ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1830
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Parayı veren düdüğü çalamaz! Sayı: 1446 - 16.05.2012


"Yahu siz kimsiniz? Siz her konuda söz söyleme, her konuda otorite olduğunuzu iddia etme ehliyetini nereden alıyorsunuz? Bu ülkede tiyatro, sizin tekelinizde mi? Bu ülkede sanat sizin tekelinizde mi? Sanat konusunda söz söyleme ehliyetine sahip olan sadece sizler misiniz? Geçti o günler. Artık despot aydın tavrıyla parmağınızı sallayarak bu milleti küçümseme, bu milleti azarlama dönemi geride kalmıştır. Devlet eliyle tiyatroculuk olmaz." (...)

"Özel bir yönetim de
ğil, tiyatroları özelleştirmeye götürüyorum. Özelleştirmek suretiyle buyurun, istediğiniz gibi tiyatrolarınızı oynayın! Destek gerekirse, gerektiği zaman, bizler de hükümet olarak istediğimiz oyunlara sponsor olur, desteğimizi veririz. Ama kusura bakma! Geleceksin şehir tiyatrosunda hem belediyeden maaşını alacaksın, ondan sonra da istediğin gibi yönetime verip veriştireceksin. Böyle saçmalık olmaz."

Ba
şbakan'ın AKP Gençlik Kolları Kongresi'nde yaptığı konuşma birçok açıdan ibret verici!

Kullandı
ğı saldırgan, hoyrat, buyurgan, küstah, baskıcı üslup açısından... Kendinden başka kimseye saygısı olmadığını ortaya koyma açısından ibret verici...

Do
ğrusu bu üsluba bir şey diyemem. Kullandığımız dil ve biçem, bir seçim meselesi. Ayrıca halkımızın yüzde ellisi ve "Yetmez ama evet"çiler, böyle başlarına vurula vurula konuşulmasından çok hoşlanıyor...

Bu konu
şması kendi içinde çelişkiler barındırıyor. Yapma dediği şeyleri kendi yapıyor: Azarlama, parmak sallama, küçümseme, despotluk... Ayrıca hem devlet desteğiyle olmaz diyor hem de gerekirse biz hükümet olarak istediğimizi destekleriz diyor... Ayrıca doğruları da yansıtmıyor. Evrensel çağdaş değerlerden nasibini almamış, talihsiz, zavallı bir konuşma...

Tartı
şma yeni değil

Son 40 yıldır tanıklık ettim, ediyorum: Türkiye'de Devlet ve
Şehir Tiyatroları üzerine tartışma yeni değil. Muhsin Ertuğrul'dan başlayarak, her dönem devlet ve belediye bütçesinden beslenen ödenekli tiyatroların bürokrasiyle ilişkisi, iktidarla, politik erkle ilişkisi, hiçbir zaman dikensiz gül bahçesi olmadı.

Parayı veren düdü
ğü çalar mı? Tiyatrocular "Sahibinin sesi midir"? Sanatçı devlet memuru olur mu, olmalı mı? Maaşa bağlı sanatçının motivasyonu? Her prodüksiyon için yeni sözleşme daha mı iyi? Sanat kimin için? Ödenekli tiyatrolar özerkliğini nasıl kazanabilir?

Yönetmelikler her de
ğiştiğinde, bu tartışmalar yeniden alevlenir. Her seferinde "Parayı verenin düdüğü çalamayacağı, yaşamdaki tek alanın sanat olduğu" ortaya bir kez daha konur! Her seferinde kimi sanatçılar statükoya karşı direnir, kimi pes eder boyun eğer...

Bu bir ileri geri kavgasıdır. Sanatın özündeki muhalif olmayı benimseyenlerle benimsemeyenlerin kavgası hep sürer.

‘Do
ğru' sanılan yanlışlar

Devletin ya da belediyenin ödene
ği, tiyatro ayırdığı bütçe, iktidar başındakinin kendi kişisel kesesinden çıkmıyor. Halktan toplanan vergilerden çıkıyor. Başbakan, "Biz istediğimize destek oluruz, sponsor oluruz" derken işte burada yanılıyor. Bu isteğe bağlı değil. O ödenek şahsi parası değil. Padişahın ulufe dağıtması gibi istediğine dağıtamaz. (Belki, ihalelerde böyle şeyler olur, ama sanatta ihale kuralları geçmez!)

Ba
şbakan dünyanın hiçbir yerinde devlet ya da belediye tiyatrosu yok derken de doğruyu söylemiyor. (Danışmanları yanlış bilgi veriyor.) Dünyanın birçok ülkesinde var elbet. Üstelik hepsi özerkliğini kazanmış durumda.

Evet, bir tiyatrocunun bir kez kadroya girdi diye hiç çalı
şmasa bile maaş alması beni de rahatsız ediyor. Evet başka ülkelerde her prodüksiyona sözleşmeyle sanatçı alınır. Ama unutmayın ki, o ülkelerde sanatçının sosyal güvencesi vardır, işsizlik sigortası vardır, çalışmadığı sürece açlığa mahkûm edilmez.

Asıl bunların bugüne dek bizim ülkemizdeki sanatçılara sa
ğlanmamış olması Başbakan'ın deyişiyle en hafifinden "saçmalıktır". (Doğrusu şöyle: Hainliktir, alçaklıktır, değer bilmezliktir, sanatı ve sanatçıyı ortadan kaldırma çabasıdır!)

Kültür Bakanı'nın tavrı

Bütün bunlar süregelirken, Ertu
ğrul Günay'ın ilk tepkisi "sanata müdahaleden yana olmadığı"... "Ancak"... (Şu "amaaa" ve "ancaaak" sözcükleri öldürüyor beni!) Ancak oyuncuların kimi zaman oyunun dışına çıktığı, iktidarı eleştirdiği oysa tiyatrocuların halkın hassasiyetini göz önünde bulundurmaları gerektiğiydi.

Bu da çok talihsiz bir ba
şka söylem... (Neresini düzeltsem ki!!!) Ama çabuk toparladı kendini. Kars'taki heykel konusundaki gibi zor duruma düşmemek için, konu Bakanlar Kurulu'na gelene dek açıklama yapmayacağını açıkladı! (Bu da bir başka ayıp!)

Gelelim sadede: Ödenekli tiyatroların özerkli
ği yıllardır tartışılıyor. Tartışmayı yeni kuşakların da sürdürmesi doğaldır...

Yetmez ama evetçiler ne der bilmem, ama bence durum
şu:

Tiyatrocuların haklı protestosunu, vay efendim "Muhafazakârlar a
şağılanıyor!" , "Aydın despotizmi" diye niteleyip, "Sen kim oluyorsun?" "Yahu siz kimsiniz?"e dönüştürme becerisini gösteren Başbakan Erdoğan'ın tüm aydınlara hakaret etmesi, aydınlara savaş açması, ülkemizin nereye yöneldiğinin harika bir göstergesidir!

www.zeyneporal.com
 

 


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.