ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1820
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Trabzon Üstünde Dolaşan Hayaletler!Sayı: 1336 - 12.12.2011


Tanımı itibariyle “gerçekte var olmadığı halde varmış gibi görünen şey, görüntü”. Var olduğuna dair en ufak bir bilimsel kanıt olmayan ancak yüzlerce yıldır varlığı kanıtlanmaya çalışılan varlıklar. Söylentiyle başlar ve söylentiyle devam eder. Gerçekliği kanıtlanamayana kadar hepsinin varlığının yakınımızda olması insanoğlu için en ilgi çekici unsur olmuştur bugüne dek.

Ancak
şimdiye dek bir türlü onca hileye hurdaya rağmen kanıtlanamayan “hayalet” ler bu yazının konusu. Sizde kabul edersiniz ki hepsini birden ele almak mümkün değil. Birde böylesine,  hilebazların cirit attığı, insanoğlunun merakını yoğun şekilde cezbeden ve sonunda meraklılar için hüsranla biten bir alandan bahsediyorsak .

Yinede biz bir kaçından bahsedelim. Belki yeniden onlar hakkında dü
şünme fırsatımız olur. Hele ki bazılarının yanı başımızda olduğu iddia ediliyorsa…

Opera Binası Hayaleti?

Bundan yakla
şık bir sene öncesinde benimde aynı fikir birliğine sahip olduğum bir konu, Trabzon’daki tüm duyarlı ve sanatta ön sıralarda yer alan insanları bir araya getiriyordu. Yani şehrin ırzına geçirilerek yıkılan 1912 yılında Rumlar tarafından Trabzon’da yapılan Tarihi Opera binası yeniden hayat bulması ve kentin kimliğine kopmaz bağlarla katmak düşüncesi. Onlarca yazı yazıldı, karşı çıkanlar olduğu gibi, bunu ideolojik yaklaşımlarıyla olumsuzlayanların kaçamak görüşlerini de gördük. Geçmişte yazılanların hepsini bir kenara bırakmak istiyorum.

Bazı sözde “hümanistlerin” diline doladı
ğı, güneydoğudaki durum için kullandığı “ Savaş bir gün biterse kendimize şunu sormalıyız peki ya ölüleri ne yapacağız. Neden öldüler? ”. Buna benzer fakat daha net, son duruma baktığımızda ahlaki açıdan şu soruyu sormamız gerekiyor “ İyide biz kimin için uğraştık? ”.

Evet, bunun yanıtını o günlerde bu i
şin öncülüğüne girişen kişilerin cevaplaması, kamuoyuna açıklaması gerekmektedir. İnternet gruplarından değil açıkça kenti için düşünen, tüm hevesiyle bu işe gönül veren, peşinizde sizin için değil memleketi için dolaşanlara gelinen son süreci ve eğrisiyle, doğrusuyla yapılanları bir bir kamuoyuna açıklamak zorundasınız. Bunu yazmamın sebebi sizinde duymanız gereken ahlaki sorumluluktur. Derseniz ki “ Bu halkın denizinin yanı başından koca beton yığınını yol diyerek geçirdiler sesi çıkmadı. Opera binasının yapılıp yapılmaması bu saatten sonra kimin umurunda? ” Somut bir şey yaratılamadığını söyleyin. Evet, bakın bu konuda haklısınız. Hem de yerden göğe kadar.

Meydan Parkı Hayaleti?

Trabzon’da bulundu
ğum bir gün, yanımda kısa boylu, korkak yüzlü ama kaçamak sert bakışlı “ Dünya park gördü, efendim şehir ferahladı, daha ne istiyorsunuz yakında büyükşehir olacağız” diyen biri peyda oldu. Çok şaşırmadım doğrusu.

Bu güruh, artık eskisinden daha münasebetsiz. Yüksek sesle vatan millet edebiyatı arasında o kadar fütursuzca parti reklamı ve yüceltici ideolojisizliklerinden dem vuruyorlar ki sormayın gitsin. Kravatına attı
ğı balıkçı düğümünden dolayı, kravat takmaya sonradan geçiş yaptığı belli olan yeni sınıfın minyatür kralcısı,  badem firması reklamında oynatılması gereken bıyıklara sahip amcam, keyifle ilgiyi kendisine çekmek için konuştukça konuşuyor. Heykellerin kaldırılmasına tepki gösteren ve protesto edenlerle aynı fikirdeyim kuşkusuz ama bir sitemim var.

Peki, sevgili güzel insanlar, bu düztaban, sanatsal esteti
ğin oldukça uzağında (hatta uzayında) bir işletme haline gelen meydan parkı ortaya çıktığında neden suskun kaldınız? Her konuda ölümü gösterip, sıtmayı insanlara razı eden zihniyet bu konuda da dediğini yaptı. Buyurun o zaman, şehrin merkezindeki gelişmişlik düzeyi.

