ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1837
Şu an 2 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Transandantal BoyutSayı: - 31.05.2006


Bach, Mozart, Beethoven, Schubert, Shakespeare, Mimar Sinan transandantal boyutta ürettiler. Üretim niteliği eşsiz ve üstün olan bu ustaların bir ömre sığdırdıkları nitelikli eser niceliği zamanın kısalığı ve insanın biyolojik özellikleri göz önüne alındığında imkânsız olarak yorumlanmakta. Yukarıda adını saydığımız ustalara üretimleriyle ulaşmayı hedef alanlar ile o hedefi tutturanlar hariç, geriye kalan herkes bu tarz çalışmanın zahmetini yaşamadığı ve dolayısı ile kavrayamadığı için konuyu kabiliyet, ilham, ya da Tanrının hikmeti olarak değerlendirmektedir. Oysa transandantal (aşkın) boyut ileri konsantrasyon gücünden başka bir şey değildir. Geniş kitleler tarafından bilinmeyen de budur.

İnsan sağlığını bozan, organizmanın verdiği yorgunluk sinyallerini iptal eden, dış dünyayla ilişkisini tamamen kesen, (kapı, telefon zili veya konuşmaların duyulmadığı) tuvalete çıkma ihtiyacını da ortadan kaldıran (örneğin 20 saat idrara çıkmamak gibi) bir özellikler bütünüdür transandantal boyut. Beyin, hayatî ya da refleks olan ihtiyaçları, üretme fonksiyonunun lehine durdurur. Artık sadece üretime teksif olmuştur. Bu boyutu sürekli yaşayanın dostları ona darılır. Sosyal ilişkileri epeyce bozan bir ruh halidir transandantal boyut.

Bu boyuta erişmek kararla, azimle mümkün değildir. Her insanın harcı olmayan bu çok istisnai durumun dahilere özgü olduğu tahmin edildiği içindir ki dehanın tariflerinden biri de ileri konsantrasyon yeteneğidir. Bu çok yoğun konsantrasyonun bir de zihin kapasitesini ateşlemesi var ki bu sayede beynin her zamanki kapasitesinin fevkalade üstüne çıktığı söylenebilir. Atatürk’ün bu boyutta üreten ilk devlet adamı olduğu saptanabilir. Genellikle sanatçılara özgü olan bu özelliğe daha nadir de olsa başka alanlarda da rastlamak mümkündür. Marie Curie, Einstein, ya da Newton gibi bilim adamları ile Kant, Hegel ve Marx gibi filozoflar örnek gösterilebilir.

Eski çağlarda, çok tanrılı devirlerde yaşasaydık bu boyuttakilerin tanrı sıfatını kabul edip benimseyecektik. Günümüzde adına tanrı demesek de olağanı aşan bu tip fenomenal üstadlara hayranlık duymakta, deha olduklarını kabul etmekteyiz. 

Mantıken, yüzme bilen hiç kimse kolay, kolay yirmi metre yükseklikten denize atlamaz. Ama arkasından kovalayan bir kaplan ise, bu yükseklikten atlamaktan başka çaresi kalmaz. Dehaların arkasından görünmeyen kaplanların kovaladığını varsayabiliriz. Uçurumdan atlamayan (potansiyel deha) kaplana yem olduğu için harcanmış (rate) olarak sınıflandırılmaktadır. Bazıları da (deha olmaya heveslenenler) arkasından kaplan koşmamasına rağmen uçurumdan atlamanın dayanılmaz çekiciliğiyle kendini harcar. Böyleleri suya düştüklerinde yüzme bilmedikleri için boğulur. 

İnsan akıllı olabilir, zeki, hatta üstün zekâlı da olabilir; ama sadece çalışarak deha olamaz. Dehanın, temelde genetik mirastan kaynaklandığını söylemek muhtemelen doğrudur. Genetik olarak deha mirasıyla doğan kişi de çalışmadan, emek vermeden deha olamaz. Bir de hayat koşullarının uygun olması, olumsuzlukları olumluya çevirme şartı vardır. Üstün yaratıcılık transandantal boyuta geçebilmeye ve çalışmanın tutkuya dönüşmesine bağlıdır. Bu durum, dâhinin kendisi için doğal olsa da geniş kitleler tarafından tasavvur edilemezlerden (bilinmezlerden) biridir. 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.