ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1822
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


İstanbul AKM’ye şık bir şapka… Sayı: 1506 - 01.10.2012


2008’de “restore edilecek” gerekçesiyle kapısına kilit vurulan binada o zamana değin sanat hayatlarını sürdüren opera/bale, tiyatro, koro gibi devlet sanat kurumları bugüne değin çeşitli semtlerdeki küçük ve yetersiz sahneleri, prova salonlarını kullanmak zorunda kaldılar. İstanbul’lu sanatseverlerin sanat yaşamı da olumsuz yönde etkilendi… AKM’nin mevcut mimarisinin ve iç işlevinin herkes tarafından kabul görmediği bir gerçek… Eğer yıkılırsa yerine ne yapılacağı konusunda tereddütler duyuluyor, yazılıyordu… Şimdi olduğu gibi restore edilecek… Mevcut mimari durumu üzerine inşa edilebilecek bir önerimiz var… Geçtiğimiz günlerde İstanbul AKM’nin 29 Ekim 2013’de yani bugünden birbuçuk, kapanışından beş yıl sonra açılacağı sözü verildi ve bu zamana değin dört yıldır süren tartışmaların hepsi geçti gitti.

 

Ya şimdi?..

 

İstanbul’da birbirine güvenmeyen sanatı politikayla, Türkiye’nin geleceğiyle birbirine karıştırmış “ben bu sanatı desteklersem onların tarafını desteklemiş olurum” şeklinde düşünen kutuplaşş sanatseverler var artık. Zaten kutuplaşmanın olmadığı zamanları 200 yıldır bilmiyoruz. Türk-batı ile başlayıp, ilerici-gerici diye devam eden…

 

Gelecek yılların göreceliği -öngörü birikimine sahip- yazan, üreten sanat uğraşanlarının omuzlarında, ürünlerinden ötürü ödedikleri yaşamsal bedellerin ucunda yükseliyor gibi…

 

* * *

 

Beş yıldan beri tartışılan İstanbul AKM binasının mimarisinin ne olacağı sorusu; fikir çarpışmasından yargıya her türlü yol denendikten / dalgalandıktan sonra 2012 ortalarına doğru durulmaya başladı.

 

Öykü şöyleydi:

İstanbul’un kültür Başkenti olduğu yıllarda Kültür Bakanlığı’yla İstanbul 2010 Ajansı arasında protokol imzalanmasından sonra AKM’nin yenilenmesiyle ilgili tüm sorumluluk 2010 Ajansı’na geçmişti. Ajansın hazırladığı, 22.12.2008 gün 2268 sayılı kararla Koruma Kurulu tarafından onaylanan proje, binayı kullanan sanat kurumları ve Kültür Sanat Sendikası tarafından “sanatsal aktiviteleri ve işleyişi olumsuz etkilediği” gerekçesiyle uygun bulunmamış, ardından Sendika, idari yargıda dava açmıştı. Mahkeme, bilirkişi raporlarını da dikkate alarak proje için yürütmeyi durdurma kararı aldı.

 

Kültür Bakanlığı ise İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin 16.12.2009 tarihli bu iptal kararına Danıştay nezdinde itiraz etmeyip Koruma Kurulu’na başvurdu. Koruma Kurulu’nun 31 Aralık 2009’da “AKM’nin mevcut haliyle onarımı” yönünde bir karar almasına rağmen o günden bu yana ne 2010 Ajansı ne de Kültür Bakanlığı AKM’nin onarılması için hiçbir şey yapmadı.

Kısacası, Koruma Kurulu tarafından 30.10.2007 gün 1344 sayılı kararla 1. Derece Kültür Varlığı olarak tescillenen AKM, şehrin göbeğinde göz göre göre çürümeye terk edildi.

 

AKM’nin onarım süreci, taraflar arasında bir tür siyasî çekişme alanına dönüşğü için tıkandı.

 

Daha sonra 2010 Ajansı’nın hazırladığı projeyi Kültür Sanat Sendikası mahkemeye götürerek yürütmeyi durdurma kararı aldı.(*)

 

Kültür Bakanlığı İstanbul 9. İdare Mahkemesi’nin bu 16.12.2009 tarihli iptal kararına Danıştay nezdinde itiraz etmedi.

