ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 3 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


'Bana selam vermekten çekinen sanatçılar var'Sayı: 1464 - 11.06.2012


Hasan Tatar ve Grup Altı Nokta ile Tepekule’de, konser öncesi Son albümü ‘Çınar Olsam’ı, müziğe ilk başladığı yılları anlatan Ali Asker, yirmi yıl sonra geldiği ülkesinde yaşadığı sıkıntıları da paylaştı.

 

Türkiye’den ayrılırken, birkaç yıl içinde dönebileceğini düşünürken, tam yirmi yıl ülkesinden ayrı kalan Ali Asker, o günleri ve sürgünü “Ayrılık düşündüğümden çok uzun sürdü. İnsanın kendi ülkesinden ayrı kalması çok zordu. Yeni bir dünyaya açılıyorsunuz, dilini kültürünü bilmediğiniz ülkelerde yaşamak zorunda kalıyorsunuz, çok zor günlerdi. Ama oradaki arkadaşlarımız bize çok yardımcı oldu, alışmamızı kolaylaştırdılar. Biz orada bir nebze olsun rahattık ancak Türkiye’de durum çok kötüydü. Açlık grevleri, yargısız infazlar, işkenceler… Ülkemizde yaşananları Avrupa ülkelerine anlatmak için çok uğraştık, darbenin insanlara neler getirdiğini bildikleri için bizi ciddiye aldılar ve Türkiye’de yaşananları yakından takip ettiler. Bu çalışmalarımızdan sonra Türkiye’ye bir sürü heyetler geldi. Heyetler mahkemelere katıldı, dönemin Cumhurbaşkanı ve bakanları ile görüştüler. Bu görüşmeler az da olsa baskıları azalttı diyebiliriz.” sözleri ile anlatmaya çalıştı.

 

Türkiye’den ayrıldığında 31 yaşında olan Ali Asker, şarkılarında hep sürgünü, sürgündeki hislerini anlatmaya çalışştı. Yıllardır firardayım ezgisinde geçen “Düşümde Hozat’tayım” sözü bize Ali Asker’in ülkesini ne kadar özlediğini ve sürgündeki hislerini yeterince anlatıyor.

 

Aradan geçen sürede, birçok Avrupa ülkesinde yaşayan Ali Asker, altı yıl önce ülkesine Fransa vatandaşı olarak gelebildi. Sorularımızı cevaplamaya çalışırken, o günlere tekrar giden Ali Asker, Ankara’ya ilk ayak bastığı gün yaşadığı heyecanı ve sevgiyi şu sözler ile anlattı: “Türkiye’ye geldiğim gün bir iki arkadaşımın dışında kimsenin beni karşılamamasını özellikle istedim ancak hava limanına bir otobüs insan gelmişti. Hava limanından ülkeye girdikten sonra kontrollerden geçerken her an beni durduracaklarını bekliyordum. Ama olmadı ve ben ülkeme Fransız vatandaşı olarak girdim. O kadar duygusal bir an yaşıyordum ki, arkadaşlarımı gördüğümde dizlerimin bağı çözülmüştü; eğer arkadaşlarım beni kucaklamasaydı orada yere yığılırdım. O kadar heyecanlıydım ki ayakta duracak halim yoktu. Onlar ile kucaklaştıktan sonra uzun süre konuşamadım, gözlerim dolu doluydu, telefon ile arayanlar da oldu ama hiç birisi ile konuşamadım. Uzun süre suskun kaldım, kendime gelmem uzun sürdü.”

 

Aradan yirmi yıl geçmiş, her şey değişmiş, hiçbir şey eskisi gibi değil. Siz bıraktığınız Ankara’yı ilk gördüğünüzde neler hissettiniz?

Ankara, Ankara olmaktan çıkmış, darbelerden nasibini almıştı. İnsanların yaşadığı işkenceler, baskılar şehrin sokaklarına, evlerine, gecelerine ve gündüzlerine yansımıştı. Evlerin sıvaları gitmiş, renkleri solmuştu adeta. Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordum ama yine de gözlerim ile görmek beni üzdü.

