ISSN: 1301 - 3971
Yıl: 17     Sayı: 1821
Şu an 6 müzisyen gazete okuyor

Günün Mesajları


♪ Tüm Mavi Nota dostlarının ve ülkemizin Şeker Bayramını en içten dileklerle kutlar esenlikler dileriz!
editör - 02.05.2022


♪ 8 Mart"ı kadın goygoyculuğuna çevirmeden, mana ve ehemmiyetinin taşıdığı öz yapıdan koparmadan kutlanması dileğiyle, 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun
Mavi Nota - 08.03.2022


♪ Okurlarımızın ilgisine çok teşekkür ederiz!
Mavi Nota - 03.03.2022


♪ Mobildeyiz! Cep telefonu, tablet ve diğer mobil araçlarda bir tık uzağınızdayız!
editör - 17.01.2022


♪ 17. yaşımız kutlu olsun!
editör - 24.11.2021


♪ 20. yüzyılın en önemli birkaç sopranosundan birisi olarak görülen TC Devlet Sanatçısı Diva Leyla Gencer'in 93. doğum yıldönümünde saygı ve özlemle anıyoruz.
Mavi Nota - 10.10.2021


♪ Gazetemizin öğretmeni, eski danışma kurulu üyemiz, besteci ve akademisyen, hocaların hocası Sefai Acay'ı vefatının 5. yılında saygı ve özlemle anıyoruz!
Mavi Nota - 20.09.2021


♪ Mavi Nota şahane...
Can Çeliker - 18.08.2021


♪ Değerli dostumuz Keman sanatçısı Tuğrul Göğüş’ün beklenmedik anda vefatı bizleri derin bir üzüntüye sevketmiştir. Değerli arkadaşımıza Tanrıdan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Mavi Nota - 09.08.2021


♪ Harika bir kaynak, düşünüp, oluşturup, yaşatanlara minnet ve saygılar
oya kerimoğlu - 03.08.2021


Tüm Mesajlar

Anket


Klasik Batı Müziği dinler misiniz?

Sonuçları Gör

Geçmişteki Anketler

Tavsiye Et




Destekleyenlerimiz






 

Yazılar


Türkü SarısıSayı: - 05.05.2006


Dün akşam yeni çekilmiş sayılabilecek bir memleketim yapımı film seyrettim. İyi hoş firaklıydı… Aslında filmden çok içinde söylenen bir türkü benim hoşuma gitti. İşin doğrusu, Meltem Cumbul’dan bir türkü öğrenebileceğimi daha önce bana söylemiş olsalar inanmazdım. O çıksın ortalıkta tek tek basaraktan “radyotek” röportajları yapsındı canım. Memleketimin hangi hayat damarı çatlarsa çatlasın, kanı Cumbul pul yapıştırarak durduramazdı herhalde! Sanatsal damarlarımız kanamasız vaziyette yerinde duruyordu, lakin benim ar damarım çatlamamıştı da ne idi? Bu ne arsızlıktı? Ummadığın taş, işte kalkar böyle yarardı baş…

Neydi efendim türkümüz? Sözleri aşağı yukarı aşağıdaki gibi!

Etek sarı sen etekten sarısan
Kurban olam Beydağı’nın karısan
Sordum sual ettim kimin yarısan
Ben sormadan dolu gibi dökülür

Bir köynek diktirdim kolu düğmeli
Herkes kaderine boyun eğmeli
Deli gönlüm çirkine bel bağlama
Sevdiğin yar Malatya'yı değmeli

Bir köynek diktirdim hasa bezinden
Alem düşman oldu senin yüzünden
Eğer gurbet ele gider dönersem
Ahdım vardır öpeceğim yüzünden

Türkünün söyleyen tarafından ve herkes tarafından “düğmeli” diye yorumlanan kısmı “dügmeli” şeklinde gayet sert bir “G” ile vurgulanmaydı. Keza “egmeli” ve “degmeli” de öyle. Öyle okunursa degebilirdi ben gibilerin bam teline. Degmeliydi!

Akşam uykusunun ardından bilgisayar başında türküyle ilgili araştırmalar yaparken beynim gayriihtiyari başka “sarı” kombinasyonları kuruyordu. Bir Malatya türküsü olan “etek sarı” aranırken bir Sivas türküsü olan “sarardım ben sarardım” mırıldanabilirdi pekala. Derken arkadaşlarımdan teki imdadıma yetişip Cumbul hanımefendinin yorumunun aynı zamanda film soundtrack’inin bir parçası olduğunu ifade etti. Öyle çıplak sesinden dinledik film izlerken bulunduğumuz duygusal yapı dışındaki bir yapıyla. Pek tatmin olmadım… Şu Sivas türküsünü arkadaşlarıma bir güzel dinletmeliydim. Siz de dinleyin…

Sarardım ben sarardım
Senin için sarardım
Baş yastıkta göz yolda
Her geçene sorardım

Al dağlar yeşil dağlar
Gurbette yarim ağlar
Açtı’mola şu Sivas’ın gülü yaprağı
Çekti bizi şu yerlerin suyu toprağı

Kayalardan kayarım
Bulamadım ayarım
Ben bu dertten ölürsem
Kaderime sayarım

Arayın bulun dinleyin söyleyin… Eteğin sarısından sararan benim serbest çağrışan türkü genlerim beni Malatya’dan Sivas’a götürdü. Bırakın sizi de götürsün. Hoş bir seyahat!

