müzik olmak içindir" diyecek kadar iddialı birşey olmayacak belki ama yine de zorunlu olarak yeni şarkılara da ihtiyacımız olan bir dönem...

 

'Uyarlama' tabirini, toplumsal bellekte yer etmiş şarkıların, sözlerinin değiştirilmek suretiyle yeniden üretilmesi anlamında kullanıyoruz. 'Uyarlama', bugünün mücadele şarkıları kategorisine girebilecek şarkılar göz önünde bulundurulduğunda neredeyse en çok kullanılan yöntem. Avantajı:

 

1.Daha önce yaratılmış tutarlı bir müziksel yapı üzerine derdinizi inşa edebiliyorsunuz,

2.Eğer şarkı toplumsal bellekte yer etmiş ise, söylenmesi ve benimsenmesi oldukça kolay oluyor,

3.En önemlisi; hızlı.

 

3. maddedeki 'en önemlisi' vurgusunun sebebi, aslında bu şarkıların, 'kullan-at' niteliğinde olmasının da 'doğal' sebebi olarak görülebilir.

 

Neticede kapitalizmin yeni dönem stratejisi şunu  öngörüyor: "Herşey ama herşey alınır-satılır hale gelecek". Kendi iç rekabetinin ve kriz durumunun da iyice sıkıştırdığı kapitalist, hızla sömürü kanalları açmak için olanca gücüyle saldırıyor, ardı ardına doğayı talan yasaları geçiyor meclisten, işçilerin hakları ellerinden bir bir alınıyor, polis ve asker de bu sömürünün kollayıcılığını yapıyor.

 

10 günde koca koca binaların dikilebildiği, HES şirketlerinin iş araçlarıyla 3-5 günde, bir derenin yatağını talan edebildiği göz önünde bulundurulduğunda, buna karşı şarkı yapılırken, şarkının aranjesi, uygun ton ve metronomun tespiti, temiz bir kayıt, mix ve mastering gibi aşamalardan geçilmesi elbette ön plana alınamaz. Dolayısıyla hemen orada, bir kağıt kalemle, kolektif şekilde üretilebilen 'uyarlamalar' oldukça iş görüyor. Devrimci müzisyenlerin, bu yöntemin nasıl etkin bir silah haline dönüştürülebileceğine ve geliştirilebileceğine dair kafa yorması gerekiyor.

 

Şarkılara geçelim:

 

HASTANE KAPISINDA HASTAYI SOYAN, OKULUN KAPISINDA VELİYİ SOYAN

Eğitim ve sağlık, alınabilir-satılabilir hale getirilmeye çalışılan -ve büyük ölçüde başarılan- alanların en yakıcıları arasında görünüyor. Bu alana ilişkin mücadele yürütenlerin çok kısa ama güçlü bir uyarlamasını buraya aktarıyorum:

 

Hastane kapısında hastayı soyan

Okulun kapısında veliyi soyan

Halkını yoksul işsiz bırakan

İMF uşağısın Tayyip Erdoğan

 

Yine benzer bir şarkı daha... 'Arkadaşım Eşek'in ezgisinin ödünçlüğü üzerine yazılan sözlerle:

 

Bizim çocuklar yine bak hasta oldu
Hastane kapıları paralı oldu

Okul kapılarında fi
ş kesiyorlar
Paran yoksa kaydını yapmam diyorlar

AKP geldi ba
şa savaşmak gerek
Güvenceli bir gelecek yaratmak gerek

Ulan Tayyip ampul Tayyip sen ne u
şaksın

 

ÇEVİKLERE ISMARLADIM ÇAY GELE, ÇAY GELE!