 

Aileniz geleceğinizden haberdardı değil mi, sizi karşılamaya gelmişlerdi?

Hayır! aileme geleceğime dair en ufak bir şey söylememiştim. Eğer ülkeye giremezsem veya tutuklanırsam yeni bir darbe yaşarlar diye aileme haber vermedim. Onlar ile kaldığım ülkelerde görüşüyorduk, annem babam birkaç defa yanıma gelmişlerdi. Yirmi yıl boyunca birkaç defa görüşğümüzü söyleyebilirim. Ama kendi ülkemde onlar ile kucaklaşmanın duygusu anlatılamaz herhalde.

 

Duygular demişken, Ali Asker sevgiyi nasıl tarif eder. Bu kadar duygu yüklü türkülere adını yazdıran Ali Asker sevgiyi nasıl yaşar?

Ali Asker egoist bir insan de
ğil, ustalarım da öyle değildi. Hissettiklerimi dışarıya yansıtan içinde tutmayan birisiyim. Duygularımı, hislerimi sazım ile sözüm ile dışa vurmaya çalışıyorum. Paylaşarak çoğaltarak kendimi tarif ediyorum. Ali Asker’e göre sevgi iki insan arasında yaşanan bir duygu da değildir sadece. Biz devrimciler için insana, doğaya, emeğe sevgi vardır. Sevgimiz canlı olan olmayan her güzel şeyedir. Son kasetim de biraz ruh halimi ve son yıllarda yaşadıklarımı anlatıyor. Eski kasetlerimden farklı olmasının bir nedeni de belki bu olmuştur. Ozan yaşadığı çağı da yakalamak zorundadır, yaşadığım çağı da anlatamaya çalıştım ‘Çınar olsam’ da.

 

BANA SELAM VERMEKTEN ÇEKİNEN SANATÇILAR VAR

Son albümünüz çok uzun bir aradan sonra çıktı. Bunun özel bir sebebi var mı?

‘Çınar Olsam’ albümünü birkaç arkadaşımın desteği ile çıkarabildim. Altı yıl beklememin nedeni ise, plak şirketlerinin beni çok bekletmesidir. Çok oyaladılar, en son artık albümü yayınlamayacaklar ise, internete şarkıları vereceğimi söyleyince albümü basacaklarını söylediler. Geçen sürede benim ile çalışacak olan ekip beni yalnız bıraktı, şarkılarımı tek başıma çalıp söylemek zorunda kaldım.

Türkiye’deki değişim sanatı ve sanatçıları da çok etkilemiş. Çok yönlü saldıran sistem, sanatçıları da etkilemiş, yaşanan yozlaşmaya ve ruhsuzlaştırmaya karşı sesini çıkarmayan sanatçılar o sistem içinde yok olacaklarını da bilmelidirler.

 

Ekonomik kaygılar, sanatçıları de etkisi altına almış diyebilirim. Düzen içinde kendisine yer bulan arkadaşlarımız, öyle bir noktaya gelmişler ki, bazıları bana selam vermek, benim ile görünmek istemiyor. Yıllarca görüşğüm arkadaşlarımın bana karşı değişen davranışlarını çok belirgin bir şekilde yaşadım. Düzene ayak uydurmayan, olduğu yerde duran Ali Asker, artık birilerini rahatsız ediyor anladığım kadarı ile.

 

Söyleşimizin sonuna doğru, yaşadığı koşulları anlatan Ali Asker, ekonomik nedenlerden dolayı hâlâ bir evi olmadığını ve arkadaşlarının evinde kaldığını söyleyerek, yıllar önce yanında olup şimdi kendisinden uzak duran arkadaşlarına sitem etti. Güler yüz ve samimiyet gösterip, halini ve hatırını sormaktan çekinen arkadaşlarına sitemlerini gönderen Ali Asker, “Ben başımı toprağa koyduktan sonra arkamdan dayanışma geceleri düzenlemesinler. Dostumu da düşmanımı da görüyorum” dedi.

 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.