Bir ara yanımda bir bayanla parkın bulundu
ğu kafenin yanından geçerken, yanımdaki bayan iki dakikalığına çantasını parktaki masaların üstüne koyma “gafletinde” bulundu. Gençliğinin sokak aralarından kurtulması için muhtemelen eşinin dostunun yardımıyla parkta garson yapılan delikanlı “ burada duramazsınız, karşıda kaldırımda oturun” demez mi? Aynı doğaya sahip olmam münasebetiyle, yerel usulünce ancak şiddet içermeyen nasihatim sonrası ciddi kekeleme rahatsızlığı geçiren çocukta değil elbette suç. Her şehirde, o yerin simgeleşmiş bir dinlenme mekanı vardır.

Ve
şehirler buralarla anılır. Şehrimizde yaşayan ve başta gündüz vaktini geçirmek için kendine bir ferah alan yaratmış olan emekliler, şehri ziyaret eden yerli ve yabancı misafirler ile insanların sosyalleşmesi için bir alan olan, olması gereken meydan parkının ruhunun ne ölçüde yok edildiğine de şahit olmuş bulundum böylece.

Şehrin ruhunu, hatta ideolojisini mimari yapısı yansıtır.” diyen bir kültürün içinden gelen ilerici, demokrat hatta daha ileri gidiyorum orta yolcuların bile kayıtsız kalamayacağı bu yapı kapalı duvarlar arasında gerçekleştikten sonra, tuvalet ihalesinden sökülen anıtların durumuna kadar yine halk olarak tepkisizlikte sınıfta kaldık. Olsun takımımız bu haftaki maçı aldı, hele Burak’ın golü müthiş

Sanat Evi Hayaleti?

“Trabzon Sanat Evi Derne
ği” ismi ya da tanımı sizin aklınızda ne doğuruyor. Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer. Benim ilk aklıma gelen ve Türk Dil Kurumunun tanımı “ sanat üretilen yapı “ anlamına gelmekte. Tüzüğü itibariyle Madde 2-Trabzon Sanatevi Derneği: “1-Sanat ve Kültür faaliyetlerine katkıda bulunmak ve talep edilen ihtiyaçlarını karşılamak.” Ancak bugünkü görünümü madde ikinin, son sıradaki tüzük maddesi olan “ 6-Trabzon Sanatevi iç ve dış mekânlarının işletmesini yapmak veya yaptırmak amacı ile kurulmuştur.” görüntüsünden öteye gitmemekte.

İstatistik olarak elimde net veriler yok. Trabzon Sanat Evi kendi bünyesi itibariyle ne üretti dün ve bugün. Bahçesinde saatlerce sanat kabızlığı geçirten sohbetler için fazla güzel, merkezi bir işletme durumunda. Sayın Başkan Adnan Taç beyden ricam, en azından sitenizdeki fotoğraflarda objektife bakmayın. Anlamlı bir görüntüyü, tatil fotoğrafına çevirebilen bir durum doğuyor.

Trabzon’da böyle bir üretim alanı oldu
ğunu reddediyorum. O güzelim mekânın bir feodal beylik olmaya devam etmesini sağlayanları, bu mekanda gazı kaçmış sanat sohbetleri yapanların silkinmeleri, kendi bildikleri ve etrafta dile getirdikleri sıkıntıları, sitemlerini mevcut “ S. Evi “ yapısına yöneltmelerini istiyorum.

Tipik bir Trabzon hastalı
ğı olan “üç maymun” oyununu bir son verelim. Eski düşmanlar sık sık dost, eski dostlar ise sık sık düşman olur bizim memlekette.

Ve bunu ne kadar sık yaptıkça o kadar zevk, haz ve “nema” lanılır. Ergenlik öncesi geçici tatmin ya
şlarını çoktan geçenler, başını kuma gömen dostlar. Başınız her zaman o kumun altında kalabilir şüpheniz olmasın. İyisimi o yapıyı tekrar Trabzon’a kazandırın.

Sanat kendi içerisinde yo
ğun üretim içine girsin ve üniversite gençlerine potansiyel anarşist gözüyle bakmayıp, istedikleri legal etkinlikleri bedelsiz buralarda gerçekleştirebilsin. Bu konuya hassasiyetimin özel nedeni bilenlerin malumu. Burada yazıp geçmişi gündeme getirmeyeceğim. Tek arzum, bu yapının işlevsel gelmesi. Şehrin kısmen de olsa, 90 ların başında kıvılcım gibi parlayan, ülkesi, şehri için düşünen ve üreten gençlerin,“alnındaışığı hisseden” lerin var olması. 

Yazılar yavaş yavaş sanatın genelinden, ayrıntılarına inmeye başlayacak. Bu yazıyı da bir alıştırma turu içerisindeki eleştiri olarak görmek mümkün.

İyi günler dileğiyle.

www.medyatrabzon.com
 

Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.