ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1830
Şu an 5 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Tavsiye etmek için sisteme girmeniz gerekmektedir.

Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Joan Baez'den Sevgilerle...Sayı: 1413 - 28.03.2012


Kaçmak. Korku imparatorluğundan uzaklaşmak. Yaşamanın, soluk almanın, işini yapmanın, sürekli bir gerilime ve kavgaya dönüşmediği bir ortamda bulunmak... Acı çekmeden haberleri izleyebilmek, acı çekmeden yazı yazabilmek...

 

Kendime bir haftalık tiyatro - müze - sergi - konser rejimi uygulamak için Londra'dayım. Bir etkinlikten ötekine koşarken bir de baktım Joan Baez İngiltere turnesinde. 20 Şubat'tan beri her akşam bir başka kentte konseri var. Yollarımız aynı günlerde Londra'da kesişti... Ona sürpriz yapmaya niyetlendim. İmkânsız! Royal Festival Hall'da iki gece için de biletler aylar öncesinden tükenmiş. Ayakta yerler bile çoktan satılmış (Bilmeyenler için söyleyeyim: O benim arkadaşım. Haber uçurdum. En kral yerde davetiyem hazırdı; bir de not iliştirmiş: "Konserden sonra sakın kaybolma").

 

Yarım yüzyıllık efsane

Royal Festival Hall, üç bin kişilik bir konser salonu... Ana baba günü. Belki iade bilet olur diye gişenin önünde kuyruklar...

 

O sahnede tek başına! Koca sahnede o ve gitarı... Nefesler tutulmuş... İlk bir iki şarkıdan sonra, "Ve işte benim mega orkestram" diye orkestrasını sahneye davet etti. Topu topuna iki kişi: Sayısız çalgıyı çalan Dirk Powell ve vurmalılarda Gabriel Harris. (Oğlu. Ama orkestrasını tanıtırken oğlu olduğunu söylemiyor.) İki genci konser boyunca her an yüceltti durdu.

 

Sahnedeki efsaneyi izliyorum. Newport Folk Festivali'nde sahneye çıkıp, ortalığı salladığında ve tartışmasız folk müziğe damgasını vurduğunda yıl 1959'du... O gün bugün yarım yüzyıldır sahnede!

 

Sadece konser sahnelerinde değil: Martin Luther King'in yanında siyah hakları için yürüyen genç kadın, kısa bir süre önce Mandela'ya 90. yaşgünü armağanı olarak şarkı söylüyordu. Vietnam savaşına karşı Saygon'da bedenini Amerikan bombalarına siper ediyor, Kamboçya'da ya da Bosna'da mazlumun sesini dünyaya duyuruyordu. Onun sesi, o geniş bir yelpazeye yayılan sesi insan haklarının ve şiddete direnişin sesi oluyordu.

 

Değişen ve değişmeyen

 

Konserde hem eskilerden hem yenilerden söyledi. Son plak kaydı 2008 yılındaki "Day After Tomorrow"dan şarkıları, geleneksel İngiliz baladlar izledi...

 

Sesi pırıl pırıl, zekâsı, hazır cevaplığı taptaze, dinleyiciyle ilişkisi muhteşemdi.

 

Yaşamı boyunca olduğu gibi bu kez de şarkı sözleri yazarlarını, kendinden önce ve sonraki müzisyenleri onurlandırdı: Bob Dylan'ı, Woody Guthrie'yi, Phil Ochs'ı andı.

 

Her şarkı arasında yine bol bol konuştu. Havel anısından, Bob Dylan taklidine; savaş karşıtlığından, "Occupy Wall Street" hareketiyle dayanışmaya atladı.

 

Ne öyle ışık lazer gösterisi, ne arkada vokal yapanlar, dans edenler... Tüketim toplumunun doymak bilmez açlığını gidermek için öyle şeylere ihtiyacı yoktu. Sesi, müziği ve söyledikleri yetiyordu. Bir de düşünce biçimi ve enerjisi...

 

Tam iki saat hiç aralıksız söyledi. Dylan için bestelediği "Diamonds and Rust", sonra finali izleyen "Gracias a la Vida", "İmagine", "Dixie" ve eşsiz "Blowing in the Wind" ile izleyici çıldırdı! Üstelik genç bir seyirci!

 

Kucaklaşmalar

 

Konser sonrasında kucaklaşmalarımız bir türlü bitmek bilmedi... Onu kutlamaya gelenlerin, imza isteyenlerin her birinin gönlünü aldıktan sonra ortalık yatıştı...

 

Baş başa kaldığımızda ilk iş Türkiye'yi sordu. İnsan haklarını; düşünce ve ifade özgürlüğünü; hapisteki gazetecileri... Aptal değil, yabancı gazeteleri okuyor, boşuna gizlemeye çalışmadım...

 

Biraz ağladık, biraz güldük, biraz torun resimleri karşılaştırdık...

 

En çok dünyanın her zamankinden daha çok şiddetten arınma ihtiyacından söz ettik.

 

Türkiyeyi ve buradaki dostlarını çok özlemişti. Bu yıl iki başvuru olmuştu Türkiye'den. Farklı kurumlardan. Biri 8 Mart, öteki 19 Mayıs için ama tarihler Avrupa turnesine rast geldiğinden kabul edememişti...

 

Gece yarılarını geçtiğinde hâlâ bana, "Türkiye'nin, o güzel ülkenin güzel insanlarına sevgilerimi iletir misin; onları kucakladığımı söyler misin?" deyip duruyordu.

 

www.zeyneporal.com


Yazıyı Tavsiye Et

Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.