 

Koruma Kurulu 31 Aralık 2009’da “AKM’nin mevcut haliyle onarımı” yönünde bir karar aldı.

 

2010 Ajansı’nın kurulma kanununda AKM’nin Ajans tarafından yapılması öngörülüyordu. Ajans’a bunu yapması için bir de bütçe ayrıldı. Ancak yapmadılar. Gerekçesini de ‘bizim istediğimiz gibi olmadı o yüzden’ olarak açıklıyorlardı.

 

Hıncal Uluç köşesinde, Başbakan’ın kendisine söylediklerine dayanarak, “AKM’nin kaderi Başbakan’ın elinde. O ister yaptırır ister yaptırmaz” şeklinde yazıyordu.Tüm bu yaşananların ardından beş yıl sonra beklenen haber geldi.Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay 15 Şubat 2012 günü -30 milyon TL’yi aşkın bütçeyle- AKM’nin hayata dönüş projesine imza atmıştı…

 

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay konuyla ilgili olarak şunları söylemişti: “Bizim bir destek, bir sponsorluk arayışımız vardı. Güler Sabancı’ya başvurduk. Sabancı Vakfı kültür yaşamına katkıları olan bir kuruluş. Bakanlığımıza daha önce Adana’da, Malatya’da, Maraş’ta, Kocaeli’nde Kültür Merkezi yapmışlardı. Atatürk Kültür Merkezi’ne yapım ortağı olarak katılacaklar. Basit bir tadilatla yetinilmeyecek. Köklü bir elden geçirme işlemi yapılacak. Katkının karşılığı olarak bir salona Sabancı ismi verilecek. İhaleye çıkış tarihi Mart 2012 sonunda… Açılış tarihini 29 Ekim 2013 olarak planlıyoruz.” 

 

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı’nın sözleri ise şöyleydi: “Bakanımızdan bir teklif gelince ilgilenmeden duramazdık. AKM’nin hepimizin hayatında önemli yeri var. Cumhuriyet tarihimizin sanat ve kültür hayatının merkezi olan bu binanın ses ve ışık düzeniyle, herşeyiyle yeni teknolojilerle donanarak, ama eskisine sadık kalarak yeniden İstanbul sanat severleriyle buluşmasına katkımız olacağı için grubumuz adına gurur duyuyoruz. Salonlardan birine Sabancı Operası adının verilecek.”(2) 

 

09 Ekim 2007’de yani hadisenin en başında Musiki Dergisi’nde şöyle başlık atmış ve eklemiş idik:

 

İstanbul AKM binasının ne özelliği var ki?..

Evet, bazı kültür insanlarımıza göre anılara dayalı nostaljik özelliği olabilir… Aslında tartışmadaki asıl sorun, yerine nasıl bir binanın yapılacağı kaygısıdır… Binanın içinin, sanat gereklerini karşılama düzeyi ve işlevselliği zaten konumuzun dışındadır.İstanbul AKM yapıldığından bu yana geçen süre içinde hangi kartpostalda yer almış, Tesadüfi girdiği fotoğraf karelerinden başka?Bugün bir anket yapılsa ve dense ki: İstanbul AKM’nin önünde “geçmişte çekilmiş fotoğraf yarışması” yapıyoruz. Acaba kaç fotoğraf gelecek dersiniz, ve bu

fotoğrafların kaçta kaçı yerli, kaçta kaçı yabancı turist fotoğrafı olacak?Hepimizin bildiği gibi böyle kültür binalarının, diğer binalardan kendini ayırt ettiren ve kendine dıştan hayranlıkla baktıran görüntüsel özelliklerinin olması gerekmektedir…”(3a)

 

İçine hiç girmemiş, sahnesinde bir etkinlik izlememiş olan kişide bile içinde yaşanılması olası sanat duygulanımlarının hayalini uyandırabilecek bir mimari yapı hemen tüm dünyada uygulanagelmiş ihtiyaçtır. Tabi ki İstanbul-Fatih’te tarihi Unkapanı Bozdoğan Su Kemeri dibinde duran -bir zamanlar halkın beynini tiyatro kanalıyla yıkamak amacını görev edinmiş geçmişin komunist demirperde ülkelerinde bile rastlanmayacak prefabrik görünümündeki- Büyükşehir Belediyesi, Şehir Tiyatroları Reşat Nuri sahnesi gecekonduluğunun İstanbul’da mevcut olduğunu ayrıca belirtmek gerek.