Bu iki türkünün sarı dışında kadere ve şehre bağlılık gibi ortak (g)özellikleri var. Kendimizi bilinmeyen şifreleri çözmüş kimseler gibi hissetmesek de, ortak paylar çıkarabiliriz kendi payımıza.

Derken sarı müshiller yutmuş gibi “sararmışam solmuşam” adlı türküyü dinlemek istedim lakin pek mümkün değildi bu. Zira bahsi geçen Tebriz türküsünü nerede aradımsa bulamadım. Şöyle bir ağız tadıyla dinleyemedim. Dinleyememiş olsam da sözlerini yineleyebilirim. Önden buyurun! (sözler için www.turkudostlari.net sitesine teşekkürü borç bilelim –her ne kadar kopyalama engeli biçmişlerse de, biz o engellerle dengelenemeyiz, neyse-)

Sararmışam solmuşam yarım
Bulut kimin olmuşam yarım
Ağlamayım neyleyim yarım
Men senden ayrılmışam yarım

Sevirem seni
İncitme meni
Meni meni meni meni
İncitme meni meni…

Şimdi bu sıra meni’ler aklıma “meniden mestim oğlan, küçükten dostum oğlan, eşittim evlenmişsen ben sehen küstüm oğlan” şeklindeki halk manisini hatırlatmadı değil. Onun ayrıntısı başka yazıya malzeme olsun…

Böyle güzel türkü molar ey okuyanlar? Bu türküyü de asrın türkücüsünü seçme yarışmalarından tekinde duymuştum da derhal dinlemek istemiştim… Aslında TRT günlerimizden aklımın bir köşesine kayıt edilmişti. Eski adıyla Nursaç Doğanışık söylerdi, yeni adı var ses sanatkârımızın, Nursaç Öner Günhan… Azeri, Karadenizli karışımı olduğunu söylemişti, çocuk beynime girmiş işte. Hatırlıyorum… Her neyse yeniden ne kadar dinlemek istersem isteyeyim bu türküyü, muvaffak olamadım. İnternetten indirdiğim bu türkünün mp3 dosyasının ayıp İngilizce sözler ihtiva etmesi uzun süre bana tebessüm ettirmedi değil.

“Sararmışam solmuşam”ı dinleyemiyorsak “sarı çiçek”i de mi dinleyemeyecektik canım? Kubat bize söylerdi onu. Aslında türkü değildi, Kazım Birlik beste etmişti ama olsun Karacoğlan laflarıydı bunlar. İlk dinlediğim zamanı hatırladım birden. Akşam okulumdan dönüyordum. Kırmızıydı türkünün içinde olduğu kasedin rengi. Kapağı da kırmızılıydı. Sözleri nasıldı bakalım?

Sarı çiçek sarvan kurmuş naz ile
Aşıklar da keman ile saz ile
Onbeşinde yeni yetme yar ile
Seni yaylamanın zamanı dağlar

Sarı çiçek sarvan kurmuş oturur
Yaz gününde taze otlar bitirir
Bir yel eser rayihasın getirir
Güllerin leylağa karıştı dağlar

Karacaoğlan der ki geldim oturdum
Yaşım onbeş idi yüze yetirdim
Elleri kınalı bir yar yitirdim
Gümanım köşende duruyor dağlar....

Yukarıdaki türkülerin ilk ikisi ve sonuncusundan müteşekkil “sarı playlist”imize sevgili mesaidaşım “sarışınım” ve “sarı odalar” adlı iki Sezen Aksu şarkısını ekledi. Nasıl şık durdu, nasıl güzel dakikalar geçirdik. Anlatıyorum işte:)

Sarı bu, enteresan renk. Kendisi güzel duruyor, -sarışınsın sarısın, sen bir selvi dalısın oluyor- insan ona benzeyince sarılık oluyor, sararır soluyor. Yaprak sarı ot sarı, ayva çiçek bok sarı misal. Bu amiyane tabirli misalim de o tabiri içermediği haliyle aslında bir Kayahan şarkısı. Biz çocukken gündüz çocuk programlarına parlak sarı kostümleriyle katılırdı hazret. Şimdilerde çok satıyor şarkıları, sattıran insanlara da bıdı bıdı yapıyor.

Sarının boka renklik yaptığı nerde görülmüş diyeniniz çıkabilir. Ona cevaben benim ufaklık saçlarıma ağabeylerimin yakıştırmasını yapıştırırım ben de. Biliyorum, aptallık… “Saçlarının boyasını tazeleyelim!” diyip komik olduklarını sanıyordular.

Eskiden kovboylu bir dizi vardı adı “sarı gül” idi. Onun sinopsisini hatırlayamadım şimdi. Bu kadar sarılıkla idare edin

Sarı güzeldir. Sarı şahanedir. Sarı güneştir. Petek sarıdır, etek sarıdır, bal sarıdır. Sarı sapsarıdır. Zap sarıdır.








Yazıyı Tavsiye Et

Tavsiye Et



Yorumlar


Bu yazıya henüz yorum yapılmadı.

Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.