Bütün bu eylemlerde, sermayedarları ve uşaklarını korumak için karşıya dikilen polisin zorbalığına karşı şarkı besteleme ve söyleme etkinliği, belki yeterli bir fiil değil ama yine de etkili olduğu gözden kaçırılmamalı. Üniversite öğrencileri de mevcut saldırıdan nasibini alıyor, sıklıkla coplanıyor, soruşturmalar, uzaklaştırmalar ile boğuşuyor. Üniversitelerin içerisinde sivil polisler kendilerini gizleme gereksinimi bile duymuyorlar. Çeşitli versiyonları bulunan, bir uyarlama: (Kağızman'ın melodisi üzerine söylenir) bir üniversite mücadelesi şarkısı, ÇEVİK HALAYI

 

Çeviklere ısmarladım çay gele çay gele
Ba
şındaki kaskları da dar gele dar gele oy
Dar gele dar gele...

Ellerinde vardır bir de kalkanı kalkanı
Copluyorlar okuyanı yazanı yazanı oy
Yazanı yazanı...

Panzerleri halka saçar ölümü ölümü
Eksik olmaz ba
şımızdan zulümü zulümü oy
Zulümü zulümü...

Erzincan'a ısmarladım pirinci pirinci
Türk Polisi i
şkencede birinci birinci oy
Birinci birinci...

 

NÜKLEER BARONLAR KEYFİ CEBİNDE, BU KADAR ENERJİ SÖYLEYİN KİME?

'Nükleer karşıtlığı', doğanın kâr uğruna talanının AKP atağıyla tavan yapmasıyla, toplumsal mücadelenin önemli bir alanı haline geldi ve bugün Mersin ve Sinop'taki Nükleer Karşıtı Platform (NKP)'ların pratik öncülüğünde bir nükleer santral karşıtlığı yükseliyor.

 

Mersin'de 17 Nisan 2011'de yapılan 'insan zinciri' eylemine çağşarkısını ("Senden Başka"nın ezgisinin üzerine) buraya aktarıyorum:

 

İlla ki deprem mi olmalı?
Çocuklar sakat mı do
ğmalı?
Çay içenler tüp riskli diyenler
Yeter istemiyoruz


Akkuyu'da ve Sinop'ta ve de ba
şka hiç bir yerde
Nükleer istemiyoruz ne bugün ne gelecekte
Çernobil'de Japonya'da bizde olmaz deme sen de
Tam zamanı susma söyle nükleere kar
şı elele

Nükleer baronlar keyfi cebinde
Bu kadar enerji söyleyin kime?
Dünyanın çivisi kalsın yerinde
 Yeter istemiyoruz

 

Belki de döneminin 'depolitizasyon' aracı olarak işlev gören bir şarkının, ezgisinin kullanılması dolayısıyla meşrulaştırılması... Öyle mi? Yoksa, toplumsal bellekte yer etmiş bir şarkıya politik bir takla attırmak mı? İkisi de doğru. Yeter ki sınırlarını bilelim. 'Takla attırma' yaklaşımını gözetmenin kısa dönem toplumsal faydasının büyüklüğü açıktır ama 'meşrulaştırma' yaklaşımındaki uzun vade (kültür yaratma gerekliliği üzerinden) vurgusu her zaman akılda tutulmalıdır. Bu da bize, bu yöntemin, mücadele şarkıları yaratmada 'kullanılabilir ama merkeze alınmaması gereken' bir yöntem olduğunu fısıldar.

 

Konuyla ilgili olarak, 'yaratıcı' ama bir o kadar da yukarıdaki 'uzun vadeli tehlike'ye örnek oluşturabilecek bir adapte:

 

Bir taş attım pencereye tık dedi
Emine çıktı Tayyip evde yok dedi vay vay
Atalım mı yumurtayı atalım mı vay vay
Bunun için onbe
ş sene yatalım mı vay vay

 

ya da bir 'erkek egemen' adapte:

 

Burdan meclise gitsem
4/C yalan olur mu?

Al bunu alamaz mısın?
Sen ne biçim delikanlısın

 

 

 

serdaryturkmen@gmail.com


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.