 

 

FOTOĞRAF

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Şehir Tiyatroları. Reşat Nuri Sahnesi, 2012 (**)

Fotoğraf: Ayhan Sarı

 

“Gitmesek de, içinde etkinlik izlemesek de, içimizde orada yaşanan veya yaşanabilecek sanat etkinlerinin, yaşamların ulaşılmaz duygusunu verecek bir dış görüntüde” sağlayabilen (örneğin Sydney Opera House, Paris/Pompidou, Milano/La Scala ve Genel Yönetmenliğim zamanında <1994-2002> alınıp imece usulüyle restore ettiğimiz Kültür Bakanlığı Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu Binası vs gibi) kültür mekanları sanatseveri daha dış görünümünden kendine çekmektedir.İstanbul AKM şu haliyle içimizde nostaljik duygular uyandırabilecek bir mimari görünüşten uzaktır. Yerine başka bir şey yapılacağı / yapılamıyacağı kaygısını taşıyanların dışında hemen herkes aynı fikirde…Üstelik yanı başında bulunan yarıresmi’den tam resmileşmiş olan Trafik Vakfı otoparkına etkinlik zamanı biletini göstermesine karşın normal vatandaştan ayrıştırılmamış sanatseverin arabasına park bedeli olarak dünyanın parasını ödüyor olmasının şikayeti de konunun ayrı bir boyutu… Yeni yapıda bu alanın da değerlendirileceği duyulmakla birlikte park problemine bir çözüm henüz dillenmiş değil…  

 

Konuya bizim sahne tarihimizden bugün için tebessüm uyandırıcı tarihi / belgeli bir örnek vermek istiyoruz. Gedikpaşa Tiyatrosu’nun 1867 yılı son aylarına ait ilanlarından birinde -izleyicilerin ulaşım araçlarını(!) park edememe kaygısı nedeniyle tiyatroya gelmemeleri olasılığına karşı önlem amacı olduğu anlaşılan- şöyle bir not düşülmüştü: 

 

“Seyircilerden hayvanı olanlar için mükemmel bir ahır tahsis kılınmıştır…”(3)

 

* * *

Konuya bu denli yoğunlaşş; harabe şeklindeki Edirne Kaleiçi’ndeki Kız Yetiştirme Yurdunun kendi yeni binasına taşınması sonrası Edirne Valisi Mehmet Canseven tarafından -Genel yönetmenliğim sırasında- 1998de Kültür Bakanlığı Edirne Devlet Türk Müziği Topluluğu’na tapulanan ve devletten kuruş ödenek almadan derneğimizden Hamdi Sedefçi başkanlığındaki belediyeye, askerinden fabrika işçisine, sanatseverine imece usulüyle hep birlikte restore ettiğimiz -mal meydana çıkınca da dönemin DSP’li Kültür Bakanı İ. Talay tarafından görevden alınmaya çalışıldığımız- içinde Atatürk’ün ziyareti sırasında çekilmiş

fotoğrafları bulunan 100 yıllık tarihi bina kazanımı tecrübemizin de etkisiyle kendimizi mimar zanneder duruma gelmiş düzeydeki dolaşımız sırasında karşımıza “University of California Davis Mondavi Center” çıktı.

FOTOĞRAF

Gerek yerleşim, gerek trafik akışı, konumu, mimarisi sanki AKM’nin şimdiki halinin şapkalısıydı.

 

FOTOĞRAF

Bir daha baktık.

 

FOTOĞRAF

ABD California Üniversitesi Davis Mondavi Center

 

FOTOĞRAF

Şapkasını kaldırdık.

 

 

 

Gördüğümüz tıpatıp İstanbul AKM ‘idi.

 

Sizin de fikrinize, görüşünüze sunmak istedik.

