ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 8 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Müzisyenler kelle koltukta sahneye çıkıyor...Sayı: 1503 - 20.09.2012


Müzisyen dostlarımızı bir kere bile gazetelerin 'kültür-sanat' sayfalarında görememişken, 3. sayfa haberlerindeki alelacele fotoğraflarında ölüme küfür etmek de hakkımız olsa gerek. Ölüm derken yaşamdan bahsediyorum; biliyorsunuz.

 

Öfkeliyim, yazdıkça daha da öfkeleniyorum. Bol bol siliyorum, yeniden ve yeniden yazıyorum bir türlü dökülemeyenleri. Daha da öfkelenmem gerekirken, nedir beni sınırlayan kanıksamışlık?

 

Ateşin düşğü yeri anlamak zor tabi! Öfke, kimi zaman yerini ölümün yarattığı çaresizlik içerisindeki sessizliğe bırakıyor.

 

Böyle müzik mi yapılır?

Kaza kurşunuymuş; silahtan çıkan hangi kurşun kaza olabilir ki? İlk kez olmuyor müzisyen cinayetleri, bir duymuşum ki bir arkadaşım istek şarkı yüzünden öldürülmüş, ötekisi alacak-verecek meselesine meze olmuş, berikine taciz...

 

Gülüp geçiyoruz çekilen bıçaklara, masaya konan silahlara. Sahi biz ne iş yapıyoruz ya da böyle müzik mi yapılır?

 

İzmir Müzisyenler Derneği (İ.M.D) kurucu üyelerinden Regaip Vatansever, çalışğı kafede terör estiren, kimliğini henüz bilip de sövemediğim bir grup tarafından sıkılan kurşunlardan birinin başına isabet etmesiyle öldü.

 

“Profesyonel Müzisyen”

Ölüm, geride kalanlara bıraktığı korku sayesinde bir birliktelik duygusu yaratıyor, doğalında. Yüzlerce müzisyen zorunlu olarak empati kurdu böylece Regaip'le. Tabi “Ben profesyonel müzisyenim, arkadaşım ölse bile duygularımla işimi karıştırmam, sahneye çıkarım” diyen bir türün peydahlanmış olduğunu da gördük. Ayrıca bu türü etkisiz ve gülünç hale getirmenin de tek yolu olduğu tekrar açığa çıktı: 'örgütlenmek'.

 

Aynı olay aynı medya

Mersin'li müzisyen Sarp Öztürk Aralık 2010'da benzeri bir şekilde öldürülmüştü. Bu cinayetin 'Kürtçe istek şarkı cinayeti' olduğu balonunu okuyup nasıl apıştıysak, aynı medyadan bu kez de aslı astarı olmayan haberler okuduk. Düzeltelim: Regaip, katillerle herhangi bir tartışma yaşamadı ve çocuğu yok. Kurşun da tek, kafasından... Fakat şu açık: Müzisyenler kelle koltukta sahneye çıkıyor

 

Müzisyen 'var' mı 'yok' mu?

şarıdan bakıldığında, eğlence yerlerinde çalışan müzisyenlerin işinin çok kolay olduğu zannediliyor. Patron baskısı, dinleyici -müşteri demek daha doğru- ile direkt karşı karşıya kalma, güvencesiz çalıştırılma ve iş ilişkilerinde alabildiğine kuralsızlık -”yarın gelme”- bir tarafa, hayatını idame ettirebilmek için her gün 4-5 saat müzik yapmak zorunluluğunun, müziğe yabancılaştırması öte tarafa. Yani kendini 'var' etmek için çıktığı müzik yolunda müzisyen 'yok' oluyor!

 

Regaip öncesinde nasıl birisiydi bilmiyorum. Herhalde hepimizin 'önceki' hali gibiydi. Fakat şunu biliyorum ki, Regaip müzisyenlerin birliğine inandı ve bunun için emek verdi, önyargılarıyla hesaplaştı, değişti ve değiştirdi. Buca Halkevi'nin yaz okulunda gönüllü oldu, çocuklara ritim dersi verdi.

 

Dolayısıyla bir boyun borcu kalmış oldu bize de, tekrar tekrar hatırlayıp bu emeği ve ölümü, lanet etmek gerçeğe ve büyütmek emeği.

Ölenlerin adını unutma türkülerin, meydanların

Bırakmasın onlar seni

 

 

serdaryturkmen@gmail.com


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.