ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Azer Bülbül bir sanatçı gibi yaşadıSayı: 1358 - 11.01.2012


Azer Bülbül (Subutay Kesgin) Kars’ın Arpaçay ilçesinde doğdu, Almanya’da büyüdü, Antalya’da şiddetli lodosun estiği bir gece üçüncü sınıf bir otelde yalnızlık ve umutsuzluk içinde öldü.

Azer Bülbül gerçek “öteki!”lerin
şarkıcısıydı. Bu ülkede Ahmet Türklerin, Selahattin Demirtaşların temsil ettikleri değildir “öteki”; bu ülkenin gerçek “öteki”lerini unuttuk biz; sınıf bilinci olmayan milyonlarca ezileni, yoksulu Azer Bülbül temsil ediyordu.

Ezilenlere çaresizlikten ba
şka hiçbir şey önermiyordu.  

Onu dinleyenler gerçekten çaresiz insanlardı. Ama çaresizli
ğin de bir bilinci vardır. Çaresizliğin bilincini Azer Bülbül’den öğreniyorlardı.

Birahanelerde, kuytu kahvelerde konfeksiyon atölyelerinde, ucu buca
ğı belirsiz küçük sanayi sitelerinin rutubetli, beton çatlaklarında sızıldayan bir ses o kadar umutsuzdu ki teslim oluşu önererek aslında direnmeyi öneriyordu.

*

Edebiyat ve Ele
ştiri’yi çıkardığım yıllar matbaacı dergi basımını geciktirmişti. Bir an önce dergiyi alabilmek için yardım etmek istedim; dergiye kapat takılan, duvarları Ankaragücü posterleriyle süslü mücellithaneye gittim. İlk kez orada dinledim Azer Bülbül’ün şarkılarını.

Kaynatılan tutkal kazanının yanına gö
ğsünde kocaman bir hoparlörü olan bir teybe Azer Bülbül’ün kasetini koymuşlar, sesi sonuna kadar açarak “Her An Her Şey Olabilir”, “Dokunmayın Çok Fenayım”, “Hele Aney Aney”, “Sol Yanımdan Vurdular Beni”, “Dayanamıyorum”u dinliyorlardı.

Kırım makinesinin mekanik sesi arasında Azer Bülbül’ün sesi dalga dalga yükseliyordu. Herkesin hiç konu
şmadan Azer dinleyip çalışğı bu iki saat benim için türlü duyguların ve düşüncelerin yumağı içinde kavrulduğum saatler olmuştu.

Uyu
şturucudan kurtulmak için mücadele ettiği; unutturulduğu yıllarda dergi bürosunun kapı komşusu beşinci sınıf menejerlik bürosundan çıkarken karşılaştık; tanıdım; aynı asansöre bindik. İyileşeceğini söyledim; utanarak ayakkabı uçlarına baktı.

*

Sistem bir türlü onu ele geçiremiyordu. Düzenin bir parçası olmu
ş ve yoksulları kullanıp satmış Orhan Gencebaylar, Müslüm Gürsesler gibi değildi. Uyum göster(e)miyordu.

Onu en çok dinleyenler Ankaragüçlülerdi.

Nasıl Tanıl Bora’lar, Ahmet Çi
ğdem’ler gibi tatlısu yazarları Gençlerbirliği maçlarına gidiyorlar diye Gençlerbirliği sol -damarı demiyorum- bir  imgeyi bile  temsil etmiyorsa, tam tersine varoşların tutkulu taraftarlarına sahip, Bakunin’in balıklama içine dalası oranında çılgın taraftarıyla Ankaragücü, yoksulları ve isyanı temsil ediyor.

*

Sonra Ankaralı Turgut ve yüzlerce türevi çıktı. Azer Bülbül’ü ekranlardan sildiler.

Bir sanatçıya yakı
şır biçimde kimseye eyvallah demeden göçtüğünde bile sistemin NTV’leri CNN’leri cemaatlerin bilimum STV’leri cenaze törenine bile ilgi göstermediler.

*

700 liraya günde 12 saat bir marketin kasasında ya
şamını çürütmeye hapsolmuş milyonlarca kadının erkeğin nasıl bir duygular dünyası olduğunu bilmiyoruz. Cemal Süreya, Edip Cansever, Paul Eluard okuyup operaya, tiyatroya gidiyoruz.

*

Bu ülkede yoksulları tanımıyoruz; ku
ş gribi olduğunda kameralar zorunlu gösterdiği için sefaleti ancak görebiliyoruz; iş kazası olduğunda bile emekçilerimizi ekranlarda göstermiyorlar; onları tanımıyoruz!

Bu ülkede yoksulların yazarı da kalmadı,
şairi de; sanatçısı da!

Bu kadar üzülece
ğimi bilmiyordum; yüreğim hala o mücellithanedeki işçilerde kalmış!

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.