 

* * *

Amerika’da California Üniversitesi bünyesindeki kültür merkezi Mondavi Center’in önüne kolonlarla / direklerle inşa edilmiş, şapka olarak nitelendirdiğimiz mimari ek’in İstanbul AKM’ye ne kadar da şık oturacağı canlandırmasını yaptık.

 

Hayal ettik.

 

 

AKM’nin dış görünümünde “gıymetli”den gerçek “kıymetli”liğe hangi mimarımızın veya mimarlık ortaklığının geçeceğini merak ediyoruz. 

 

Şimdi denebilr ki:

Konu bu kadar basit miydi?..

 

Oysa her çözüm:

 

Zekanın basit / sevecen / geleneksel şekilde yansıtılmasında gizliydi…
_____________________________________

(*) Kültür Sanat Sendikası Genel Başkanı Yavuz Demirkaya o zamanlarda şöyle diyordu: “Projede çok bariz hatalar ve kanuna aykırılıklar vardı. Mesela dışarıya cam asansör verilmesi, binanın içindeki dekor atölyelerinin dışarıya, şu an otopark olan alana çıkarılması gibi. Otopark alanının tapusu Kültür Bakanlığı’na ait değil. Tapusu olmadığı halde, ‘orayı alacağız’ varsayımıyla, böyle bir proje çizilmiş. Ancak mahkeme bittiğinde bile hâlâ alınmamıştı orası. Arsanın bir kısmı belediyenin, bir kısmı şahsın. Onları ikna edeceksin, alanı satın alacaksın ve projeyi gerçekleştireceksin. Bunları bilmiyor kamuoyu. O projede ş cephenin orijinal görünümü değişiyordu. O yüzden biz, ‘Bu projenin belli

yerlerini değiştirelim’ dedik. Biz restorasyona karşı değiliz. Ama ya yasa

değişmeli ya da restorasyon yasaya uygun yapılmalı. Yasa değişmediğine göre yasaya aykırı bir şey yapılmasın istedik. Netice itibariyle biz davayı açtıktan sonra görüşmeler yapıldı.

Başbakanın bir estetik anlayışı var. Ben burayı yıkacağım ve buraya devasa bir kompleks yapacağım diyor. Böyle bir şey mümkün değil. Bu, sayın Başbakan’ın distopyası yani ütopyadan farklı olarak kötü bir ütopya. Siz Taksim’i herhangi bir kasabanın çarşısı zannederseniz hata edersiniz. Taksim, sit alanı içinde. Eğer Taksim’e ve AKM’ye bunu yapmaya kalkarsanız o zaman 2863 sayılı kanunun defterini kapatıp bir yere asarsınız. Şu an Genel Kurula götürmeye çalıştıkları bir yasa var. Sit alanlarını Çevre ve Orman Bakanlığı’na devretmeyi sağlayacak bir yasa bu. Bu da başlı başına bir hata ve buna Kültür Bakanı da itiraz etti

biliyorsunuz. Hiçbir arkeologu, uzmanı olmayan bir bakanlığa sit alanlarının sorumluluğu nasıl verilebilir?.. Bizim suç duyurusunda bulunmamızın ardından Kültür Bakanlığı da soruşturma başlattı. Bundan sonra hukuk bu işi takip edecek. Oradaki tahribatı, onarımın neden yapılmadığını, AKM için ayrılan paranın nereye gittiğini araştıracak” (1)


(1) http://www.musikidergisi.net/?p=1968

“klasikbatimuzigi@yahoogroups.com” Haberleşme Grubu, 18 Şubat 2011 Cuma


(2) http://www.musikidergisi.net/?p=2194


(3) Kaynak: Ayhan Sarı ”Kantodan Türk Pop müzi
ğine” programı, TRT Rd.2, 31 Ocak 1993, Saat 10.30. TRT İzmirYapımı.)


(3a)
İstanbul AKM Binasının Ne Özelliği Var ki?.. Dr. Ayhan Sarı

http://www.arsiv2007.musikidergisi.net/?p=94


(4) California Üniversitesi Mondavi Sanat Merkezi’nin sitesi:

http://www.mondaviarts.org/


* Dr. Ayhan Sarı


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.